Öyle ise hürriyete ulaşmak için kitleyi inzivat altında terbiye etmek lazımdır. Kitleyi terbiye etmek için de cemiyetin içinde rüştünü İkmal eden bir sınıf vücuda getirmek lazımdır. Yarının hür cemiyetine varmak için halka ahlak ve şuur vermek, ahlak ve şuur vermek için de düşünür sınıfa teşkilat ve irade bahşetmek fakat onları teşkilat ve tesadüfe bağlamak için her şeyden önce insanları ahlaki mertebelere ayırmak ve her mertebede bir ahlak teshanüdü kurmak lazımdır.
Sayfa 87 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
İkinci yol sosyalizmin yoludur. İstikbal'in cemiyetinde Mihver yalnız "iş" olacaktır. İşçiler gelenekten en çok kurtulan, geçmişin zincirlerini kıran insanlardır. Öyle ise üstünü İkmal edenler, teşkilat yapanlar ve hakiki kuvvet olanlar yalnız işçilerdir. Bu sebepten sosyalizme göre Cemiyeti demokrasiye ve hakiki hürriyete götüren yol işçilerin kurduğu İnzibat ve terbiye yoludur. Fakat acaba işçi hakikatte rüştünü İkmal etmiş midir? Kitleyi yükseltmeye, medeniyet silindirine çevirmeye elverişli midir?
Sayfa 85 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İslam'ın düstûru terakki değil "tekamül"dür yani kemal hale ulaşma, olgunlaşma, eksikleri kusurları hataları düzelterek ikmal etme. Batı'nın önerdiği ve da­yattığı terakki'de köksüzlük vardır, sekülerleşmeden Ba­tı'lı terakki elde edilemez. İslam'ın önerdiği ve esas kabul ettiği tekamül de ise ölçü vahiydir her daim, pergelin bir ayağı her zaman vahiyde durur, ölçü şablon vahiydir, İs­lam vahiy ekseninde derinleşir, tekamül eder.
Dini kökten kazımak. Sonra, evet, Rus’laşmak! O zaman iş bitecekmiş... O zaman kızlarımız Şu tutundukları gayet kaba, pek mânâsız Örtüden sıyrılacak... Sonra da erkeklerden, Analık ilmini tahsil edecekmiş... Zâten, Müslümanlar o sebepten bu sefâlette imiş: Ki kadın “sosyete” bilmezmiş, esârette imiş!.. Din için, millet için iş görecek alçağa bak; Dini pâmâl edecek, milleti Rus’laştıracak! Bunu Moskofda yapar, şimdi rızâ gösterelim; Başka bir marifetin varsa haber ver görelim! Al okut, "Avrupa tahsili..desinler, gönder, Servetinden bölerek nâ-mütenâhî para ver; Sonra bir bak ki, meğer karga imiş beslediğin! Hem nasıl karga? Değil öyle senin bellediğin! Sâde bir fuhşumuz eksikti, evet, Rus'lardan... Onu ikmâl ediverdik mi, bizimdir meydan! Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne... Acırım tükrüğe billâhi, tükürsem yüzüne. Demiş olsaydı eğer: “Kızlara mektep lâzım... Şu kadar vermelisin” kahrolayım kaçmazdım, Mehmet Akif Ersoy
Acil Hedefleri tutmadı. Çünkü Çanakkale Geçilmez!
“Çanakkale operasyonlarının öncelikli amacı; İstanbul’u saldırmak için gerekli savaş gemileri, kömür gemileri ve diğer (zırhlı olmayan) ikmal gemilerimizin Boğaz’dan geçmesini sağlamaktır.”
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı
1484’te Kristof Kolomb, batıya doğru seyahat ederek Doğu Asya’ya giden yeni bir ticaret yolu bulacağını umarak filosunu finanse etmesi için Portekiz kralına başvurdu. Bu tür keşifler çok masraflı ve riskliydi. Gemileri inşa etmek, ikmal malzemesi depolamak, denizcilere ve askerlere ödeme yapmak için çok para gerekiyordu ve yatırımın geri dönüşünün olacağı da garanti değildi. Portekiz kralı teklifi reddetti. Kolomb tıpkı günümüz girişimcileri gibi davrandı ve pes etmedi. Fikrini İtalya, Fransa, İngiltere ve hatta tekrar Portekiz’deki başka potansiyel yatırımcılara götürdü. Her seferinde reddedildi. Daha sonra, yeni birleşmiş İspanya’nın yöneticileri olan Ferdinand ve Isabella’yla şansını denedi. Yanına deneyimli lobiciler de almıştı ve onların da yardımıyla Kraliçe Isabella’yı bu sefere yatırım yapması için ikna etmeyi başardı; Isabella turnayı gözünden vurmuştu. Kolomb’un keşifleri İspanyolların Amerika’yı fethetmesini sağladı. İspanyollar da orada kralı, bankerleri ve tüccarları hayal bile edemeyecekleri kadar zenginleştiren altın ve gümüş madenleri, şeker ve tütün çiftlikleri kurdular.
Sayfa 315·Kitabı okuyor