bir yaralı döşten gayrı nem kaldı nedemek... Bu söz, halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif'in ünlü Nem Kaldı türküsünün en can alıcı dizelerinden biridir.Kelime anlamı olarak "Yaralı bir göğsümden başka hiçbir şeyim kalmadı" demektir. Burada kastedilen derin anlamlar şunlardır: 1-Maddi ve Manevi Kayıp: Şairin hayatı boyunca güvendiği dostları, malı mülkü ve değerleri elinden alınmıştır. 2-Derin Acı ve İhanet: Mert bildiği kişilerden veya dünyadan gördüğü vefasızlıklar nedeniyle ruhunun ve kalbinin ağır yaralar aldığını ifade eder. 3-Yalnızlık: Artık geriye sadece dertlerle dolu, hırpalanmış bir beden ve acı çeken bir kalpten başka hiçbir şeyinin kalmadığı isyanını dile getirir.
Alıntı
İnsan en çok da içinde kalan cümlelere yenilir...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Meveddet, Arapça kökenli bir kelime olup "sevgi, muhabbet, sıcaklık, samimiyet ve yakınlık" anlamına gelir. İslamiyet'te ve tasavvufta, özellikle eşler arasındaki kalıcı, derin ve davranışlara yansıyan karşılıksız sevgiyi ifade etmek için kullanılır.
KUANTUM FİZİĞİ "NAZAR DEĞMESİNİ DE" AÇIKLAR MI?
"Bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer." 2. Söz'den. Zaman zaman kuantum fiziği ile ilgili kitaplar okurum. "Hakikatin tâ kendisidir!" demek aşırılığına kapılmam. Hayır. Zîra, imân ederim, hakikat ancak el-Muhît olan Allah'ın elindedir. Rabbü'l-Âlemîn olarak her şeyi yaratan Odur. Evet. Her şey hakkındaki en doğru bilgiyi her şeyi yaratmak itibariyle her şeyi kuşatan Vahid-i Ehad söyleyebilir. Parçadan bütüne gidenlerin bilgisinin kıymetiyse ulaşabildikleri parçanın büyüklüğüne göredir. Ne kadar kuşatabildilerse o kadar! Fakat şu kadarcık hakkını veririm: "Kuantum fiziği beşeriyetin gözünü bir parça açmıştır." Ne anlamda? Geçmiş yüzyılın materyalist fizik yaklaşımını aşmak bağlamında. Aynen. Materyalizmin eşya yaklaşımı sadece "gözleneni" esas alıyordu. "Gözlemciyi" bir detay gibi görüyordu. (Ve hiç hesaba katmıyordu.) Dolayısıyla hakikatin dairesi şahit olunandan ibaretti. Ancak kuantum fiziği bunu bir parça kırdı. Gözlemcinin de gözlemlediği şeyi etkilediği gibi bir yere götürdü bizi. Dalga-tanecik araştırmalarıyla yazıyı uzatmayayım. Lakin kuantum fiziğiyle asgarî ilgilenenler dahi bilirler: Gözlemcinin yaratılışa etkisi üzerine acayip acayip iddialarda bulunmaktadır. İşte, bir şekilde, bunun, Bediüzzaman Hazretlerinin "mânâ-i harfî" ve "mânâ-i ismî" kavramlaştırmalarına da bakabileceğini düşünüyorum arkadaşım. Çünkü, o, bir yerde Refet abiye bu ıstılahları tarif ederken diyor ki: **"Sen âyineye baksan, eğer âyineyi şişe için bakarsan, şişeyi kasten görürsün. İçinde Re'fet'e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksat, mübarek simanıza bakmak için âyineye baktın; sevimli Re'fet'i kasten görürsün. (...) Âyine şişesi tebeî, dolayısıyla nazarın ilişir. İşte birinci surette âyine şişesi mânâ-yı ismîdir; Re'fet mânâ-yı harfî
Kuantum Fiziği
boğazımda düğüm oluştu.’

Cosette

@Tsukino_usagi
·
dün gece şu cümleye durup durup baştan baştan ağladım: annem ilk kanseri yendiğinde onu yemeğe çıkardım, kazandığım ilk parayla. tekrar yakalandığını öğrendiğimde merdivenlere oturdum, ağlarken bayılmışım.
Boğazımda düğüm olan Hiçbir şeyi affetmiyorum
Alıntı