Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:49
Halide Edip Adıvar’ın Tatarcık romanını okurken insanın aklında yalnızca bir kadın karakter kalmıyor. Aynı zamanda bir toplum düşü ve bir insan modeli beliriyor. Roman, ilk bakışta güçlü bir genç kadının öyküsü gibi görünse de, aslında bundan çok daha fazlası var. Halide Edip, Lale yani Tatarcık üzerinden yalnızca bir karakter kurmuyor. Cumhuriyet döneminin “nasıl bir kadın, nasıl bir aydın, nasıl bir toplum” sorularına da kendi cevabını veriyor. Bu yüzden Tatarcık, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir zihniyeti de temsil ediyor. Romanın merkezinde yer alan Lale, sıradan bir kadın kahraman değildir. O, babasının ölümüyle birlikte yalnızca aile içinde bir boşluğu doldurmaz. Nerdeyse onun yerini alır. Evin yükünü sırtlanır, sorumluluk üstlenir, geçim derdiyle yüzleşir. Fakat Halide Edip’in başarısı, Lale’yi yalnızca fedakar bir "ev kızı" olarak çizmemesinde yatar. Çünkü Lale’nin öyküsü yalnızca “ailesi için kendini feda eden iyi kız” öyküsü değildir. O aynı zamanda kendini yetiştiren, eğitimini sürdüren, yabancı dil öğrenen, ders veren, düşünen, araştıran, hareket eden, balığa çıkan, bisiklet süren, hayatın içine karışan bir kadındır. Yani Halide Edip, Lale’de yalnızca güçlü bir kadın değil, kendi ayakları üzerinde duran, zihinsel ve bedensel olarak özgürleşmiş bir kadın yaratır. Tam da bu noktada Tatarcık’ın kadın sorununa nasıl baktığı belirginleşir. Halide Edip için kadın, korunması gereken kırılgan bir varlık değil; kendini kurması, geliştirmesi, çalışması ve toplum içinde yerini alması gereken bir öznedir. Kadınlık, romanda edilgenlik ile değil; emekle, bilgiyle, iradeyle ve sorumlulukla tanımlanır. Lale’nin güçlü oluşu yalnızca başına buyruk olmasından değil, kendi emeğiyle var olmasından gelir. Onun kişiliği dış görünüşten ya da evlilikten değil,
Edebiyat
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019688 okunma
Bu incelemeyi daha önceden yazdım ancak ileti olarak attım
6/10
·480 syf.··
2025 342. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 23:00
Yazımı fena değildi. Ancak ben olayları çok tahmin edilebilir buldum. Bide bence ana karakterin akıl konusunda yeterli ve doğru karar veren biri olduğunu düşünmüyorum. Bunun sebebi yaşadığı tramva da olabilir. Seri hakkında genel manada fikrim 2. kitapta belli olucak.
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025495 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·64 syf.··
2026 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:04
Kitapta olaylardan çok bir atmosferin izini sürüyoruz. Yazar, arkadaşlığa ve romantik ilişkilere farklı anlamlar yükleyen karakterlerin bir aradalığından doğan bütünün parçalarını anlatıyor bize. Karakterlerin belirli anlarına onların gözlerinden tanık oluyor, aralarındaki ilişkilere onların gözlerinden bakıyoruz. Kitap bittiğindeyse elimizde ne tek tek karakterler, ne de bütünlüklü bir tema kalıyor; bence geriye, tıpkı karakterlerin paylaşımlarının ardından olduğu gibi kırgın ve kırılgan hatıralar kalıyor. Bu bakımdan kitap, içerisinde birçok öyküyü barındıran tek bir anlatı etkisi yaratıyor. Her insan ancak kendi yaşantısı kadarınca yaşananları görebilir; her insan ancak kendi hissedebildiği kadarını yarınına taşıyabilir. Kitaptaki karakterler de birbirlerinden farklı mizaç ve beklentilere sahiplerdi. Zamanın akışıyla birlikte değişen durumları değişen benlikleriyle algıladılar. Dönüşen sadece aralarındaki bağ değildi; belki de en başta dış dünyanın kendisiydi. Dış dünyadaki bir farklılık, bir sapma ya da beklenmedik bir gelişme, her ilişkinin doğasında bulunan sessiz kurallara dokunarak onların ilişkisini de başka bir biçime büründürdü. Tomris Uyar, atmosfer kuran yazarlardan. Onun öykülerinde gördüğüm temel etki ne bir olay, ne de karakterleri merkeze alması; yazar, tüm bu olay ve karakterleri aktarmak istediği ana ileti için bir çeşit atmosfer oluşturma aracı olarak kullanıyor. Bu bakımdan benim bu uzun öyküdeki karakterlere ısınamamam, normalde benim için bir eksiklik olabilecekken, burada tam tersine metnin etkisini artıran bir unsur oldu. Karakterlerle bağ kurmak zorunda değildim; çünkü anlatılan aslında karakterlerin neler yaşadıkları bile değildi. Yaşananlar yalnızca, aralarındaki ilişkiyi ve o ilişkinin dönüşümünü anlamamız için birer araçtı. Karakterler
Edebiyat
Güzel Yazı DefteriTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2023373 okunma
Puan vermedi
Kitabın yarısını bitirdim. Şimdiye kadar okuduklarım güzel bir polisiye filmi gibiydi. Bununla beraber beyin, hayat, ölğm ve algılarımız üzerine çok düşündürücü noktalara geldik. Diyor ki, aslında ölüm bizi başka bir hayata hazırlıyor, yaşarken algılayamadığımız o kadar çok ileti var ki bunları ancak ölümden sonra görmeye başlayacağız Epilepsi ve bazı ilaçlar aslında beynin kalkanlarını indiriyor bu sayede bazı insanlar normal hayatta bizlerin ve kendilerinin görmediği, göremediği etrafımızdaki olayları mesajları vs görmeye ve duymaya başlıyor
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,007 okunma
Ölüm gerçekten bir son mudur diyor yazar
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Candan özer araf dünyasını metafiziği ve metafiziki varlıkları inançların hiçbirini kırmadan incitmeden anlatmış ve sabanın acıklı hikayesine örtük bir ileti olarak eklemiş oğlunu daha beş yaşında hastalıktan kaybeden bir yıl sonrada peşpeşe uğruna mazoşisti olduğu kocası ve ailesini kaybeden sabanın duvar olmasını içeren süreç ve engin adlı asker erinin onu mezarlıkta görmesiyle kabuğundan çıkması ve yeniden aşka yürümesi ve tabii ince insanların sonu olan ölüm…
ArafCandan Özer · Panama Yayınları · 2014437 okunma
10/10
·
Beğendi
“Sorgula çirkini güzelmiş gibi / Güzel sözlerle süsle çirkinin gövdesini / Güzel ile değiştiriver yüzündeki çehresini / Bir an olsun sevinsin güzel sansın kendisini / Güzel sansın ki kanmasın gören onun yüzünü / Anlasın ki çirkinin yüzü asla olamaz güzelin yüzü / Tersine dönse gökyüzü…“ “ ‘On Ana’ sonsuz sayıdaki sayıların doğurganı olan, ‘Yirmi Dokuz Ana’da sonsuz sayıda sözcüklere gebe kalan! “Otuz Dokuz Ana”dır gerçeklik ve hayal dünyalarımızda gezinip duran ki bunlardır sonsuz sayıda sınırsız bir şekilde betimlemelerimizi sağlayan…” “İleti ile dolu uzay / Her an ve her nokta / Etki etsin diye her varlığa / Tepki gelebilmesi adına / Kimi varlıklar etkileşimi tamamlar doğal kanallarla / Kimi varlıklar iletişimi gerçekleştirdiğini sanır yapay yollarla / Kim verici kim alıcı bilinmez, bu bir muamma / Nice nice enerji dönüşür nicelerine gereksizce oysa… Hayat bu mudur acaba? Kararı vermek kolay mı sorgusuzca?”
Düşüncelerimin İziAli Havare · İkinci Adam Yayınları · 20260 okunma