Bahar, aşk ve çakırkeyif sarhoşluk mutlak bir mutluluğun yoluna taşlar dösemişti ve biz o yolda yürümüştük. Eve kadar, bir kez bile durmadan. Sık sık el ele tutuşup sonra ansızın bir kabahat işlemişiz gibi endişeyle bırakarak.(...) Zamanı uzatmanın da kısaltmanın da biricik yolu yürümektir. (...) Öyle doğal, öyle içten, sanki bunu hep yaparmışız gibi yürüdük. Yürümek aynı anda birden fazla yerde olabilmek, dünyanın hızına ayak uydurabilmektir, biliyorsun. (...) Bizim zamanımız kıymetliydi, daha çok anı, daha çok saniyeyi suya kanar gibi lıkır lıkır içmek, kendimize katmak istiyorduk. Ondan yürüdük.