John Verdon’un Dave Gurney serisinin yedinci kitabı Tepenin Laneti’ni bitirdim. Seriyi takip edenler bilirler. Emekli dedektif Dave yine bir son kez diyor ama olaylar peşini bırakmıyor.
Bu sefer sahne küçük, sakin ve zengin bir kasaba. Larchfield. Kasabanın en nüfuzlu, en sözü geçen adamı Angus Russell, malikanesinde boğazı kesilerek ölü bulunuyor. İlk bakışta intihar gibi duruyor ama işler hızla karışıyor. Dave Gurney, eski meslektaşı tarafından çağrılıyor ve klasik usulüyle detaylara takılıp, mantık oyunları kurup soruşturmaya dalıyor. Bol ceset, aile sırları, miras kavgaları, psikolojik gerilim ve beklenmedik bağlantılar…
Kitap akıcı ve sürükleyici. Bir oturuşta epey ilerletiyorsun, ters köşeleri de fena değil. Dave Gurney’in o insanüstü gözlem yeteneği, küçük ipuçlarından büyük resme ulaşması yine ön planda. Kasabanın huzurlu görünümü altında yatan karanlık, zenginlerin kirli ilişkileri, atmosferi insanı geriyor. Yer yer bu nasıl bağlanacak diye merak ettim, sonlara doğru da tempo iyice yükseliyor.
Ama serinin diğer kitaplarına göre biraz daha uzun ve betimlemeler yer yer ağırlaştı. Bazı sahnelerde hadi ilerle artık dediğim de oldu. Dave’in kişisel hayatı bu kitapta da var ama biraz daha arka planda kalmış. Yine de polisiye sevenler için keyifli bir macera.
Dave Gurney serisini baştan takip ediyorsan bu kitapta karakterin olgunlaşmış halini görüyorsun. Tek başına da okunabilir ama seriyi bilmek tadını artırıyor. Hızlı polisiye, akıl oyunları ve gerilim arıyorsan tavsiye ederim. Bol cesetli, merak unsuru yüksek bir roman.
Serinin sağlam halkalarından biri. Sürükleyici ama biraz sabır isteyen yerleri var. Okuduktan sonra da bir dahaki sefere ne olacak acaba diye düşündürttü.