Japon edebiyatından okuduğum 2. eser oluyor kendisi. Yazardan d okuduğum ilk eser. Kitaba başlamadan önce hakkında hep çok güzel yorumlar olduğunu okumuştum ve bu yüzden de beklentim çok yüksekti. Beklentimi tamamen karşılayan bir eser oldu.
Kitap 2 hikayeden oluşuyor.
Şeytanın Çırağı ve Onları öldürdü mü?
Şeytanın çırağının konusundan kısaca bahsedersem;
Eizō Shimamura, çocukluk arkadaşı Tsuchida Hachiro’na mektup yazıyor. Eizō Shimamura sevgilisnin cinayetiyle suçlanmakta, anca aynı zamanda savcısı olan çocukluk arkadaşına yazdığı mektupta cinayeti reddetmektedir. Hatta bir adım daha öteye gider ve tüm suçları Tsuchida Hachiro’nin üzerine yıkar. Çünkü kendisine göre arkadaşlıkları sırasında Tsuchida Hachiro ile olan iletişimleri, Eizō Shimamura’nın bugünkü kişiliğini ve hayat felsefesini şekillendirmiştir. Eizo , Tsuchida'nın beynini yıkaması sonucunda şeytanın çırağına dönüştüğünü savunmaktadır. Şeytan da tsuchida'dır. Gençliklerinde ona kötülüğü öğreten , kanında giren bir şeytan olarak betimler onu. Eizo , hamile karısından nefret eder ve karısı ne kadar onu severse sevsin ondan uzaklaşmaya devam eder. Onu öldürmek ister. Bir yandan da çok sevdiği ve asla kavuşamadığı sevgilisi vardır. Kitap boyunca işlenen bir cinayetin , gerçekte cinayet olup olmadığını ve suçluyu bulmaya çalışıyoruz bu mektup sayesinde.
Onları öldürdü mü? konusundan kısaca bahsedersem;
Bir çift kendi evlerinde ölü bulunmuştur. Bu cinayeti kimin işlediği neredeyse tamamen kesindir, Otera Ichiro. Adam suçunu zaten itiraf etmiştir ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Ancak avukatı, Otera Ichiro öldükten sonra adamın hapiste yazdığı mektubu bulur. Otera Ichiro orada her şeyi anlatmıştır. Öldürülen çiftten Michiko'nun nasıl bir kadın olduğunu, kocasıyla aşk evliliği yapmadıklarını ve etrafındaki