"...Kardoukhoiler (Karduklar), Kürtlerin kesin olarak ataları olduğu genellikle kabul edilmişti. Onlar gibi dağlı, aynı ülkede oturur, gözü pek olduklarına göre, varsayımı kesinleştirmek için daha ne gerekliydi? Oysa araştırmaların bugünkü durumunda, artık bu konuda aynı kesinlik kalmamış görünmektedir. Bir kere bu alanda büyük bir otorite olan Th. Nöldeke gibi, M. Hartmann, Weissbach gibi Doğubilimciler, dil bilimsel nedenlerle Kürd ve kardu biçimlerinin eş anlamlı sayılmayacağını kanıtlamışlardır" diyerek, Kürtlerin geçmişi hakkında, Wiladimir Minorsky'den farklı bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Ancak bilimsel düşünce ve bilimsel etkiden uzak, politik-ideolojik tercihlerini, bilimsel görüşler olarak ifade edenler,Minorsky'nin yukarıdaki yazısını neden analiz edememişlerdir ?
Aciz,adi,duygu ve anlayıştan yoksun bir yaratık,kendisini kabul eden herhangi bir yabancının koruyuculuğuna sığınabilir;ancak,böyle bir yaratığın bütün müslümanların halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette doğru değildir.
Bir Parisli bize "deliliğe cinler yol açar" dese, bu ifade Mağripli bir Müslümanın ağzından çıktığında sahip olacağı değere sahip olmaz çünkü Cezayir'de böyle bir inanç normal ve uyumludur, hem hastada hem de sağlıklı kişilerde bu inançla karşılaşırız.
Rivayetlerin sahih ve doğru olanlarını sahih ve doğru olmayanlarından ayırmaktır. Bir başka ifade ile Hz. Peygamber'in söylemediği bir sözü ona söyletmemek, yapmadığı bir işi ona yaptırmamak, yani sünneti asli berraklığı içinde korumaktır.
Hadis ilminin gelişmesi, "Hz. Peygamber'e yalan isnad etmeme dikkati" ve "tebliğ görevi"nin yerine getirilmesi sayesinde gerçekleşmiştir. Bu konuda ilk ve en değerli gayret, sevgili Peygamberimiz'in en hayırlı nesil olarak takdir ve takdim buyurduğu ashâb-ı kirâm'a aittir. Allah kendilerinden råzı olsun. I-14