“O rutubetli bodrum katında geçen saatleri her hatırladığında içini o güne dek aşina olmadığı bir sıcaklık kaplıyor. Sevdiği, defalarca dinlediği hüzünlü bir şarkının verdiği hisse benziyor bu, hani şarkı sürdüğü müddetçe insan etrafını sihirli bir ışığın altında yeni baştan görür gibi olur, sanki her şeyde bir masumiyet, biraz da mahcubiyet varmış gibi…
“Hepinize tavsiyemiz, Keyif alın!” dedi Başkan Rick. “Hayat güzelliklerle dolu. Neden savaşasınız ki? Neden nefret besleyesiniz? Keyif almayı öğrenin, o zaman savaşmanız gerekmez, savaşma arzusu duymazsınız! Hayatı sevin, halkalar üzerinde yürüyün, kahveden keyif almayı öğrenin!
Tüm umutlarımı yitirmiş olarak yalnızlığa ya da beni hiç sevmemiş ve hiç sevmeyecek olan kimseler arasında yaşamaya yazgılı olduğum sürece, neşemi nasıl bulur, nasıl iyi olurum?
Okul denen şey, aynı şeyleri tekrarlamak, çizmek, birleştirmek mi yani? Kafe-bakkal çok daha gerçek! Okul durmadan -miş gibi yapmaktı, komikmiş, ilginçmiş, iyiymiş gibi yapmak.