İkinci Perdenin Başı
19.02.2026 Hayatımda ilk kez tiyatroya gittim. Neden daha önce gitmedim diye kendimi bayağı sorguladım. Dört yıldır bu imkâna sahiptim ama ancak bu yıl gidebildim. Bundan sonra bu güzel aktiviteden kendimi mahrum bırakmayacağım. "Açıklanmayan bir yerde var olamıyorum." "Bir yere varmak kolay, orada tutunabilmek zor." "Girecek miyiz o kapıdan?.." "Şikâyet ediyoruz. Her şeyden, herkesten, çevremizde olup bitenlerden... Aşamadığımız bir tembellikle bunları mazeretlerimizin üstüne koyup bu yükle dolaşıyoruz. Başarı elde etmek için defalarca başarısız olmayı göze alamıyoruz. Egolarımızı, hayallerimizin önüne koyuyoruz. Hayal ettiklerimizin - nasılsa hak ettiğimizi düşündüğümüz için- harekete geçmeden, gerçekleşmesini bekliyoruz. Hepimiz yeteneklerimizin önüne koca koca duvarlar örüyoruz. Fark edilmeyi beklerken, homurdanan, söylenen, temelsiz eleştiren, kıskanan, fakat hiçbir şey yapmayan ve aslında güzel olabilecek hiç bir şeyi benimsemeyen bireyler haline geliyoruz. Hepimiz Muhsin ve Afet kadar çektik a dostlar!.. Model aldığımız veya hayalini kurduğumuz kişi olmayı gerçekten istiyor muyuz? Peki ya olursak?.. O zaman Afet kadar yalnız olmayı ya da Muhsin kadar kararsız kalmayı becerebilecek miyiz?
Tiyatro
Bir Yazar Bir Kitap
KELİME DEFTERİ * Diğer yandan her yazarın belli kelimeler etrafında döndüğünü biliyordum. Öyle ki o kelimelerin bir araya getirilerek yorumlanması yazarın ilgilerini, ısrarlarını, meselelerini
TİMAŞ
Ben Ruhi Bey Nasılım
"Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi Büyük bahçelerin küçük içinde
Ama sonra eve dönüp kendini toparladı ve uğradığı ihaneti nihayet Willem'e anlatabildi. Willem de hiç tereddütsüz ondan yana olup onun adına büyük öfkeye kapılınca, bir anlığına da olsa yatıştı ve JB'nin ikili oyununun Willem'i de şaşırtmış olduğunu fark etti. Bununla açılan ikinci perdenin ilk kavgasında, evinin ya-kınlarında bir kafede JB'yle yüzleşmiş, JB de özür dileme engelli olduğunu delirtici bir kararlılıkla ortaya koymuştu: Özür dileyecek yerde resimlerin güzelliğini, bir gün başındaki sorunları çözdükten sonra resimlerin değerini anlayacağını, esasında olayın o kadar da önemli olmadığını, asıl kendi güvensizlikleriyle yüzleşmesi gerektiğini, kaldı ki bunların da bir dayanağı olmadığını, hem belki resimlerin bu sürece yardımcı olacağını, inanılmaz yakışıklılığını kendisi dışında herkesin bildiğini, bunun da ona bir şey anlatması gerektiğini, mesela kendisi hakkında yanılıyor olabileceğini -hayır, kesinlikle yanıldığını, üstelik resimlerin yapılıp bitirilmiş olduğunu anlatmıştı. Ne yapsındı bu saatten sonra? Yırtılıp atılsalar daha mı mutlu olacaktı? Duvardan indirip ateşe mi verseydi? Bir kere görüldükten sonra artık görülmemiş gibi yapılamayacağına göre olanları kabullenip hayatına devam etse daha iyi olmaz mıydı? "Sana resimleri imha et diyen yok JB" dedi; JB'nin saçma mantığından ve küfürden farksız umursamazlığından öyle başı dönmüştü ki haykırmak istiyordu. "Benden özür dilemeni istiyorum sadece." Ama JB özür dileyemedi, dilemedi, sonunda o da kalktı gitti ve JB de arkasından koşmadı.
Sayfa 205·Kitabı okuyor
On Bir Oğul On bir oğlum var. Birinci oğlum, uzaktan bakıldığında hiç de gösterişli durmuyor, yine de, sakin huylu ve akıllıdır; evet, onu da ötekiler kadar seviyorum ama ona pek değer verdiğim
Sayfa 53 - 58
Asi çakıltaşı 2.perde ilk iki okuyuşum ve yorumlarım :)
Herkese merhaba sevgili okurlar..Bugün ikinci kez okuduğum Asi çakıltaşı 2.perdenin yorumu ile sizlerleyim.Daha önce yazmış olduğum ve tarihiyle birlikte ikisini karşılaştırmayı düşündüm.Arada çok