Ey batılılar, ey ay yüzünden mahrum olanlar! Müslümanın kalbiyle oynamayın. Olur ki onun (X) ışınlarından daha kudretli olan kalb ışıklarının öldürücü etkisini alırsınız. Bırakınız, ey avrupalılar, yüzünde ve yüreğinde her an bir ay bölünen, bir şakkulkamer mucizesi vuku bulan müslümanların iyileştirici ışıkları sırtınıza vursun, size șifa olsun ve sizi diriltsin. Sonra ordan yüzünüze sızan, size ve bize yetecektir.
Eğer insan maddî ve manevî her bir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarf etmekle hamdin şubelerinden olan şükr‑ü örfîyi îfa ve şeriata imtisal ederse insanın cevherinde vedia bırakılan o örneklerin her birisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan, o pencereden o âleme bakar. Ve o âleme tecelli eden sıfatla, o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir âyine olur. O vakit insan ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet ve âlem-i gayba bir hülâsa olur. Ve her iki âleme tecelli eden, insana da tecelli eder. İşte bu cihetle insan, sıfât-ı kemaliye-i İlahiyeye hem mazhar olur hem müzhir olur.