• Tevekkül, kanaat ve iktisat oyle bir hazine ve oyle bir servettir ki, hic bir şey ile değişilmez.
  • Rakamlar ve Gerçekler
    Eğer Osmanlı İmparatorluğu bir müddet daha devem etseydi, küçük köylülüğün tamamiyle ortadan kalkmasına ve memleketin fayızcılık derebeyleri elinde, kötü ve harap bir çiftlik haline gelmesine intizar edebilirdi!
    Yeni devrin bütçesine gelince, bu bütçenin varidat faslında köylünün doğrdan doğruya iştirak hissesi çok azdır. Bu hisse mesela 1929 bütçesinde %12'yi geçmez!

    Şevket Süreyya Aydemir (Cihan İktisadında Türkiye)
    Neşreden: Türk İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, 1931
  • 1900 doğumlu Yahudi asıllı Alman iktisatçıdır. 1936’da Hitler Almanyası’ndan Türkiye’ye göç ederek,
    İstanbul Üniversitesine öğretim üyesi olarak katıldı. Üniversitede, maliye ve iktisat dersleri verdi. Türkçe olarak çok sayıda eser yayımladı. Türkiye’den ayrıldıktan sonra Frankfurt Üniversitesinde uzun yıllar görev yapmıştır. Bir ara aynı üniversitenin rektörlüğünde de bulunmuştur. Kamu maliyesi alanında milletlerarası kuruluşlarda görev yapmış ve vergi alanındaki incelemeleriyle ünlüdür.
  • Siyasi Rejimler
    Siyasi Rejimler kitabı Paris Hukuk ve İktisat Fakültesi Profesörü Maurice Duverger'in küçük bir inceleme kitabı, Duverger'in bu kitabını iki farklı baskıdan takip ettim, birinci olarak Remzi Kitabevinden çıkan Yaşar Gürbüz çevirisi; bu çevirinin dili biraz ağır olabilir ama cümleleri daha düzgün ve kolay anlaşılır ancak benim elimde olan 2. baskıda bir çok basım hataları var, sayfalar tekrar ediyor ve yerine geçtiği sayfa eksik oluyor. Diğer baskısı ise İletişim Yayınları, Cep Üniversitesi serisinden çıkan Teoman Tunçdoğan çevirisi ki bu baskı için de cümlelerinin kelimeleri daha tanıdık ama anlaşılması daha zor diyebilirim, bu baskıda da bir yerde sayfa atlanmış, İletişim Yayınları kitabı Fransız kültür hayatında önemli olarak belirttikleri Ne Biliyorum serisinin Türkçeleştirmesi kapsamında okuyucuya sunuyor. Remzi Kitabevi ise kitabı Kültür Serisi adı altında, Duverger'in 4 yıl öğrencisi olmuş birisinin çevirisiyle sunuyor.

    Duverger, dünyada üniversitelerde kitapları en çok okutulan düşünürlerdenmiş, ben bu kitabı üzerinden bu özelliğine yorum yapacak olursam; benim açımdan Duverger'in en ilgi çekici özelliği uygulanan yönetim ile yazıtsal kaynaklar bakımından güzel bir ayrımla konuları incelemesi; bunu zaten Duverger kitabının başında belirtiyor, söylüyor ki, bu devirler en çok yasa yapılıp en çok çiğnendiği zamanlardır, o da genelde akademisyenlerin yaptığı sadece bilimsel incelemeyi bırakıp olaylar, tarihsel yapılar tepkiler açısından devlet kurumlarını ve yönetim yapılarını inceliyor.

    Kitap ilk başta yönetim, yönetilen, yöneten, demokrasi gibi kelimelerin yoğunlaştığı bir anlatımla rejim incelemesinden çok teorik incelemelere gidiyor, daha sonrasında dünyayı etkileyen İngiliz rejimini genellikle Fransa ve Kıta Avrupası geneliyle karşılaştırarak anlatıyor, burada yaptığı anlatımda, bu ülkede bu yapı şu şekilde düzenlenmiş demek yerine toplumsal farkları, oluşum, gelişim farklarını açığa koyarak okuyucunun zihninde daha mantıklı bir kurgu oluşmasını sağlıyor.

    İngiliz rejiminden sonra en uzun süredir uygulanmakta olan Amerikan Anayasasından yine bahsettiğim şekilde oluşum dinamikleriyle, toplumsal süreçleriyle bahsederek bunu da Güney Amerika ülkeleri ve yine Kıta Avrupası ülkeleri açısından karşılaştırarak incelerken bu ülkelerdeki İngiliz etkilerini de göz önüne koyuyor.

    Amerikan rejiminden sonra ise SSCB rejimini inceliyor ve bu inceleme sırasında da Balkan ülkeleri ve demirperde rejimlerini soğuk savaş etkisi altında ele alıyor, anlamakta en çok zorlandığım bölüm burası oldu diyebilirim çünkü en çok teknik ayrıntıyı burada vermiş yazar, bunun da nedenini büyük ve yeni doğmuş bir yönetim biçimini iyi açıklama çabası olarak gördüm, kitap yazıldığı sırada SSCB dağılmamış ve yazar bu bağlamda olayları inceliyor, Sovyet tipi yönetimleri ise Faşist rejimlerle karşılaştırıyor, burada da felsefe açısından farklı olsalar da aynı teknikle insanlara baskı kurulduğundan bahsediyor, Duverger. Hatta bunu da (İlk kadın Nobel Edebiyat Ödülü sahibi) Selma Lagerlof'un bir yazısından örnekliyerek açıklıyor, "İsa'nın düşmanı ortaya çıktığı zaman, o da İsa'nın görünüşüne bürünecektir...".

    Kitabın sonunda ise Antigone'deki Creon'a atıfla batılı ve sovyet eğilimli rejimlerin davranışlarını benzer bulur, iktidar sahiplerinin Creon'un rüyasındaki gibi insanlara hayvan muamelesi yapma eğiliminde olduklarını belirtir ve kitabı sonlandırır, bu son bana Hayvan Çiftliği'ni hatırlattı...

    Kitaba genel olarak baktığımda başarılı bulduğum iki yönünden birisini yukarıdaki açıklamalarımda görüyorum ve tekrarını kısaca yapacağım, teorik ayrımlardan çok uygulama incelemesi yapması ve bunu da bir bilim adamı tarafsızlığıyla yapması benim Duverger'e saygı duymama ve onun eserlerine istekle yaklaşmama yol açacak diye düşünüyorum. Diğer başarılı bulduğum yön ise ince denebilecek bir kitapta bu bilgileri özlü bir şekilde sığdırması, kesinlikle okuduğunuz 100 küsür sayfadan daha çok şey kazanacaksınız bu kitaptan, tavsiye ederim.
  • Bir toplumda insanlara hukuken eşit muamele edilmesi, kardeşlik kavramları-
    nın ekonomik adaletle tamamlanması gerekir. Çünkü ücretli insanların çoğunlukta
    olduğu kapitalist sistemde köle, halen “efendi” diyalektiğinin tutsağıdır. Sistem,
    kölenin simgesel düzeyde bir karşılık vermesini onu etkisizleştirerek yani karşılı-
    ğında bir ücret ödeyerek engellemektedir

    İktisat sayısı yıl 2017 sayı 3
  • İktisat biliminin kuralları her türlü siyasi müdahaleye galip gelmiş, kendi koşullarını siyasetçilere diretmiştir.