Annemin anlattığı şu büyü de bana ilginç geldi. Eğer bir erkek kadın gibi davranırsa, cinsel gücü yoksa büyücü onun bir eline ayna, diğer eline iğ veriyormuş. Onu bir kapıdan geçiriyor. Geçerken
eline verdiklerini alıyor ve ona bir yay veriyormuş ve "Nasıl senin elinden kadınlara ait olanları alıp yerine yay verdimse, sana da erkeklik öyle gelsin" diyormuş
seçenekler var, diye düşündü, yeterince oturduktan sonra. seçenekler var her zaman.
ve bir seçim yaptı.
kraliçe yürümeye başladı, cüceler de peşinden.
”doğuya gittiğimizin farkındasın, değil mi?” dedi cücelerden biri.
Sözlerinden çıkardığım sonuç şuydu: İnsanın dilediği gibi yaşayabilmesinin önünde iki engel vardı: Tanrı ve insanlar.
Ninem pencerenin önüne oturmuş dantel ipi büküyor, usta parmaklarında iğ arı gibi vızıldıyordu. Dedemi uzun süre sessizce dinledi, sonra birden:
- Her şey Tanrı nasıl isterse öyle olur, -dedi.
-Ne diyorsun sen! -diye bağırdı dedem.- Ben Tanrı'yı unutmuş falan değilim... Ben de biliyorum Tanrı'yı. Budala kocakarı! Aptalları yeryüzüne Tanrı mı serpiştirdi?
Bana göre dünyada en güzel yaşam, Kazaklarla askerlerin yaşamıydı.
İmparatorlugun vatandaşları olarak bizlerin B ü y ü c ü -K ra lla r
doneminden
alabilecegimiz en büyük ders, gücün s ın ırs ız o lm a m a s ı g e r e k tiğ id ir . Bu ne
d e n le b ir im p a ra to r ta ç g iy d iğ in d e T a n rıla rın b ir ra h ib i o n u n k u la ğ ın a şunu
fıs ıld a r: Ölüm lü olduğunu unutm a. Öleceğini unutma. Ç ü n kü ö ld ü ğ ü m ü z d e ,
h a y a tta k i e y le m le rim iz i ya rg ıla ya n G ölge Tanrı A n ib a l ile y ü z le ş ir iz ve ö lü m
lü gü cü n h e rhan gi b ir şe kild e kötüye k u lla n ılm a s ı, Cehennemde sonsuzlukla
sonuklasacaktır.
Ormandaki iğ ağacı nazlı mı nazlı. Rüzgâra, dolunaya, tabiatın tüm güçlerine karşı narin bir savaşçı. Köklerini en derinlere saçtı ve bütün fırtınaları sapasağlam atlattı.