Aytekin Parmaksız

Aytekin Parmaksız
@ihtiyackedisi
9/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
2944 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2018 00:00
Buraya bir enstitü dese de Tanpınar, tamamen bir metafordur. Saatleri Ayarlayan bu yer, aslında tamamen bir insan vücududur. dil, sekreter; uzuvlar bina; çalışanlar akciğer, kalp gibi organlar, beyin tabii ki Ayarcı. Peki Hayri İrdal, bu vücudun nesi olur? Zor değil bulması: Ruhu! Beyin, yani mantık, son bir şey daha ister, aslında büyük bir öneme sahip görünmez ilk başta, fakat bu istek, beden tarafından yadsınır, kabul görmez. Bu durumda ne ruh ne de beyin, bir alabilir, bir çıkış yolu bulabilir... Doğar, yaşar ve nihayet ölür. listedekiler.com
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2017 7. kitabı
kitabın küçük bir özeti, sentezi diyebiliriz aşağıdaki yazım için. tabii ki bol bol spoiler içermektedir. augosto perez'i tanıyor musun? hani şu sürekli monolog halinde olan, dünyada kendisine tek sadık canlı orfeo adında bir köpeği bulunan don augosto'yu? kitapta tam olarak kaç yaşında olduğunu bilmesek de, yirmili yaşlarının sonunda yahut otuzlu yaşlarının başında olma ihtimali yüksek. aileden zengin bir insan. işi gücü yok. kendiyle olan diyaloğu, orfeo'yla konuşması kadar etkileyici. bilinç akışıyla, seni, kendisinin gördüğü şeyleri, yaşadığı durumları çok iyi bir şekilde izah edip etkileyebilir. bir de ara ara görüşüp konuştuğu eski bir dostu -victor- var ki, onla yaptığı konuşmaları duysan o masadan en son kalkmak isteyen sen olursun. yağmurlu bir günde sokağa çıkıp, şemsiyesini kullanacağı için onun eskiyeceğini düşünmesi -ki hiç de cimri biri değildir, aksine bonkör ve yardımseverdir. söz madem eli açıklıktan açıldı, kendisinin bir kadına karşı kurmuş olduğu şu gerçekçi sözü de analım: 'cebinize sığanı kafanıza sokmayın; kafanıza sığanı da cebinize...'- yağmuru yemesine sebep olurken, "peki, şimdi nereye gidiyorum? sağa mı, sola mı döneyim?" kararsızlığıyla gideceği yönü bile bilmeyen bir avare, şaşkın ve sosyallikten uzak, parası kadar yalnız biri. ruhunun var olup olmadığını tam kestiremiyor. bir bedene sahip, fakat içinde yuvalanmış, aklını kemiren, düşünceleriyle oynayan ve ona sürekli bir şeyler fısıldayan şey, bir ruh mu? yoksa sadece kendi gölgesini görüp de korkan bir kedi gibi boşuna mı telaş içinde... eugenia ile bir rastlantı sonucunda tanışır. garip bir rastlantıdır aslında, fakat hiç sorgulamaz bunu. yine bir gün yürürken kendi kendine konuştuğu sırada, önüne bir kafes düşer, içinde de bir kuş. yukarı baktığında nereden düştüğünü görür. hemen
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
10/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2017 6. kitabı
alfred kubin'in eşsiz romanı. altıkırkbeş'in bana göre yaptıkları en güzel işi budur. roman, hikayeyi anlatan kahramanımıza bir temsilci gelmesiyle başlar. temsilci, kahramanımıza "rüya ülkesi" adında 31.000 km'lik bir ülke yaratıldığından ve bu ülkenin sahibi de kahramanımızın çocukluk arkadaşı olduğundan bahsedip, o ülkeye davet eder. rüya halkı'nı "sadece ruh halleriyle var olurlar", "her türlü ilerlemeye, bilime karşı" olarak tanımlar. ülkeye sadece tek bir kapıdan giriş çıkış yapılmaktadır. geriye kalan tüm alan duvarlarla çevrilidir. ülkeye kabul edilenlerin, doğuştan ya da yaşadıkları deneyimlerle "özellikleri" olan insanlardan oluştuğunu söyler. claus patera, yani rüya ülkesi'nin yöneticisi, açıklanmayan bir olayla büyük bir servetin sahibi olduktan sonra, kendisine böyle bir ülke yaratmıştır. sayfalar ilerledikçe tekinsiz bir yolculuğa çıkarız. eşini de alıp yola koyulan kahramanımızın içini yiyip bitiren endişeleri olsa da kendisine sunulan para ve rahat bir yaşam, bu endişeleri sümen altı eder. kapıdan geçer geçmez bir daha geri dönemeyeceğini hissetmeye başlar. bu korku hiç de yersiz değildir. insanların görünümü o kadar etkileyicidir ki, kahramanımız böyle bir ülkenin gerçekten de bir rüya olduğunu düşünmeye başlar, fakat kabus dolu bir rüyadır bu. bir eve yerleştikten sonra rüya halkı'nı incelemeye başlarız. bu insanların "normal" olduklarını anlamaya başlayınca endişemiz katlanır. insanların sürekli bir kuleye girip orada bir çeşit ayin yaptıklarını fark ederiz. kafede tanıştığı bir adamın "burada hepimiz bir büyünün esiriyiz," demesini yabana atmamak akıllıca olur; çünkü burada, herkesin "her an kötü bir şey olacakmış gibi bir tavırla yürümesi" sebepsiz değil. tüm bunların anlamını, insanların patera'dan bahsederken o ürpertisini çözmek için
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
10/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2017 5. kitabı
başlangıç ile bitişin örtüşmesine dair, roman şu paragrafla başlar: "kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. ... ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir." o beklenen sonda ise vahşi john, son anlarını derin bir pişmanlıkla geçirir. kendini dikenli bitkilerin üzerine atar, kırbaçlar ve trajik sona ulaşır. huxley, toplumların sınıflandırılarak "mutlu" olabilecekleri bir evren yaratmıştır. bu evrenin yaratıcısı henry ford’tur (ford hazretleri). ford, tüm toplumlar tarafından ilah olarak görülür. tanrı aşkına yerine ford aşkına denir. öyle ki ford’tan önce ve sonra olarak bir tarih tanımı vardır. f.s. 632 gibi. huxley'nin bu taşlaması fordgil'in (herkesin malumu henry ford’un) o şaşaalı endüstrisine dayanır. yeni dünya'da kadınlar doğum yapmaz. bokanovskileştirme yöntemi uygulanır. yani yapay dölleme merkezleriyle geleceği şartlandırılmış insanlar yaratılır. “şişede büyütülmek.” ve her bölüm bu insanları toplumsal yapıda hangi yere sahip olacakları konusunda işlemlere tabi tutar. alfa, beta, epsilon gibi toplumsal sınıflar vardır. epsilon en aşağı katmandır. fakat her bir epsilon mensubu hiçbir zaman bir üstündeki sınıfı kıskanmaz. daha fazla didinip beta yahut alfa’daki insanların konumuna erişmek istemez. toplumsal sınıfların oluşma zorunluluğu vardır. bizim dünyamızda da keza öyledir, aileden tutalım da kraliyete değin her kurumda bir hiyerarşik düzen uygulanmıştır... aksi halde mutsuzluk ve çatışma baş gösterir. yeni dünya'daki bu sınıflardan biri, diğerini bastırmaz. "kıbrıs deneyi" olarak bir örnek verir mustafa mond(denetçi), vahşi john'a. ve sınıfların oluşturulma gerekliliğinden bahseder uzunca. hipnopedya, şartlandırma merkezleri,
Televizyon
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2017 4. kitabı
"bu kitabın kapağına dört örnek öykü de yazabilirdim. dört! niçin! çünkü bu önsöz de bir öyküdür. bir öykü, bunda anlaşalım ve bir nivola değil, bir öykü." diye başlar kitabına unamuno. neden "örnek öykü" olduğunu anlatır. "cervantes don kişot'tan sonra yayımladığı öykülere örnekler adını vermişti, nedeni: 'yararlı bir örnek çıkaralımayan tek bir öykü yoktur!' der cervantes." en genel tabirle şudur nedeni: "... bu önsöz bir bakıma başka bir öyküdür; öykülerimin öyküsüdür...." daha fazla açıklamak yersiz olacağı için bir solukta bitirilen bu üç öyküye değinmek istiyorum. fakat geçmeden, unamuno'nun gerçeklik felsefesini kavramamız gerekiyor. iki karakter yaratalım zihnimizde. birine hüseyin diyelim, diğerine de rahmi. yarattığımız iki karakterin de üçer karakteri daha oluşacaktır. oluşmak zorundadır. mesela hüseyin, yaratıcısı tarafından, kendi tarafından ve rahmi tarafından olmak üzere üç kişiliğe ayrılır. hepimizin olduğu gibi... kendisinin de telaffuz ettiği gibi kafa karıştırıcı olabilir, düşünmek istenmiyorsa eğer. benim gibi uzun uzun anlatmak yerine şöyle bir sistemle açıklamaya çalışmıştır: üç juan: | 1. gerçek juan: yalnızca yaradanı için tanınan. | 2. juan'ın ideal juan'ı: hiçbir zaman gerçek olmayan ve genellikle ondan çok farklı | olan. | 3. tomas'ın ideal juan'ı: hiçbir zaman ne gerçek juan'ın ne de juan'ın ideal juan'ı | olmayan, genellikle her ikisinden de çok farklı olan. üç tomas: | 1. gerçek tomas | 2. tomas'ın gerçek tomas'ı | 3. juan'ın ideal tomas'ı. "... diyorum ki, bizde her birimizin tanrı için olandan başka -hepimizin tanrı için olduğumuzu kabul ederek- başkaları için olandan ve olduğu sanılandan başka, o olmak isteyen vardır..."
Siyaset
Üç Örnek Öykü ve Bir ÖnsözMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,439 okunma