"...ama beni evcillestirirsen yasamima gunes dogmus gibi olacak. Duydugum bir ayak sesinin ötekilerden farkli oldugunu bilecegim. Oteki ayak sesleri beni köşe bucak kacirirken, seninkiler tipki bir muzik sesi gibi beni cagiracak. "
Sadece o an yasanan zaman vardir, ya da şimdi. Zaman, iki nokta arasindaki mesafe gibi ölçulemez. Zaman gecmez. Insanoglu dikkatini sindiki zamana vermekte muthis zorlanir; hep, ne yaptim, daha iyisini nasil yapabilirim, diye dusunur, yaptiklarinin sonuclarina, niye yanlis davrandigina kafa yorar. Ya da gelecekle ugrasir; yarin ne yapacaktir, ne gibi tedbirler almalidir, kosr basinda onu nasil bir tehlike beklemektedir, istemediklerini nasil engeller, hayallerine nasil ulasabilir...
Fizik yasaları ve kendi kendini yaratmis kucuk tanrilar olarak kimseye hesap vermiyoruz. Diger hayvanlari ve etrafimizdaki ekosistrmi surekli mahvediyoruz ve bunun karsiliginda sadece kendi konforumuzu ve eglencemizi dusunuyoruz, ustelik tatmin de olmuyoruz.
Ne istedigini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrilardan daha tehlikeli bir sey olabilir mi?