Leyla ile Mecnun
Puan vermedi·416 syf.··
2026 41. kitabı
Eserimiz aslında iki kişiyi anlatmaktadır biri Fuzuli. Tabiki de kendine neden Fuzuli dendiğini çok önemli konu halinde işlemiştir; Dünyaya gelişi fuzuli olmayan bir kişinin gönlünden dökülen beyitlere, sözlere dem vuran ve her nefeste bize bunu yaşatan İskender Pala’ya ne kadar teşekkür etsek azdır elbet. Lakin böyle eserlerde divanda edebiyatında nirvana'ya ulaşmış Fuzuli’yi görmek ve şu an ki yetişen nesillere aktarmak tabi ki de taktir edilecek bir durumdur. İskender Pala gerçekten divan edebiyatını ve o dönemlere ait büyük şahsiyetleri kaleminde çok güzel anlatmaktadır. Her karakterde bir kez daha bizi yıllar öncesine götüren bir eser her beyitte gözlerden dökülen yaşlar... Kitabın temel konusunu ele almak gerekirse: bu kitap da “Mana’dan Madde’ye”, “Gönül’den Akıl’a”, “Soyut’tan Somut’a”, “Değer’den Değersiz’e” bir yol vardır ve akar gider. Ruhtan bedene gelen bir sevgi , ilgi ve malamayet... Hazine değerinde bilgileri 450 sene sonra tekrardan nakış nakış işlemek, tekrardan okuyucularına öğretmek için çabalamak gerçekten büyük özgüvendir bana göre.
1000Kitap
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
Kitabın temel konusu nesneler değil, seçimler. Bir seçim bolluğu içindeyiz. Bu bolluk bizi özgürleştirmek ve bu yolla mutlu etmek yerine, yanlış seçimler yapma kaygısıyla bizi mutsuz ediyor. Seçenek arttıkça özgürleştiğimizi sanıyouz fakat çoğu durumda daha huzursuz ve tatminsiz hale geliyoruz. Schwartz’a göre belli bir eşiğe kadar seçenekler faydalıdır fakat bu eşik aşıldığında karar verme yükü artar, pişmanlık ihtimali büyür ve kişi sürekli “Daha iyisi var mıydı?” sorusuna sıkışır. Kitap iki temel davranış tipini tanımlıyor. Bir tarafta “en iyiyi arayanlar”; diğer yanda “yeterince iyiyi kabul edenler (tatminliler)”. En iyiyi arayanlar, her seçimde en iyi alternatifi bulmaya çalışır. Bu da pratikte sonsuz karşılaştırma, bilgi toplama ve karar sonrası pişmanlık üretir. Tatminliler ise belirli bir standardı karşılayan ilk makul seçeneği kabul eder ve zihinsel maliyeti düşürür. Schwartz, objektif olarak daha “kötü” kararlar verseler bile tatminlilerin çoğu zaman daha yüksek yaşam memnuniyetine sahip olduğunu söylüyor. Kitabın odağında; süpermarket rafları, kariyer seçenekleri, emeklilik planları, hatta romantik ilişkiler var. Buralardaki seçenek artışının sadece özgürlük değil, aynı zamanda sorumluluk da ürettiğini söylüyor. Seçim hakkı tamamen bizde olduğunda ve kötü bir seçim yaptığımızı düşündüğümüzde suçlanacak yer artık “sistem” değil, doğrudan kendimizizdir. Karşıt olarak, piyasa ve teknoloji ise seçenekleri azaltma eğiliminde değildir; tam tersine, bunları arttırma yönünde işler. Kitap, modern insanın özgürlük kavramını yeniden düşünmeye davet ediyor. Özgürlüğün yalnızca seçenek sayısıyla belirlenemeyeceğini, karar verme yükünü taşıyabilme kapasitesinin de özgürlüğün bir parçası olduğunu söylüyor.
Bolluk ParadoksuBarry Schwartz · Mediacat Yayınevi · 2018100 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·192 syf.··
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:34
İki anne, iki ayrı hayat ve nereye ait olduğunu bilememenin hikâyesi. On üç yaşındaki bir kızın, onu büyüten ailenin öz anne ve babası olmadığını öğrenmesinin ardından gerçek ailesine geri verilmesini konu alıyor. Kahramanın, alıştığı yaşamın tam zıttı olan yoksulluğun, sınıf farklarının ve kendini ait hissedemediği bir hayatın içinde yaşadıklarını kendi anlatımından okuyoruz. Gerçekler sarsıcı, üzücü ve yer yer rahatsız edici. Özellikle abisiyle yaşadığı ve bana oldukça gereksiz gelen detaya hiçte gerek yoktu. Yazar, ait hissedememeyi bu rahatsız edici olay üzerinden örneklendirmeye çalışmış ancak bu tercih beni rahatsız etti. Buna karşılık kız kardeşiyle kurduğu samimi bağı sevdim. Roman, aidiyet duygusunun insan hayatındaki yerini de düşündürüyor. Bana göre insan, koşullar ne olursa olsun; iyi ya da kötü, eksik ya da tam bir şekilde bir yere, bir insana ya da bir hayata ait hissedebilmeli. Kitabın sonunun nasıl biteceğini merakla beklerken, hikâye biraz havada kalan bir finalle noktalanıyor. Romanda abartılı dram, gözyaşı sömürüsü ya da gereksiz uzatmalar yok. Anlatım dili sade ve akıcı olduğu için okurken sıkılmıyorsunuz. Ancak çok satanlar arasında yer almasına rağmen beni beklediğim kadar etkilemedi. Karakterlerin yaşadığı duygu geçişlerini zaman zaman yeterince samimi bulmadım.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,083 okunma
10/10
·336 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
ba yil dim!!! katherine center ennnn sevdigim yazarlardan biri artik cunku okudugum iki kitabina da 10/10 verdim cunku bayildim!!! The Bodyguard kitabinda da bu kitapta da kadin bas karakter kadar icten yazilmis ki kendinden bi seyler bulmamak imkansiz, Sadie’nin kendi ayaklari ustunde durma inadinin Joe’ya karsi yavas yavas kirilmasi ve en sonunda yardim istemenin aslinda o kadar kotu bi sey olmadigini fark etmesi, girl you are so me yani ben ne zaman Joe’mu bulucam?? Joe zaten dunyanin en green flag karakteri falan ona asik oldum galiba, ama okudugum iki katherine center kitabinda da kadin bas karakteri daha cok sevdim, bunun da katherine ablamizin anlatiminin guzelliginden kaynaklandigini dusunuyorum, ayrica yazarin en sona yazdigi not romcom en sevdigi tur olan biri olarak o kadar hosuma gitti ki, neden romcom seviyorum sorusunun cevabini en guzel boyle anlatabilirdi yani, uzun lafin kisasi seni seviyorum katherine center
Hello StrangerKatherine Center · St. Martins Press · 2023272 okunma
7/10
·164 syf.·
2026 21. kitabı
Gömülü Dev’den sonra okuduğum ikinci Kazuo Ishiguro kitabı. Uzak Tepeler, ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı, Nobeli var. İki kitabını da çok severek okudum hatta yazarın diğer kitaplarını da almayı düşünüyorum. Lütfen incelememi, kitabı bitirdikten sonra okuyun, çok ciddi spoiler içeriyor, işin bütün heyacanı kaçar, demedi demeyin. İngiltere’de yaşayam Japon kadın Etsuko’nun büyük kızı Keiko intihar etmiştir. Küçük kızı Niki, bu kayıptan sonra annesini ziyarete gelmiştir. Etsuko, Niki ile bağlarını güçlendirmeye çalışırken, bir yandan da 2. dünya savaşı sonrası Nagazaki’de ki yaşamına yolculuk yapar. Bu yolculukta komşusu Saçiko ve onun kızı Mariko ile kurduğu arkadaşlığı anlatır. Bir alt hikaye gibi görünmesine karşın, son sayfalarda gerçeği anlıyorsunuz. Dikkat Spoiler !!! Aslında Saçiko ve Mariko , Etsuko ve Keiko’dur. Aslında, Mariko ile iletişimini anlatırken, hep ayağına dolanan bir ipten bahsediyor, ama ben o ipin anlamını ancak sonunda anlayabildim, okurken bağlantı kuramamıştım. O ayağına dolanan ip, Keiko’num intihar ettiği iptir. Bunun yanında, savaş sonrası Japonya’ya dair çok güzel tespitler var. Amerika’nın onları nasıl değiştirdiği, aile yapılarını, düşünce yapılarını, okul kurallarını bozduğunu, özgürlük adı altında onları da kendilerine benzetmeleri anlatılmış. Okuyunuz, seveceksiniz…
Uzak TepelerKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20181,938 okunma
9/10
·264 syf.··
2026 24. kitabı
‎Fatih Cem Gülbent’in Akıl Odaları, gerilim türünün alışılagelmiş "katili bulma" döngüsünden sıyrılarak, okuru çok daha tekinsiz bir labirente davet ediyor: Bireyin kendi zihni. Kitap, dışsal bir tehditten ziyade, insanın kendi duvarları arasına nasıl hapsolduğuna dair edebi bir manifesto niteliğinde. Zihin, kendi sınırlarını bilmediği sürece attığı her adımın bir yankıdan ibaret olduğunu anlıyor. “Kendi kimliğini sağlamlaştırmadıkça ilerleyeceğin yolları aydınlatamazsın” tespiti, romanın temel çatışmasını oluşturuyor. Gülbent, karakterlerini karanlık odalara hapsederken aslında onları kendileriyle yüzleşmeye zorluyor. İnsanın insanla buluştuğu o kadim köprü ise yine kitaplarda kuruluyor: “Çünkü insan kalmak, insan olmak ve insana ulaşmak kitapladır.” Bu, yazarın okura sunduğu en saf ve hakikatli çıkış kapısı. ‎ ‎Yazar, okumayı sadece entelektüel bir birikim değil, bir disiplin ve inşa süreci olarak tanımlıyor. Birikimli bir zihnin analitik gücünü vurgularken, istikrarın önemini de matematikle temellendiriyor. On yılda 550 kitap bitirmenin sadece niceliksel değil, niteliksel bir "dönüşüm" olduğu gerçeği, bir sinir bilimcinin vizyonuyla birleşiyor: “Hayattaki her şeyde takaslar vardır. Yani merakımızdan dolayı bir televizyon programı izliyorsak başka bir işe ayıracağımız zamandan kullanıyoruz demektir. Belki de daha önemli olan işlerimizi bir şekilde erteliyoruzdur.” Bu takas, aslında modern insanın kendisine sunduğu bir illüzyonun ifşasıdır. Çoğu zaman daha büyük bir "kendi" inşa etmek için harcamamız gereken vakti, anlık hazların veya dikkat dağıtıcı gürültülerin kurbanı ederiz. Gülbent burada bize şunu hatırlatır: Okumaya ayırdığınız her dakika, aslında dünyadaki yüzeysellikten vazgeçip derinliğe yatırım yaptığınız bir "varoluş takasıdır." Zamanı ertelediğimiz o
Edebiyat
Akıl OdalarıCem Gülbent · Dex Kitap · 202417 okunma