Puan vermedi·216 syf.··
2022 208. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2022 05:32
Elif Gibi Sevmek 2: Aşk-ı Tevekkül, Hikmet Anıl Öztekin’in 2014’te (bazı baskılarda 2017) Yakamoz Yayınları / Hayy Kitap’tan çıkan eseridir. İlk kitabın (“Elif Gibi Sevmek”) devamı niteliğindedir ve tasavvufi aşk, ayrılık, sabır, tevekkül ve muhabbet temalarını derinleştirir. Yaklaşık 216 sayfalık kitap, şiir, düzyazı ve kısa hikâye/deneme parçalarından oluşur. Kitap, “Elif” karakteri üzerinden Elif harfinin dik duruşu gibi dosdoğru, koşulsuz sevmeyi işler. Ana fikir: Sevmek, kavuşmak değil demlenmektir. Birbirine kavuşanlar değil, muhabbetle demlenenler hakiki aşka ulaşır. Ayrılık bir perdedir; muhabbetle sevenler bu perdeyi aralayıp ilahi hakikate (O’na) ulaşabilir. Beşeri aşk ile ilahi aşk iç içe geçer. Çay metaforu çok baskındır: Demlenmek, sabır, yavaşlama, ruha sindirme. Özlem, rüyalar, dua, şükür ve tevekkül (Allah’a teslimiyet) vurgulanır. Sevmek dua etmek gibidir; dilek tutmak değil. Uzaktan sevmek aşkı imana dönüştürebilir. Şekilcilik eleştirilir; asıl olan suret değil sirettir (gönül). Kitap, ayrılık dünyasında (yağmurun buluttan, gündüzün geceden ayrılması gibi) sevgiliye sımsıkı sarılmayı, rüyada bile sevmeyi ve her şeyi O’nun rızası için yapmayı anlatır. Sonuçta muhabbet sonsuzdur, sırlanır ve Hakk’a çıkar. Üslup ve Yapı Öztekin’in akıcı, şiirsel ve samimi dili öne çıkar. Kısa cümleler, tekrarlar ve çarpıcı benzetmelerle dolu. Bazı okuyuculara göre bu tekrarlar “kalıplaşmış” gelebilir ve edebi derinlik azdır; diğerlerine göre ise kalp diliyle yazıldığı için etkileyicidir. Tasavvufi unsurlar (dua, sabır, rıza, Hak muhabbeti) modern bir üslupla harmanlanır. Çay, yağmur, gül kokusu gibi imgeler sıkça kullanılır. Kısaca: Kalp kitabı. Edebi şaheser aramıyorsanız ve duygusal/manevi beslenmeye ihtiyacınız varsa keyifle okursunuz. Bir oturuşta bitmesi
Elif Gibi Sevmek 2Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 20177,8bin okunma
10/10
·184 syf.··
2021 31. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2021 21:06
Kaybettiği sevgilisini (Fesleğen) aramak için Konya'ya doğru yola çıkan "Seyyah" isimli bir karakterin hikayesidir. Bu arayış, Konya'nın mistik atmosferinde Mevlânâ ve Şems'in öğretileriyle birleşerek dünyevi bir aşktan ilahi aşka (Allah aşkına) doğru bükülür. İnsanın kendi içsel huzurunu ve teslimiyeti ("Eyvallah" demeyi) bulma yolculuğudur.
EyvallahHikmet Anıl Öztekin · Destek Yayınları · 20206,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·416 syf.··
2026 27. kitabı
Kitap İris'in abisinin tanrıların savaşında savaşmak üzere cepheye yollanması ile başlıyor. Kitaba daha çok fantastik ağırlıklı olacağını zannederek başladım ama kitapta karakterler arasındakı ilişki daha ön planda tutulmuştu. Okuduktan sonra anladım ki bir çok okur da bu beklentiyle başlamış ve bu da kitabı beğenmemelerine neden olmuş ama benim için öyle olmadı. Çünkü kitabın yazım dili çok güzeldi ve su gibi akıyordu. Kitap ilahi bakış açısı ile yazılmıştı ama ben okurken sanki karakterlerin ağzından hikayeyi dinliyormuş gibi hissettim ve bana bunu yaşatan ilk kitaptı. Ne diye bilirim ki bu kadar beğendiğim ama aynı zamanda inceleme yazmak için bu kadar zorlandığım bir kitap olmamıştı. Kitap bana bir çok konuşan ilkleri yaşattı.
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20251,237 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 85. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:08
Tanrıların, cinlerin, kadim soyların olduğu ve aşkı bir araya getiren bir hikâye Kumların yemini. Kitabın merkezinde, insanların yanında olduğu için ilahi dünyadan kovulan Ninibe adlı güçlü bir çöl tanrıçası var. Ninibe ona yapılanlardan dolayı intikam almak için çöllerin hakimiyetini yeniden kazanmaya çalışıyor. Önce en güçlü cin kabilesi olan Demon kabilesi ile birlikte hareket etmeye başlıyor. Onların kraliçesi de kovulmuş ten değiştirenlerden sürüngenlerin ilk soyu Şahmeran’dır. (Benim fav karakter) Daha sonra çölde kendi hakimiyetini kurmak ve müttefik toplamak için çalışmaya başlar. İlahi olanlardan intikamını alacaktır. Tabi içinde sönmeyen aşkın ateşide onu anbe an zorlamış olsada. “Kumların Yemini” sadece bir çöl fantastiği değil; güç, kader ve aşkın aynı ateşte eridiği bir hikâye. Kumların altında sırlar saklanırken, karakterlerin verdiği savaş sadece düşmanlarla değil kendi içlerindeki fırtınalarla da oluyor. Çölün sertliğiyle romantizmi aynı anda hissettiren, güçlü kadın karakterleri ve mitolojik havasıyla insanı içine çeken bir kitap. Bazı hikâyeler okunmaz, yaşanır; bu da onlardan biri.
Kumların YeminiÖmer Kaan Çetin · Prime Kitap · 202631 okunma
MECAZİDEN İLAHİYE AŞK
10/10
·420 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:57
Elif Şafak'ın en çok duyduğum kitabı olma özelliği sebebiyle her zaman okumayı düşündüğüm bu eseri sonunda okuyabildim. Uzun bir süre kitaplığımda bulunan bu kitabı keşke daha önce okumuş olsaydım diye düşündüm. İçerik olarak gayet doyurucuydu. Konusuna gelecek olursak yayınevinde işe başlamış olan Ella karakterimizin incelemek için aldığı Aşk Şeriatı kitabını okuması ve kitapla birlikte hayatında yaşadığı olaylar örgüsünü içeriyordu. Kitap içeriğinde tarihimizde önemli yerleri olan Mevlana Celaleddin Rumi ve Şems-i Tebrizi'nin serüvenleri anlatılırken Aşkın İlahi ve mecazi olmak üzere iki kısma ayrıldığını öğreniyoruz. Okumayı düşünen veya şu an karar veren herkese mutlaka okumalarını öneriyor ve keyifli okumalar diliyorum.
Tasavvuf
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,6bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 108. kitabı
Bugün sizlere okurken düşündürecek bir kitapla geldim. Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan @vuslatvrlclk ’nun edebiyat dünyasına adım attığı ilk eseri “Ben Bu Dünyaya Ait Değilim”, isminin taşıdığı o tanıdık ve derin yabancılaşma hissini merkezine alan sarsıcı bir ruhsal uyanış romanı. Eser, İstanbul’un keşmekeşinde genel cerrah olarak hayat kurtarırken aslında kendi içindeki o derin boşluğu doldurmaya çalışan hassas bir kalbin, Yağmur’un hikayesini konu alıyor. Biraz nefes almak için çocukluğunun geçtiği Ordu’nun Ulubey ilçesine doğru yola çıkan Yağmur’un kaderi, yolda rastladığı feci bir kazada minibüste sıkışan Utku’ya yaptığı ilk müdahaleyle tamamen değişiyor. Bu ilk tıbbi dokunuş, sadece bir operasyon olmanın ötesine geçerek kaderin ağlarını ördüğü gizemli ve ilahi bir bağın başlangıcına dönüşüyor. Yazarın bir cerrah titizliğiyle kurguladığı bu satırlarda, insan ruhunun karmaşasını ve evrenin görünmez frekanslarını çok naif bir dille okuyoruz. Yağmur’un doğaya olan aşkına rağmen bu dünyaya ait hissedemeyişi, İstanbul’a dönüşünde babasının ani vefatıyla gelen o acı telefonla adeta paramparça oluyor. Ölümle hayat arasındaki o ince çizgiyi iliklerimize kadar hissettiğimiz bu zor günlerde, üniversite yıllarından beri gölgesi gibi yanında olan Yankı Bey’in karşılıksız sevgisi Yağmur’a sığınacak güvenli bir liman sunuyor. Ancak genç kadının zihni ve ruhu, sürekli o kazada hayatına dokunduğu Utku’ya doğru çekiliyor. İkilinin arasındaki bağ sıradan bir aşk hikayesi değil; adeta ruhun kendi frekansını bulma çabası ve derin bir iyileşme yolculuğu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kitabın içeriğinde yer alan “Yaradan’a Mektup” ve Utku’ya yazılan sızılı mektuplar o kadar samimi ve duygu yüklü ki okurken insanın boğazı düğümleniyor. Vuslat Varol Çolakoğlu, okuru sadece
Ben Bu Dünyaya Ait DeğilimVuslat Varol Çolakoğlu · Theseus Yayınevi · 20266 okunma