Thiers'in Napolyon için söyledikleri kulağımızda küpe olmalı:
«Tek kişinin hükümeti, hükümdarın iktidar ve ehliyeti ne kadar yüksek olursa olsun, daima tehlikelidir.»
Kanunların iki kaynağı vardı Hayreddin'e göre: akıl ve vahiy. Akıl, insanlığın ortak malıydı; adaletle hürriyet, aklın iki temel prensibi. İslâm dünyası adaletle hürriyeti baş tacı ettiği müddetçe yükselmiş, hıristiyan dünya bu temel değerlere ihanet ettiği için karanlıklarda kalmıştı.
Hatâsını anlayan batı adalet ve hürriyete dört elle sarıldı, terakki ve tekamülün merkezi oldu böylece. Bizse o kutsal ilkelerden yüz çevirdik, çöküşümüzün başlıca sebebi bu.
İslâmiyet, ilmi, beşikten mezara kadar arayın, diyor. Ama bu emr-i celîl unutulmuş. Kanaati, bir lokmayla bir hırka tekerlemesine ircâ etmişiz. Bu uykudan ne zaman uyanacağız?
Tabular, tabular... Her adımda, şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekliyen bir harem ağası.
Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lâğımında boğduktan sonra, ellerimizi yıkayıp, «efendim bizde filozof yetişmiyor» diye ah-u vahlar.