Evet, tek bir dal binlerce şey olabiliyordu. Oda aslında bir anahtardı; hayal dünyamızın kilitli tüm kapılarını sonsuza kadar açıyordu.
Aslında babaannem bana sadece bir dal değil, binlerce oyuncak hediye etmişti.
Bu dalla hokus pusu yapmamıza gerek yoktu. Çünkü gerçek sihir dalda değil, bizim hayallerimizde saklıydı. 
Gerçek tekti ama ona ulaşmanın yolları çok fazlaydı. O yolların ortak özelliklerine baktığımızda ise daima sorgulayan, kendini geliştiren, bilgisini arttıran, arttırdıkça yükselen ve yükseldikçe alçakgönüllü olan insanları görmekteydik. Din, dil, ırk ayrımı yapmayan, insan olmanın ilk şartının merhamet duygusu olduğunu öğrenmiş olan, hayvanlara iyi davranan, bitkilere iyi davranan, çocuklara iyi davranan en önemlisi de kendine iyi davranan insanlar seçilmeye en yakın olanlardı.
Eğer bir çocuk hiçbir şey yapmadan kendi mükemmel bulacaksa neden bir şey yapsın ki? Temeli olmayan öz saygı çalışkanlığı değil, tembelliği teşvik ediyor.