Selim hissettiği şoku, Ülkü'nün halinde de görünce tebessüm doğdu ifadesinde, âşıktı bu kıza, hem de fütursuzca, sorgusuzca, nedensizce, kalbinin en derinlerinden aniden gelircesine, en büyük fırtınaları beraberinde getirircesine ve yokluğunda ölürcesine âşıktı... sanki bir tek onun varlığıyla tamamlanacaktı.
Bizden habersiz bir sürü iyilik olurken bizden habersiz olan kötülüklere saplanıp yaşıyorduk belki de hayatımızı. Odaklandığımız her şeyi düşündükçe çoğaltıyor, dünyamız yapıyorduk.
Çok isteyeceğini bildiği bir şeyi istemenin beraberinde getirdiği endişeyi hissetti. Kalbini hızlandıran bu narin bedenin varlığını her hücresinde hissetmiş olmanın verdiği şaşkınlığı hissetti... hissetti Orhan... daha önce hiç hissetmediği gibi. Aşkı ilk defa hissetti. O ilk aşkın hissi hiç geçer miydi?
Varlığının üstüne katman katman oturmuş o hal öylesine ani, öylesine büyük bir güçle çekildi ki varlığından; var olduğunu dahi bilmediği benzeriyle buluşmuş gibi oldu Orhan. Ne gözlerini, ne de gözlerinden İlmiye'ye akan duyguların şiddetini çekebildi... baktı öylece, hissettiği duyguların beraberinde getirdiği korkularla sarmalanmış sevgiyi hissetti.
İstediklerini istedikleri şekilde alan, istemedikleri hiçbir şeyi yapmayan zenginlerin koyduğu kuralların içinde, fakirlikle birlikte gelenek haline gelmiş köleliğin üst katmanlarına tırmanabilmek için, köyden kalkıp gelmişti buraya.