"Belki de bu kitap sadece ifade ettiği düşünceleri daha önce düşünmüş olanlar tarafından anlaşılacak" diye yazmıştı. "Bu nedenle bir ders kitabı değildir. Anlayarak okuyan kişiye keyif verebilirse amacına ulaşmış olacaktır."
... sözü edilen ‘kendi kendini yönetme’, her bireyin kendisi tarafından yönetilmesini değil, aksine diğer kimseler tarafından yönetilmesini ifade etmektedir.
İşte böyle bireysel bakacaksın. Biz siyaset teorisyeni miyiz de 'genel istenç'i kullanalım ?
“Ben seninim,” dedim, yağmur etrafımızda gürültüyle yağarken.
“ Bacaklarımı kırabilirsin fakat yine de peşinden sürünceğim. Eğer yaralanırsan seni iyileştirmek için kendimi parçalara ayıracağım… her….zaman…. Bu geçici bir anlaşma değil. Birlikte olacağız. Sonsuza dek. Ya da öleceğim .”
İki renkli gözleri büyüdü.
“ Ne dediğimi anlıyor musun prenses?”
Nefesi kesildi.
“ Bunu hissetmediğini söyle bana.” iyice yaklaştım; dudaklarımız birbirine değdi. Bu öpücükte cinselliğe dair hiçbir şey yoktu; tamamen sahiplenme ve öfkeden ibaretti. “ Eğer hissetmiyorsan, vazgeçerim” diye fısıldadım dudaklarına karşı. “ Seni korumaya devam ederim fakat artık… çabalamayı bırakırım.”
Ölmekte olan bir adam gibi nefes aldım ,onu içime çektim. Gözbebekleri büyüdü.
“ Bunu, hissediyorum.” dedi sessizce.” fakat bu.. hiçbir şey ifade etmiyor”
Ağzımı onunkine bastırdım, dilim dışarı çıktı ,yutarcasına. Dili karşılık verdi.
“İkinize de ne oluyor böyle ?” diye bağırdı Augustus. “Neden sizi sürekli böyle buluyorum? Kan kaybederken öpüşüyorsunuz.”

Bu derin ve çarpıcı ifade, Tezkiretü'l-Evliya'da da aktarılan, Hz. Ali ve Hz. Ebubekir'in torunu Cafer-i Sâdık’a atfedilen manevi bir tespittir. Aklı aşan, dünyevi kurallara sığmayan ve insanı kendi sınırlarının ötesine taşıyan bir gönül halini tanımlar. Tasavvufta da bu duygu, ilahi aşka ulaşmanın bir basamağı olarak kabul edilir