"Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm."
Simyacı’yı okumamın nedeni çevremdekilerden duyduğum “Simyacı’yı okudun mu?” sorusuydu.
Okudukça merak ettim, merak ettikçe okumak istedim ve okudukça mutlu oldum... Böyle bir döngüydü. Erişilmenin, bilmenin, kendini bulmanın mutlu bir sonu.
"Sanki bir nasihatnâme: "Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın?" sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu."
“Daha çok anlat” dedim. “Hoşuna gidiyor mu?” “Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.” “Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?” “Gider gibi yaparız.”