ignarus ignorantium

ignarus ignorantium
@ignarusignorantium
Puan vermedi
Yine Erhan Bener yine mükemmel bir kitap. Mühim not: Bu roman 1981 yılında sansürlü bir şekilde yayımlandı ve yazar daha sonraki baskılarda düzenlemeler yaptı. Bende ilk baskısı olduğu için okudum, ben ettim siz etmeyin. "Oyuncu" Bener'in çokça otobiyografik özellikler barındıran bir romanıdır. Hatta bazı durumlarda sadece Bener'in yaşamındaki insanların isimleri değişmiş gibi hissettim. Eserin konusu sıradan denebilir ama Bener'in biçim ve zamanı kullanış şekli ve psikolojik tahlilleri romanı bambaşka bir yere taşımış. Konusu ise şöyle: Kerim Turgut siyasi geçmişi olan bir yazardır. Bir yandan ailesi ile diğer yandan evlilik dışı ilişki kurduğu Günseli ile ikili bir yaşamı vardır. Hayatındaki kadınlarla ve başkalarıyla kurduğu ilişkilerde kendisini bir oyuncu gibi hisseder. Bu insanlara karşı farklı personalar geliştirir ve bunu "Oyuncu" adlı romanında anlatmak ister, bu onun son romanı olacaktır. Eserdeki anlatı, sık sık geriyedönüşlerle genişler. Bu şekilde roman, 30'ların sonunda başlayıp 80'lere kadar uzanan bir aile ve ülke tarihi hüviyetine bürünür. Aslında eserdeki vaka zamanı çok kısadır. Kerim Turgut bir kalp krizi geçirir ve komaya girer. Bu süre boyunca, sevgilisi Günseli onun "Oyuncu" adlı tamamlanmamış romanını ve notlarını okur, biz de karakterlerin geçmişini bu şekilde öğreniriz. Eserde çok fazla konu işlenmektedir. En önemli konu "persona ve öteki" meselesidir. Solun kendi içinde hesaplaşması, cinsiyet eşitsizlikleri, cinsel ve toplumsal tabular eserde önemli yer tutan konulardır. Özellikle, eserde geriyedönüşler çok yaratıcı tekniklerle yapılmış. Roman bu açıdan çok dikkat çekici. Ben Erhan Bener'in her kitabını öneriyorum. Kendisi edebiyatımızın en ama en görmezden gelinen yazarı olabilir. Son olarak güzel kitaplar okuyun, güzel kitaplarla
OyuncuErhan Bener · Everest yayınları · 201837 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi
Yazarın daha önce Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği'ni okuyup hayran kalmıştım ama bu roman için böyle aşırı hisler beslemiyorum... Roman II. Dünya Savaşı'ndan sonra Çekoslavakya'daki siyasi durumu işliyor, daha doğrusu arka planda sürekli bu konu var. 1949 yılında, Prag üniversitesindeki Komünist Parti üyesi öğrencilerin hayatları, 15 yıl süresince mercek altına alınıyor romanda. Bir ideolojiye (eser özelinde komünizm) ne ölçüde bağlı kalınmalı? Bu ideolojiyi benimsemiş kişilerin bize olan davranışları, bizim ona bakışımızı nasıl etkiler? Özgür irade diye bir şey var mıdır, yoksa insan iradesi kin, sevgi gibi durumlara göre mi şekil alır? Bunlar kitabı okurken aklımı meşgul eden sorular. Ayrıca kitapta insan ilişkilerine dair çok daha fazla şey var. Zaten Kundera birçok şeyi aynı eserde, çok güzel bir uyum içinde ele alan bir yazar. Ben kitabı öneriyorum ama Var Olmanın D.H.ni okumadıysan ilk önce ve derhal onu oku :) Şaka romanı ikinci tercihin olsun ;)
ŞakaMilan Kundera · Can Yayınları · 2018531 okunma
Puan vermedi
Önce Tahsin Yücel'i saygıyla anayım. Edebiyatımızın çok saygın ve çalışkan bir figürüydü. Çevirmen, akademisyen ve birçok edebî türde üretmiş, çok özgün bir yazardı. Roman hakkında ise hislerimi yazmakta zorlanıyorum çünkü çok rahatsız edici ve beyin provoke ediciydi. Konusu ise çok gerçekçi. Yıl 2073. İstanbul gökdelenlerle dolmuş ve ülkede iki sınıf ortaya çıkmıştır: Gökdelenlerde yaşayan kenterler ve yabanda yazıda çıplak, ac acına yaşayan, avlanarak ve çöp toplayarak karın doyuran, bir kimliği bile bulunmayan, ihtiyaç fazlası "yılkı insanları". Özelleştirmeler almış başını gitmiş; Amerika, bir örnek devlet olarak kabul edilmiştir. Yargı ise Karadenizli müteahhit Temel Diker ve avukat Can Tezcan tarafından özel mülk haline getirilmiştir. Ülkenin başında ise dinî ve millî değerleri gözeten , politika dışında başka hiçbir uğraşı olmayan liderler bulunmaktadır. Bu eseri okuyunca fark ettim ki Türk yazarların distopya kurmak için çok düşünmesine gerek yok. Bilge Karasu Gece'yi yazdığında zaten elinde hazır bir distopya vardı. Yücel ise İstanbul'daki neoliberal vahşeti bizzat yaşadı. Kitaptaki öngörüleri maalesef çok gerçekçi ve iç daraltıcı. Evet, maalesef ki geldiğimiz noktada hepimiz birer yılkı insanı olduk. Bir yandan doğayı tahrip edip diğer yandan yaşama hakkımıza göz dikenlerin eline düştük. Kentlerimiz bizi hem kendimize hem topluma yabancı hale getirdi. Daha fazla diyecek bir şey yok, roman her şeyi gayet güzel özetliyor zaten. Ama hayat varsa umut da var tabii ki. Eserde de işlenen konulardan birisi bu. Ne olursa olsun, her zaman umutlu ve mücadeleci insanlar olduğunu dile getiriyor Yücel. Bu kitabı kesinlikle okumanızı öneririm. Hem kendi vicdanınızı ve gücünüzü görmek için, hem de Yücel'in böyle iç karatıcı bir romanda bile ortaya çıkan muhteşem mizahı
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Puan vermedi
Tuhaf Bir Erkek, Erbil'in son eseri. "Kalan" kitabının bir parçası gibi görülebilir. "Kalan" çok daha karmaşık, bol karakterli, bol mevzulu, hem toplumsal hem bireysel konuları ele alan bir anlatıydı. TBE ise daha bireysel, iki kişi arasında geçen bir roman. Lahzen karakteri bu kitapta gençken evlendiği eşini, evliliklerini anlatıyor. Adamın ilgisizliğini, tuhaf huylarını, kendi iç dünyasını aktarıyor okuyucuya. Yazarın "gorgo" diye tesmiye ettiği faşist liderlerin, karı koca hayatını bile nasıl zehirlediği anlatılıyor. Bence tuhaf erkek, iyi işlenmiş bir karakter değil. Eser de Kalan'a göre çoook sönük kalıyor. Yine de Erbil üstadımıza hörmet olsun diye okunabilir.
Tuhaf Bir ErkekLeyla Erbil · İş Bankası Kültür Yayınları · 2013866 okunma
Puan vermedi
Yeter ki kitabın ilginç bir konusu olsun, hemen edinip okumak istiyorum :) Eguçi 67 yaşında, ununu eleyip eleğini asmış bir abimiz. Evli, çocuklarını evlendirmiş, hayatında bir sıkıntı gözükmüyor. Sonra Eguçi arkadaşından bir şey öğreniyor. Bir işletme var. Otele benziyor. Odalarında genç kızlar uyutuluyor ve yaşlı erkekler onlarla (yalnızca) uyumak için para ödüyorlar. Eguçi bir kere meraktan gidiyor ama son gidişi olmuyor. Kitap 5 bölümden oluşuyor ve her bir bölümde Eguçi başka bir kızla uyuyor. Kitap birçok meseleyi ele alıyor. Her şeyden önce merhamet kavramını. Kimsenin seni görmediği, yargılamadığı bir alanda tamamen senin merhametine kalmış, savunmasız insanlara nasıl muamele edersin? Yaşlanmak ve merhamet arasında bir ilişki var mıdır? Bu soruları sıkça sordum kendime okurken. Uyuyan Güzeller bir açık yapıt. Dolayısıyla her okuyanda farklı bir şey uyandıracak. Bence sarsıcı ve tuhaf bir novellaydı. Marquez de sevmiş bu kitabı. Bence tuhaflıktan hoşlanan tuhaf okurlar da seveceklerdir.
Uyuyan GüzellerYasunari Kawabata · Can Yayınları · 2024678 okunma