Follia adındaki sonsuz melodinin eşliğinde
Birbirlerine son kez bakıp uyudular.
Ölümüne.
Seksen yaşındaydı.
İkisi de.
Birlikte olabilmek için kırk yıl,
Birlikte ölebilmek için de
Bir kırk yıl daha
Yaşamışlardı.
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de,
seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de,
öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de
benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...
Oğuz Atay hastaneden ayrılınca bir daha görüşmemişler ama Anne onu asla
unutmamış. Bana sorarsan, Oğuz Atay’a âşık olmuş. Ama günlüklerinin hiçbir yerinde
bundan söz etmiyor. Sadece şöyle bir cümle geçiyor: “O, hayatım boyunca tanıdığım, âşık
olunacak tek adamdı.”
Belki de bu sayede hayat devam ediyordu. Kimse, neye neden olduğunu önceden
bilemediği için... Çünkü her davranışının zaman içindeki bütün sonuçlarına önceden
tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. Durmak ve durdurmak.
Dehşet içinde.