Puan vermedi·440 syf.··
2026 8. kitabı
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları beni çok etkilemişti. Piruze’nin de böyle içime dokunacak , acıklı , beni etkisinde bırakacağını düşünerek okudum ve yanılmadım. Birini sevmenin , insanın ona güvenmesi , inanması, kimsenin lafını dinlememesi ve en kötüsü de herkesin haklı çıkması Piruze’nin ise aşk uğruna bir şeyler yaşaması beni üzdü. İlk başlarda Piruze’ye kızmıştım Sevim teyzesinin ona gerçekleri anlatması sakince belki dinler diye düşündüm ama sevgi insanın gözünü kör ediyor maalesef. Bir annenin çocuklarından ayrı kalması, dayak yemesi, iftira atılması, aldatılması ve en kötüsü de babasının eskisi gibi olmaması arkasında durmaması çok kötü. Kimsesiz kalıp bi şekilde kendi ayaklarının üzerinde durması beni çok etkiledi. Çocuklarını görmek için Şam’a gidip de dayak yemesi, hapise atılması ve en acısıda bunlara rağmen çocuklarını görememesi beni çok üzdü. Her şeye rağmen ayakta durabilmesi ve yıllar yıllar sonra 20 yıl sonra oğlunu görmesi beni çok etkiledi. Diğer kitabını hemen okuyup puzzle tamamlamak istiyorum. Keyifli okumalar .
PiruzeSinan Akyüz · Alfa Yayınevi · 202013,2bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:18
Narin, arkadaşı Hilal'in doğum gününde abisi Hakan ile tanışmış ve o tanışmadan sonra ikisininde hayatı değişmiştir. Narin küçüklüğünden beri bir çok şeyle sınanmıştır. Üstüne bir de Hakan'ın kaybıyla sınanması gerekmiştir. Narin her şeye ve herkese rağmen çocuklarını tek başına büyütmüş, Hakan'ın kaybının üzerinden dört yıl geçmiştir. Ancak Narin'in ödül alacağı bir gecede şehit bildiği Hakan'ı yeniden görmüş ve kocasının yıllar önce ölmediği ortaya çıkmıştır. Ancak Narin'in bunu öğrenmesi ile birlikte hayatlarına tehlikeler de girmiştir. Narin ateş hattının ortasında kalırken, Hakan'ın hala devam eden ve en kısa zamanda bitirmesi gereken bir görevi vardır. Hakan kaybettiği yılları telafi etmek için her şeyi yapmaya kararlıdır. Ancak öncelikle Narin ile hayatlarını yollarına sokmaları gerekmektedir. Bunlarla birlikte Narin yaşadığı hayatın yalanlar üzerine kurulduğunu fark edecek, geçmişin sırları ile yüzleşmesi gerekecektir. Bu seri kalbimi paramparça ederken bir yandan da kalbimi yumuşacaık yaptı.Bazı şeylerin ortaya çıkmasıyla 'bu kız daha nelerle sınanacak yaşadıkları yetmedi mi' diye bir yükselmiş olabilirim.Ve öncesinde olamasada sonrasında Hakan ona destek olmak için hep yanındaydı.Hakan'ın yaşamak zorunda kaldıkları ve onların ağırlığı da içime oturdu.Her şeyi beraber atlattılar ve aşkları ile kalbimi ısıttılar.Özelliklede sonlara doğru olaylar daha hareketli bir hal aldı ve soluksuz okudum o kısımları.Hilal'in abisi hakkındakileri öğrendiği kısımsa içime ayrı oturdu.Demet ve Orhun'u okurken kahkaha atmış olabilirim ama Demet'e üzüldüm bir yerde.Halit ve Hilal, Banu ve Tarık'ın hikayesini ise ayrıca merak ettim.Barlas'ı da unutmamak lazım.Ayrıca Sezgin'e buradan püü yazıklarım olsun demek istiyorum.Neşe ve Umut ise yine efsanelerdi.Bu arada az da olsa
Gölgesiz Cilt - 2Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 202543 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İyi ki bu topraklardan bir Tarık Akan geçmiş.
9/10
·198 syf.··
2026 620. kitabı
Tarık Akan denince benim aklıma yıllarca önce Yeşilçam’ın o yakışıklı, romantik filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu gelirdi. Belki çoğumuz gibi ben de onu önce güler yüzüyle, karizmasıyla ve romantik komedilerdeki rolleriyle tanıdım ve sevdim. Bu yüzden hayatını anlattığı Anne Kafamda Bit Var kitabını okurken sadece bir oyuncuyu değil, bambaşka bir insanı tanıdığımı hissettim. Tarık Akan’ın beni en çok etkileyen tarafı, kariyerinin en rahat döneminde risk alabilmiş olması oldu. İsterse yıllarca aynı tarz filmleri çekebilir, büyük bir hayran kitlesiyle yoluna devam edebilir, kimseyi rahatsız etmeden konforlu bir hayat sürebilirdi. Ama o bunu seçmemiş. Romantik filmlerin yıldızı olmaktan çıkıp toplumsal sorunları anlatan, halkın yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken filmlerde rol almayı tercih etmiş. Bu tercih ona sadece alkış değil, bedeller de getirmiş. Kitap boyunca yaşadığı tutuklanma sürecini, maruz kaldığı iftiraları, kırılan onurunu ve buna rağmen geri adım atmamasını okurken zaman zaman insanın içi sızlıyor. Özellikle toplum önünde tanınan bir insanın, hiç hak etmediği suçlamalarla karşı karşıya kalmasının nasıl bir yük olduğunu satırlarda hissetmek mümkün. Kitap bana Tarık Akan’ın sanat anlayışını da yeniden düşündürdü. Özellikle Yılmaz Güney’in filmi olan Yol‘da yer alması, sanatını sadece eğlendirmek için değil, yaşanan gerçekleri anlatmak için de kullandığını gösteriyor. Kitabı bitirdikten sonra ben de Yol filmini izledim. Açıkçası film içime işledi. Bazı sahneleri uzun süre aklımdan çıkmadı. O filmi izledikten sonra Tarık Akan’a duyduğum saygı bir kat daha arttı. Ama bu kez sadece başarılı bir oyuncu olduğu için değil; duruşu, cesareti ve sanatını bir şeyler söylemek için kullanabilen bir insan olduğu için. Anne Kafamda Bit Var, bir oyuncunun anılarından çok
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20177,1bin okunma
9/10
·288 syf.··
2026 22. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Nouman Ali Khan çok bilinen e müslüman camiada çokça takip edilen bir davetçi aslında. Ben de daha önce sohbetlerini çok defa dinledim ama ilk defa bir kitabını okuyorum, bu kitapta Bakara Suresi’nin ilk 29 ayetini detaylıca inceliyor. Ben bu kitaptan hemen önce Yedi Ayet Yedi Şahsiyet’i okuduğum için iki tefsir kitabını kıyas yaparak okuma imkanım oldu. Ve diğerine kıyasla bu kitap romantik bir dilden çok bilgilendirici ve gerçekçi bir üslupla yazılmıştı; insanları daha çok derin düşünmeye davet eden bir tutumu vardı. Ben çok beğendim, hem dili dolayısıyla okuması zevkliydi hem de içime çok dokunan ve altını çizdiğim çok fazla yer oldu.
Bakara Suresi Sohbetleri 1Nouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 20231,781 okunma
...Sonra bir daha göremedim onu.
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
152 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:43
...Sonra bir daha göremedim onu. Onun ilk aldığım kitabı "İçinizdeki Öküze Oha Deyin!" adlı eseri olmuştu. O vakitler kitabı alıp okumamış olabilirim. Nedense yıllar sonra bir reels videosunda 14 yıl sonra bir kitap yazdığını görünce hatırladım Bülent Akyürek'i. Hemen kitabı inceledim ve kapitalist sisteme karşı bir manifesto romanı olduğunu hissedip sipariş ettim. Kitaba başladım belli bir yere geldim ve nedense kaldı öyle. Kitaplığımda (Ki evin koltuk bazasının içine doldurulmuş vaziyette...) bir kitaba bakarken "İçinizdeki Öküze Oha Deyin!" kitabı geçti elime ve önce onu okudum. Kitabı okuduğum sıralarda yeni röportajlarını izlerken kenarda çıkan önerilerle eski bazı eski videolarını izlemeye de başladım. Bir gün bir videonun yorumlarına göz atarken "Allah rahmet eylesin" mesajını görünce şok oldum. İçime bir şey oturdu neden bilmiyorum ama çok üzüldüm. Keşke ölmeden bir defa sohbet etme imkanım olsaydı dedim. Geriye Doğru İleri kitabını okudum ve ardından Satılık Adam'ı. Herkesin her şeyi ölümüne istediği, elde etmek için canına dişini taktığı bu dünyayı elinin tersiyle itmekten bahseden bu adamı çoğu kişi elbette anlayamaz. Bence o hastalıklarla geçen ömründe farklı bir frekansa girmeyi başarmış ve sonsuz olanın peşine düşmüş ender şahsiyetlerden biriydi. Satılık Adam kitabı bir roman evet ama daha çok insana kendini sorgulatan bir monolog gibi. Bu kadar uzun olmayabilirdi belki daha konsantre hale getirilebilirdi kitap ama hastalıklarla boğuşan yazarın 14 yılda yazdığı bu metinleri belki de son bir kez elden geçirme fırsatı bile olamamış olabilir. Ama her halükarda okunası ve içinden mutlaka pay çıkarılması gereken güzel bir roman. Kendi deyimiyle, belki de bir dünya klasiği olur kim bilir? Romanın sonlarına doğru "Bir insanın değerinin anlaşılması için en
Edebiyat
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025152 okunma
10/10
·352 syf.·
2026 38. kitabı
Henüz 29 yaşındaki Adalet'in, hayatın hiç adil davranmadığı, sevgisiz büyümüş genç bir kadının yol hikâyesi. Ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenmesiyle başlıyor. Sonra yaşadıklarını düşünüyor. Çocukluk yıllarındaki içini kemiren, suçluluk duygusunu, ilk günahını, mahalledeki arkadaşının elinden çekip aldığı oyuncak ayıyı hatırlıyor ve yıllar sonra oyuncağı sahibine verebilmek için bir yolculuğa çıkıyor. Mahsun'a ulaşmak için, çıktığı bu yolculukta Sadi Seber ile tanışıp, yol arkadaşı olması ve sonra yaşanılan anlatılıyor. Nermin Yıldırım'dan okuduğum dördüncü kitap. Daha önce Ev, Unutma Beni Dersleri ve Unutma Beni Apartmanı'nı okumuştum ama bu kitabı içime daha çok işledi ve ilk sıraya yerleşti. Ben yazarın, kalemini ve üslubuna bayılıyorum. Dili anlaşılır ve su gibi akıp gidiyor bir bakmışsınız kitabın yarısını bitirmişsiniz. Bazı cümleler beni çok yaraladı o yüzden fazla altını çizdim ve alıntıladım Uzın süre etkisinden çıkamayacağım ve hiç beklemediğim finalle biten bir kitaptı ama İyi ki okudum tavsiye ederim
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma