''Okumak.” Ama kelimenin tam anlamıyla ''okumak.” Sadece bilmek için değil, neleri bilmediğini fark etmek; onları da görebilmek için ''okumak.” İşte vizyon budur!
Acıyla başlayan ve acıyla biten bir roman... Masum bir aşkın başına gelen nahoş olaylar zincirinde, kirli ellerin temiz sevgilere ne kadar zarar verdiğini gösteren bir şaheser. Muazzez’in iç sızlatan ''Ağabey, beni kaça sattınız?'' cümlesinden kısa bir müddet sonra gelen Ali’nin ölümü; bizi içten içe sevindirmişti. Salâhattin Beyin ölümü; evladının mürüvvetini gördükten sonra hayatta hiçbir gayesi kalmayan, kalp hastası bir adamın kurtuluşudur. Muazzez’in ölümü ise; Lüks yaşama düşkün olan annesinin, Şakir ve ekibinin, parasızlığın da zorlamasıyla ortada kalan bir bir kadının tüm kötülüklerden arınmasıdır. Kitabın sonunda Yusuf son bir kere Edremit'e bakıp, dağlara doğru at sürmesi, yazarın şu dizelerini akılara getiriyor:
''Şehirler bana bir tuzak,
İnsan sohbetleri yasak,
Uzak olun benden, uzak,
Benim meskenim dağlardır.''
youtu.be/82rwvateT2s