Tuba ihtiyar

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 23:44
Köpek GİBİ büyütülmüş çocuk, uzun zamandır bende en çok iz bırakan kitap oldu. Bazı yaralar hiç görünmese de, insanın bütün hayatına siniyor. Bruce D. Perry Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk
Psikoloji
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
Reklam
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 02:29
Evet… sonu gerçekten kalbe dokunuyordu. Kitabın bende dönüştürdüğü; Ergenliğin bir problem değil, bir geçit olduğu. Ve bu geçitten geçerken, yanlarında yürüyebilen yetişkinlere ihtiyaç duydukları. Kitabı okurken, ergenler hakkında pek çok kıymetli bilgi edinmenin ötesinde, birçok satırda kendi ebeveynliğime ayna tuttuğumu fark ettim. Çünkü ergenliğin asıl sınavının çocuklardan çok; yetişkinlerin sabrı, geçmişi ve duygularıyla kurduğu ilişkilerle bağlantısı olduğunu hissettim. Ben evlatlarım için bir ebeveyn olmaktan çok, hayatlarında var olabilen bir yoldaş olabilmeyi umuyorum. Bunun için de kendimle çok çabalıyorum. Doğruyu öğretmekten ziyade bağda kalabilmeyi; yönetmekten çok eşlik etmeyi… Ve tabiki hayatımda oldukları için şükrümü tarif edemeyeceğim evlatlarımı büyütürken, onlara öğretebildiklerimden çok, onlardan ne kadar fazla şey öğrendiğimi bir kez daha fark ettim. Ebeveynlik, sanırım yaşam boyunca tecrübe edebileceğimiz en keyifli, en mucizevi ve aynı zamanda en zorlu yolculuğumuz. Ve belki de bu yolculuk, çocuğu yetiştirmekten çok, insanın kendini yontmayı öğrenmesiyle ilgili… Daniel J. Siegel Ergen Beyin Rehberi
Araştırma-İnceleme
Ergen Beyin RehberiDaniel J. Siegel · Tuti Kitap · 2019141 okunma
Samanadam
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
***** Korkulukta, korkmayı temsil eden tek şey belki sadece ismiydi. Korkuluk olmasına karşın kimseye zararı yoktu. (syf.5) İsimlerin, etiketlerin, nesnelerin anlamlarına ne kadar çok takılıyoruz. Aslında her birine verdiğim isimler, etiketler veya anlamlar sadece bizimle ilgiliymiş. Bizler sıklıkla birilerini veya bir şeyleri verdiğimiz anlama göre değerlendiriyoruz. Aslında kitaptan alıntı yaptığım cümlede öyle olmadığını fark ettim. Anlamlar sadece zihinlerimizdeki cümlelermiş, ve düşüncelerimizmiş. Ve düşüncelerimiz gibi onlarda değişkenlik gösterebilirmiş meğerse. ***** "Siz karardığınız için mi üzgünüm, yoksa üzgün olduğum için mi karardınız?" (syf.33) Bazen hislerimizi yoğun yaşadığımızda bulunduğumuz durumdan bir suçlu arama arayışına giriyoruz. Belki zaman zaman durumumuzun sorumlusunu hayat şartlarımıza yüklüyoruz. Ya da geldiğimiz noktaya suçlu bulmak için kendimizi sebep gösterip, kurban ediyoruz. Bu sorularımız aslında boş bir uğraştan başka bir şey olmadığını düşündürdü. Önemli olan neden böyle hissettiğimiz sanki. Ne şartlar altında veya ne sebeplerden ötürü bu durumda olduğumuza değil, durumumuzu değiştirmek için neler yapabilmeliyize odaklanmamız gerektiğini düşünebiliriz. ***** Samanadam, Elmas ve Kömürcü aslında ne kadar yakın isimler. Sap, saman ve odunlar sıkışınca zamanla kömür olur, kömür sıkışınca Elmas olur. Saman gibi nahif kurumuş bir otun, elmas gibi parlak bir taşla aynı kökten gelmesi ne garip! (syf.52) Büyüyüp gelişmek belli aşamalardan geçmeyi gerektirir. Önce ham’sındır. Tıpkı bir bebek gibi. Bir tohumun büyüyüp filizlenirken, sonunda bir oduna oradan bir yakacağa dönüşmesi için pişmesi gibi, hayattın da seni büyütür ve olgunlaştır. Bu gelişim belki uzun ve meşakkatli bir yoldur. Sonunda ise kömürün elmas olması gibi sen de ham
SamanadamAnooshirvan Miandji · Bilgi Yayınevi · 2015214 okunma
Öfke Dansı
7/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2022 00:37
Öfke; bütün olarak bakıldığında yanlış giden şeyler hakkında bir uyarıdır. Öfke iki ucu sivri bir bıçak gibidir. İfade edilmemiş, dışa vurulmamış, bastırılan öfke, aslında kendimize sapladığımız bir bıçaksa, yanlış ifade edilen veya sorun giderme amacı ile ifade edilmediği zamanlardaysa öfke, hem karşıya, hem de bizde de oluşturduğu olumsuz duygular, duyumlar nedeniyle kendimize sapladığımız bir bıçaktır. Bu bıçak ruhumuzda geçici yaralara neden olur. Bu yaralar tekrar eden kronikleşmiş öfke sırasında derinleşir ve daha büyük bir acı, kanamaya sebep olur. Öfke dışa vurulsa da vurulmasa da aslında bir şeyleri değiştirmez. Yara kabuk bağlasa da tekrar tekrar kaşınarak kronikleşen bir hale gelir. Böyle bir durumla karşılaştığımızda asıl sorunu görerek bizi öfkelendiren şeyler hakkında düşünmemiz, yaklaşımımızı değiştirmemiz ve enerjimizi kendi değişimimize harcamamız, uzun vadeli ve köklü bir iyileşmeye olanak sağlar. Bu değişim yavaş ilerleyen, ilişkiler içinde zor bir süreç olsa da, sonuçta uzun vade de bir şeyleri değişecektir. Öfke Dansı sadece çiftlerin ilişki modellerine değil aile üyeleri, arkadaşlık ilişkileri ve her türlü sosyal ilişkilerimize de öfkeyi açıkça veya doğru ifade etmeyi konu alan bir kitaptır. İlişkiler uzun vadeli olduğunda zorlayıcıdır. Bir ilişkilerde "Biz" i korumak için "Ben"i feda etmek tahterevalli de dengeyi bozmak gibidir. Zaman zaman ilişkilerimizi korumak için sürekli altta kalmamız bizi benliksizleşebilir. Bu da, içimizde biriken bir öfkeye sebep olur. Bireycilikte (ben) birliktelikte (biz) tahterevallideki o dengeyi sağlamakla mümkündür. İlişkilerimiz de genellikle bir taraftan ayrı ve bağımsız bireyler olmak isterken, (mesafe koruyucu) bir taraftan da yakınlık ve bağlantıya ihtiyaç duyarak birer (duygusal takipçiye)
İnsan ve Toplum - Psikoloji
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,860 okunma
Pembe fili düşünme inceleme 1
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2023 14:20
Pembe Fili Düşünme Öz-Şefkat Terapisi, Kabul ve Kararlık Terapisi (ACT) teknikleri baz alınarak yazılmış, modern hikayelerle bezenmiş, bir psikolojiye giriş noktası gibidir. Kitap pembe bir fili düşünmemek gibi bir düşünceden bahsediyor. Fakat bunu yapmaya çalışmak zaten çoktan eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek gibi zaten başlı başına ters tepen bir istekten geçer. “Pembe fili düşünme” duygu ve düşünceleri bastırmak gibidir. Bu yaklaşım kısa vadeli işe yarar gibi gözükse bile genelde ters teper. Hatta bir zaman sonra kendinizi o düşünce veya duyguya esir olmuş gibi hissedersiniz.. Bastırılan duygu ve düşünceler bir bataklık gibi bizi yutar. Sonrasında kurtulmaya çalıştıkça daha çok batarız. Sonunda o düşünce ve duygulara saplanıp kalırız. Zihnimizden uzaklaştırmaya çalıştığımız kavramlar bir bumerang gibi zihnimize geri gelir ve hatta daha çok, daha sık zihnimizde yer edinir. Tıpkı pembe fil örneğindeki gibi.. Biz insanlar ilişkisel olarak öğrenip, ilişkisel olarak düşünürüz. Zihnimiz bir şeyi bambaşka bir şeyle bile anlamlandırıp, ilişkilendirmede adeta ustadır. Bu yetenek bize atalarımızdan mirastır. Hayal gücü yüksek bir birey olan günümüz modern insanı, güçlü bir sembolik ilişkilendirme becerisine sahiptir. Fakat bu becerimiz aynı zamanda bizim en tehlikeli tuzağımızdır. Bu nedenle bize acı veren bir durumdan kaçmak isterken bir anda acımızla her şeyi bağdaştırıp, zamanla kaçmaya çalıştığımız şeyden kurtulmak bir yana bu labirentten çıkış yolumuzu kaybedebiliriz. Çünkü zihnimiz işlediği müddetçe acıyı her yere taşıyabilir, kendimizi acımızın esiri haline getirebiliriz. Başımıza gelen olaylar karşısında duyduğumuz saf üzüntü, keder, olumsuz düşünceler temiz acımızken, bu acıyı kontrol altına almak, görmezden gelmek veya bastırmaya çalışmak sonucu duyduğumuz,
Psikoloji
Pembe Fili DüşünmeZeynep Selvili · İnkılap Kitabevi · 202411,6bin okunma
Reklam