“Defol!” diye haykırdım; “seni asla içeri almayacağım, yirmi yıl yalvarsan bile seni içeri almam.”
“Yirmi yıl oldu bile,” dedi ağlamaklı bir sesle, “yirmi yıldır kimsesizim.”
"Birkaç değerli eşya kurtarmak amacıyla toplantı salonuna koştum,” dedi Behennot, “hani şu sütunlu salona. Ah Efendimiz, eğer evli olaydım, karım yirmi kere dul kalma tehlikesi atlatmıştı! Neyse ki, Efendimiz, evli değilim. Açık söyleyeyim, evli olmadığım için de mutluyum. Ah Efendimiz, bekârlığın özgürlüğü bu dayanılmaz yüke tercih edilir mi hiç?..”
“Yazar mısınız?" diye sordu kadın bu kez.
“Tabii,” diye cevap verdi Korovyev şişinerek.
“Kartlarınız?” diye tekrarladı yine kadın.
“Güzelim,” diye başladı Korovyev okşayıcı bir sesle.
“Ben güzel müzel değilim...” diye onun sözünü kesti kadın.
“Ne yazık ki!"
Hayat olmaktır demiştin
Hayat sevmek ve olmaktır
Demiştin ki gündüz ölmek, gece ise doğmaktır
Ölüm savmaktır sıranı sırası gelince
Ölüm yaşam kuşunu kafesinden salmaktır
Gözlerime öyle bakma demiştin, gözlerin ateşe dalmaktır
Ne çıkar misk-u amber saçmasan etrafına
Gülün kârı solmaktır
Değişir iklimler mesafeler seninle
Ve hüzün sevdanla dolmaktır
Bu beden her mihnete her belaya katlanır
Lakin maksat ne olmaktır, ne ölmektir, ne solmaktır
Maksat olmaksa demiştin
Olmak, onu bulmaktır
Süleyman Arif Emre