“İnsan ruhunun selameti için en koruyucu ilaç; bir dostun, gördüğü kusuru sadakatle ihtar etmesidir.” Francis Bacon Bu böyledir. Ama dost acı söyleyen değildir. Acıyı olduğu gibi acıtmak için söyleyen dost sayılmaz. Dost acıyı tatlandırarak can yakmayacak şekilde söyleyebilendir.
Destek olursanız, sevinirim.
Sizden tek isteğim bu iletiyi ona iletmeniz ve görüp okuduğundan emin olmanız ve arkadaşımdan özür dilemesi KONU: Hukuka Aykırı Mesajlar ve Çocuğa Yönelik Rahatsız Edici İletişim Hakkında İhtar Henüz reşit olmayan bir çocuğa yönelik olarak göndermiş olduğu mesajlar tarafımızca incelenmiş olup, içeriklerinde yer alan cinsel imalar, uygunsuz ifadeler, hakaret niteliği taşıyan söylemler ve rahatsız edici iletişim girişimleri kayıt altına alınmıştır. Söz konusu yazışmalara ilişkin ekran görüntüleri ve diğer dijital deliller muhafaza edilmektedir. Bilmenizi isteriz ki, bir çocuğa yönelik bu tür içerikteki mesajlar Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Eylemleriniz; olayın özelliklerine göre başta TCK m.105 (Cinsel Taciz), TCK m.125 (Hakaret) ve TCK m.123 (Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma) hükümleri olmak üzere, çocukların korunmasına ilişkin diğer ceza hükümleri çerçevesinde savcılık makamlarınca değerlendirilebilecektir. Bu nedenle tarafınıza açıkça ihtar olunur ki; İlgili çocukla her türlü iletişimi derhal sonlandırmanız, Mesaj gönderme, arama, sosyal medya üzerinden ulaşma veya üçüncü kişiler aracılığıyla iletişim kurma girişimlerinden vazgeçmeniz, Cinsel içerikli, aşağılayıcı veya rahatsız edici her türlü söyleme son vermeniz, gerekmektedir. Aksi halde, elinizde bulunan tüm yazışmalar, ekran görüntüleri ve diğer dijital deliller ilgili mercilere sunularak Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulacak; gerekli adli ve hukuki süreçler gecikmeksizin başlatılacaktır. Bu ihtardan sonra gerçekleştirilecek her yeni iletişim girişimi ayrıca delillendirilecek ve dosyaya eklenecektir. Tarafınıza yapılan bu bildirim son uyarı niteliğinde olup, bundan sonra doğacak tüm hukuki ve cezai sorumluluk şahsınıza ait
1000Kitap

Geceninkızı

@Anes_08
·
+6
Böyle insanların bu uygulamada ne işi var anlamıyorum
Böyle iğrenç bir zihniyet olamaz ya ben bile iğrendim şuan lütfen şikayet edin hesabı kapansın kitap uygulamasıda olduğunu unutmuş kendileri konuştuğu şeyler gerçek mide bulandırıcı hayatı cinsellik üzerine kurulu bi insandan ne beklersin ki zaten bide bana sevmeyi ne bilirsin demiş asıl sevmeyi bilmeyen sensin bi insanı kendisi olduğu için sevmeyeceksin o sevgi değil takıntı olur şikayet edin lütfen
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(Birden hatıra gelen bir mes'eledir) Herşeyde, her musibette, hususan beşer eliyle gelen zulümlü musibetlerde, Risale-i Kader'de beyan edildiği gibi, iki sebeb var: Biri: Zahiren esbaba bakan beşerdir. Diğeri: Kader-i İlahîdir. Beşer zahirî esbaba bakar, bazan yanlış eder, zulmeder. Fakat kader başka noktalara bakar, adalet eder. İşte bugünlerde elîm bir endişe ile Risale-i Nur dairesine temas eden üç mes'ele, adalet-i kaderiye noktasında manevî suale cevaben ihtar edildi. Birinci Sual: Neden fedakâr, yüksek bir şefkatı taşıyan vâlide; bu zamanda veledinin malından irsiyet almasından mahrum edildi? Kader müsaade eyledi? Gelen cevab şu: Vâlideler bu asırda, bir aşılama suretinde şefkatlerini yanlış bir tarzda sarfetmeleridir ki; evlâdım şan, şeref, rütbe, memuriyet kazansın diye, bütün kuvvetleriyle evlâdlarını dünyaya, mekteblere sevkediyorlar. Hattâ mütedeyyin de olsa, Kur'anî ilimlerin okumasından çekip dünya ile bağlarlar. İşte bu şefkatin bu yanlışından, kader bu mahrumiyete mahkûm etti. İkinci Sual: Risale-i Nur'la münasebetdar bazı zâtlara acıdım. "Neden pederinin malından hakkı iki sülüs iken, o haktan kısmen mahrumiyete kader-i İlahî neden müsaade etti?" Gelen cevab: Şu asırda öyle acib bir aşılamakla, ebeveynine hürmet ve peder ve vâlidesinin şefkatlerine mukabil bilâ-kayd u şart kemal-i hürmet ve itaat lâzım iken; ekseriyetle o hakikî hürmet ve itaat bozulduğundan, iki sülüs almaktan zulmen mahrum edildiler. Kader, onların kusuruna binaen müsaade etti. Kızlar ise; gerçi başka cihetlerde kusurları çok, fakat za'fiyetlerine binaen, himayetkâr ve şefkatkâr ellere ziyade muhtaç bulunduklarından hürmetlerini, peder ve vâlidelerine karşı ihtiyaçlarını hassasiyetle bir cihette
Din
Seçim paradoksu
Çok seyahat eden ve değişik lezzetleri dünyanın birçok şehrinden deneyimlemiş bir seyyah olarak söylemeliyim ki; en iyi lokantaların menüsü kalabalık olmayanlardır, en iyi şehirler sade şehirler ve en kaliteli insanlar da sadeliği şiar edinmiş olanlardır. Yazım yine uzun olacak, kısa kes diyenler için, Sadelik en asil zarafettir diyerek konuyu buracıkta özetleyebilirim; lakin bu beylik lafın arkasındaki derin hakikati okumak isteyenlerle kalemin mürekkebi elverdiğince uzun bir hasbihale duracağız. Kapitalizmin kurumsal ve yutturmacalı kalıplarından sıyrılıp fıtrata baktığımızda hiç düşündünüz mü; ansiklopedi gibi kalın menüsü olan o cafcaflı restoranlar neden kısa sürede kapanıyor da, yüz yıllık asırlık işletmeler hep tek bir ürün üzerine sebat edenlerden çıkıyor? Çünkü insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik olan seçim yapabilme iradesinin de fıtri bir limiti, aşılmaması gereken bir optimum noktası vardır. Hatta bazen önünüze hiçbir seçeneğin sunulmaması, seçimsizlik en büyük nimettir; misal, şehrin en iyi dönercisine girdiğinizde önünüze alternatif bir yemeğin konulmaması ve o tek lezzete odaklanmanız, günün en huzurlu anına dönüşebilir. Bizler fani dünyanın haz ve mutluluklarının değil, kalbi bir sekinetin, yani huzurun peşindeyiz ve bu huzur için doğru mizanlarla seçim yapmak şarttır. Önünde onlarca sayfadan oluşan bir menüyle baş başa kalan aç ve sabırsız bir insanın karar vermesi nasıl zor ve ekseriyetle hüsranla sonuçlanan bir süreçse, hayatın bütünü de böyledir; zira insan o kalabalıkta kendi tabağını yerken bile sürekli acaba diğerini mi sipariş verseydim, yoksa karşımdakinin tabağı mı daha iyiydi? vesvesesiyle tahrif olur. Halbuki lezzet, tam bir odaklanma işidir; her hakiki lezzet gibi sevmek de, sadakat de ancak odaklanmakla vücut
Din
"Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsaid muhtelif maddelerden terkib edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren!" kalbin kulağına gizli ihtar ediyor. Lemalar - 208
Din
Zaaf
Kaybedecek çok şeyimiz var. Bizi seven ve değer veren insanlar, üzerinde emek harcadığımız projelerimiz... bizim hayatımız değerli efendim! Trafikte gereksiz hız yapan kendi hayatını ve başkasının hayatını tehlikeye sokan insanlar beni düşündürür. Hele sudan sebeplerle tartışma çıkaran insanlar bunu neden yapar? Çoğunun kaybedecek bir şeyi yoktur bunu bile isteye yapar. Senin var efendim! Uzak dur. Onun ağlayanı yoktur senin var. Senin kaybedecek çok şeyin var. Bu bir gurur meselesi değil. Bu bir sorumluluk. Tek bir biletin var. Harcamamalısın. Bu yazı, zaaf kelimesinin sözlükteki anlamına bakılarak yazıldı. Arada bir anlamını bilsek de ihtar almak için sözlüğe bakmak şart oluyor. Zaaf - Ah Ben Öleyim Yollarına open.spotify.com/track/1xVLRgRdo...
Duygu ve Düşünce