Puan vermedi·651 syf.·
2026 214. kitabı
Haruki Murakami'den okuduğum ikinci kitap Sahilde Kafka ile sizlerleyim. Bu kitapla birlikte artık Murakami'nin tarzını tam olarak özümsedim diyebilirim. Açıkçası benzer özelliklerde başka bir yazar okuduğumu çok hatırlamıyorum. Tarzının her okura da hitap edeceğini düşünmüyorum. Çok beğenenlerinin olmasının yanında kendisine uzak hisseden okurlar da olacaktır. Aynı zamanda bu tarzıyla dünyada eserleri çok satan yazarlar arasında hep olacaktır. Adam bir kere hayal dünyanızın sınırlarını zorluyor. Bir insan bunları nasıl düşünebilir, nasıl akıl edebilir diye düşünmeden edemiyor insan. Ayrıca edebi yönü de oldukça kuvvetli. Ben en başından kitabı beğendiğimi belirteyim. Hatta uzun süredir bu kadar hızlı okuduğum bir kitap olmamıştı. Her bitirdiğim bölümden sonra bir sonraki bölümü heyecan ve merakla okudum. Olay örgüsü ve kurgusu tek kelimeyle mükemmeldi. Sahilde Kafka 15 yaşında evinden kaçan Kafka Tamura'nın hikayesini anlatıyor. Babasının tüyler ürperten kehanetinin peşinde başından geçen olaylar, sizi oradan oraya sürüklüyor. Rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı, metafor üstüne metafor içeren, bir çok sorunun cevapsız kaldığı, yine bir çok şeyi anlamakta zorlandığım ilginç bir eserdi. Murakami bu eserinde de cinselliği yoğun bir şekilde kullanmış. Özellikle ensest ilişkilerin yer aldığı bölümler haliyle biz okurları rahatsız edecek nitelikte. Gerçi ensest ilişkiler söz konusu mu onu da çözmek biraz zor. Yukarıda da dediğim gibi bir çok cevapsız sorular mevcut, belki de yazar bu soruların cevaplarını okurun hayal dünyasına bırakmıştır. Zaman kavramının yer yer anlamını yitirdiği, kedilerle konuşan, havadan sülük ve balık yağdırabilen insanların yer aldığı, hayalle gerçeğin birbirine karıştığı ilginç bir eser. Kafka Tamura'nın kütüphanede geçen yaşantısı ile bir çok
İnceleme
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 3. kitabı
Hepimizin bir şekilde aşina olduğu türden bir hikâye anlatılmasına rağmen sıkmadı. Çok çetrefilli değil, okuru zorlayan ya da sürekli tetikte tutan bir yapısı da yok. Bu yüzden özellikle kafa kurcalayan, yoğun kitapların ardından iyi gelebilecek bir okuma olduğunu düşünüyorum. Tatilde ya da biraz daha rahat bir şeyler okumak istediğiniz dönemlerde de tercih edilebilir. Benim için kitabı ilginç kılan şey ise konusundan çok anlatım biçimiydi. Aynı hikâyeyi birbirine bağlı beş farklı kişinin gözünden dinliyoruz. Her biri olaylara başka bir yerden bakınca, aslında bildiğiniz bir hikâye bile biraz daha merak uyandırıcı hâle geliyor.
Beş Ses Bir SırAslı Aktümen · Destek Yayınları · 2024711 okunma
Reklam
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:31
Kendisi de bir cerrah olan Shlain,bu kitapta sanat tarihçiliği yapmaktan ziyade,modern nörobilim ve evrimsel biyoloji bulgularını kullanarak da Vinci’nin nörolojik yapısının haritasını çıkarmaya çalışıyor.Shlain’in ana argümanı,insan beyninin evrimsel sürecinde sol yarım kürenin (analitik,dilsel,doğrusal) baskın hale geldiği ve bu durumun insanlığı "sağ yarım kürenin" (bütüncül, sanatsal,sezgisel) yeteneklerinden biraz uzaklaştırdığı yönündedir.Yazar,Leonardo da Vinci'yi insanlık tarihinin en büyük "bütünleşmiş beyin" örneği olarak sunar. Da Vinci; sol beynin getirdiği mekanik, geometrik ve analitik keskinlik ile sağ beynin getirdiği estetik,mekânsal ve örüntü tanıma yeteneğini eşi benzeri görülmemiş bir dengede kullanabilmiştir.Shlain buna "bütüncül beyin" adını verir.Bir cerrah gözüyle Shlain,Leonardo’nun hayatta kalan not defterlerini (kodekslerini) ve davranışsal özelliklerini inceler.Ortaya şu ilginç nörolojik tabloyu koyar:Solaklık ve Tersten Yazma: Leonardo solaktı ve notlarını ayna simetrisinde (sağdan sola) yazıyordu. Shlain, bunun beynindeki dil merkezlerinin alışılagelmişin dışında (belki de sağ yarım kürede veya her iki tarafta birden) konumlandığının bir işareti olduğunu savunur.Sinestezi: Leonardo’nun kelimeler, renkler ve sesler arasında sıra dışı bağlantılar kurduğunu, bunun da beynindeki farklı duyusal alanların yoğun bir çapraz iletişim içinde olmasından kaynaklandığını öne sürer.Dikkat Dağınıklığı ve Odaklanma: Eserlerini sık sık yarım bırakması, daldan dala atlaması modern psikiyatride DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olarak yorumlanabilecekken, Shlain bunu beynin her an her şeyi tarayan hiper-aktif sağ lobunun sol loba baskın gelmesiyle açıklar.Leonardo'nun Beyni,yaratıcılığın ve dehanın biyolojik kökenlerini merak eden herkes
Leonardo'nun BeyniLeonard Shlain ·  Paloma Yayınevi · 202037 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2026 130. kitabı
Eser uygarlıkların yalnızca siyasi olaylar ve hükümdarlar üzerinden değil, toplumun sıradan bireylerinin yaşamları üzerinden ele alan bir inceleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazar, çeşitli yazılı kaynaklardan yararlanarak Asur ve Babil insanlarının günlük yaşantılarına götürüyor okuyucuyu. Ben o dönemlerde olmaktan çok hoşlandığım için büyük bir keyifle okudum. Farklı bir kültür ile ilgili ilginç bilgiler edinmek kitabın katkısını artırıyor. Kitapta aile düzeni, evlilik gelenekleri, eğitim anlayışı, ekonomik faaliyetler, dini uygulamalar ve hukuk sistemi gibi pek çok konu ayrıntılı biçimde işlenmiş. Bunun yanında tüccarlar, çiftçiler, zanaatkârlar ve tapınak görevlileri gibi farklı kesimlerin yaşam koşulları anlatılarak dönemin sosyal yapısı ile ilgili de fikir ediniyorsunuz. Eser, okuyucuya binlerce yıl önce yaşayan insanların dünyasını tanıtıyor. Günlük yaşamın ayrıntıları üzerinden Asur ve Babil toplumlarının düşünce biçimlerini, inançlarını ve yaşam alışkanlıklarını ortaya koyarken, bu uygarlıkların insanlık tarihine bıraktığı mirası da anlamaya yardımcı olmuş diye düşünüyorum. Çünkü uygarlıklar yalnızca yaşadıkları döneme değil kendilerinden sonraki medeniyetlere de öncülük etmişlerdir. Dolayısıyla etkilerini yüzyıllar sonrasında bile görmek mümkün. Babil’in astronomlarının incelemeleri, modern geometri ile ilgili çalışmalara öncülük yapması, adalet düzenindeki uygulamaları, Asur‘un mühendislerinin sulama kanalları gibi bir çok örnek verilebilir. Benim özellikle gündelik yaşam içerisindeki tarzları, sosyal hayatları, ikili ilişkileri, kölelik ile ilgili kısımları çok ilgimi çekti. O dönemde kölelik sosyal yaşamın en önemli unsurlarından biriydi. Özgür insan ile köle arasında çok büyük uçurum olabilir fakat kalıcı değildi. Tarihe ve o dönemlere ilgi
Asur ve Babil'de Günlük HayatArchibald Henry Sayce · Kanon Kitap · 20257 okunma
6/10
·384 syf.··
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Kitaba başlarken açıkçası Osmanlı'nın son dönemine, devlet yapısına, ordusuna ve siyasi olaylarına dair daha yoğun bir içerik bekliyordum. Ancak kitapta beklediğimden çok daha fazla coğrafi gözlem ve seyahat notu ile karşılaştım. Moltke'nin Anadolu'nun büyük bölümünü dolaşmış olması ilginç olsa da, uzun coğrafi tasvirler benim ilgimi tarihî ve siyasi bölümler kadar çekmedi. Buna rağmen özellikle Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile yaşanan savaşları anlattığı bölümler ve II. Mahmut dönemi hakkındaki değerlendirmeleri dikkatimi çekti. Osmanlı ordusunun eksikleri, devlet yapısındaki sorunlar ve dönemin yönetim anlayışına dair gözlemleri oldukça ilginçti. Ancak bazı bölümlerde sanki bütün doğruları önceden kendisi görmüş, söyledikleri yapılmadığı için olaylar bu şekilde sonuçlanmış gibi bir anlatım hissi de aldım. Ne kadar haklı olduğu kadar, o dönemin şartlarında bu önerilerin ne kadar uygulanabilir olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Genel olarak kötü bir kitap olduğunu söyleyemem. Özellikle Osmanlı'nın o dönemine ilgi duyanlar için değerli bilgiler içeriyor. Ancak benim için çok etkileyici bir okuma da olmadı. Bazı bölümlerini ilgiyle okurken, bazı bölümlerde ise ilerlemekte zorlandım. Yine de farklı bir gözden Osmanlı'yı görmek açısından okunmaya değer bir eserdi.
Moltke'nin Türkiye MektuplarıHelmuth von Moltke · Remzi Kitabevi · 201687 okunma
Balıkçı ve Oğlu değerlendirme
Puan vermedi·134 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 02:00
Livaneli yine toplumsal sorunlara dikkat çekmeyi başarmış. Balıkçı ve Oğlu romanında yazar; göçmenlik, üst tabakanın doğayı giderek daha fazla tahrip etmesi, rüşvet gibi birçok toplumsal meseleye değinmiştir. Bunun yanı sıra kadın dayanışmasını ele almış ve güçlü üç kadın karaktere yer vermiştir. Bu yönleriyle okurda farkındalık ve bilinç oluşturabilecek etkileyici bir roman ortaya çıkmıştır. Ayrıca göçmenlik sorunu üzerinden empati duygusunu da güçlendirmektedir. Benim okuduğum yayınevinin baskısına göre kitap 134 sayfaydı. Bu nedenle en fazla iki günde bitirilebilecek bir roman olduğunu düşünüyorum. Ancak ilginç bir şekilde Serenad ve Mutluluk romanlarını üç günde bitirmiş olmama rağmen bunu 11 günde bitirdim. Bu durum muhtemelen benim uyuşukluğumdan kaynaklanıyordu. Yine de genel olarak değerlendirdiğimde, Balıkçı ve Oğlu oldukça başarılı ve okunmaya değer bir romandı.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
Reklam
Reklam