7/10
·300 syf.··
2026 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:00
İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner’in kalemini merak ederek başladığım ve genel olarak severek okuduğum bir kitap oldu. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, insan ilişkilerinin sadece görünen tarafıyla anlatılmamasıydı. Aile, aşk, arkadaşlık, yalnızlık, bağlanma korkusu, geçmişten gelen kırgınlıklar ve insanın kendini bulma çabası romanın içinde sürekli hissediliyor. Buket Uzuner, karakterlerin hayatına bakarken sadece yaşanan olayları değil, o olayların insanın içinde bıraktığı izleri de göstermeye çalışmış. Bu kitapta aşk, bana çok romantik ve kusursuz bir yerden anlatılıyor gibi gelmedi. Daha çok insanın eksikleriyle, korkularıyla, geçmişten taşıdıklarıyla bir ilişkiye nasıl dahil olduğunu düşündürüyor. Bence kitabın güçlü taraflarından biri de buydu. Çünkü bazı ilişkiler sadece iki insan arasında yaşanmıyor; aileden gelen yükler, eski kırgınlıklar ve insanın kendine bile söyleyemediği şeyler de o ilişkinin içine karışıyor. Buket Uzuner’in dili akıcı ama yer yer yoğun. Bazı bölümlerde karakterlerin iç dünyasını okumak hoşuma gitti, bazı bölümlerde ise anlatımın biraz uzadığını hissettim. Özellikle bazı düşüncelerin daha az açıklanıp okura bırakılmasını isterdim. Bu yüzden kitabı sevdim ama tam anlamıyla içine gömüldüğüm bir okuma olmadı. Yine de İki Yeşil Susamuru bende güzel bir tat bıraktı. Şehirli insanın yalnızlığı, ilişkilerdeki karmaşa, kendini arama hali ve geçmişin insanın bugünkü seçimlerine nasıl karıştığı üzerine düşündüren bir romandı. Yer yer tanıdık, yer yer yorucu, yer yer de oldukça gerçek hissettirdi. Buket Uzuner’in anlatımını sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum. Benim için iyi bir okumaydı ama eksiksiz değildi. Puanım: 7,5/10
İki Yeşil SusamuruBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 164. kitabı
𝙷𝙴𝙳𝙴𝙵 𝙾𝚏-𝙲𝚊𝚖𝚙𝚞𝚜 𝚂𝚎𝚛𝚒𝚜𝚒 4 Herkese selamlar... Bugün sizlere severek okuduğum serinin dördüncü kitabı ile geldim. Ahhh Of-Campus evrenine son gaz devam ediyorum. Ve okumaya başlayınca da zaten çıkamıyorsunuz. Ehh okuyanlar beni anladı. Veee tabi ki peşpeşe okumak ayrı iyi geldi. Elimde varken neden bekleyim değil mi. Siz yorumu okurken ben beşinci ve son kitabı okuyor olurum. Dizisini her ne kadar şu aralar epey popüler olsa da ben yine de kitapları ile kalırım o keyfi ve tadı üst seviyede bırakırım fikrimde de hala ve de inatla kararlıyım Ve tabi ki uyarımızı yapalım serimiz yetişkin içerikli. Ama diğer kitaplarda olduğu gibi alt metinde de oldukça güzel noktalara değinmişti çok güzeldi. Sabrina James ve John Tucker Sabrina hukuk okumak istiyordu. Dean ile de aynı zamanda sınıf arkadaşıydı. Onun hedefleri belliydi;Harvard. Ama bazen hedeflere giden yolda başka şeyler de olurdu değil mi? Sabrina soğuk , mesafeli,güzel ve ateşli bir genç kadındı. Onun için ilişkiler sadece ihtiyaç içindi. Geçmişi ise onun peşini bırakmayan bir gölgeydi. Utanç duyduğu bir geçmiş. Ama o kararlıydı hedefine giderken biraz rahatlasa fena olmazdı. Tabi karşısına çıkan adama kadar. John grubunun adeta ağır abisi.
HedefElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20221,180 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
Füsunkâr; hayatın bir anda değişebileceğini ve bazen tek bir olayın birçok insanın kaderini nasıl etkileyebileceğini anlatan, akıcı bir romandı. Roman, Umut’un Rıfat Bey ve Firuzan Hanım’ın hayatına girmesiyle başlıyor. Ailenin işitme engelli kızları Füsun’a destek olan Umut, zamanla onların en güvendiği insanlardan biri haline geliyor. Ancak yurtdışına yapılacak bir yolculuk sırasında yaşanan uçak kazası, tüm dengeleri altüst ediyor. Bu kazanın ardından karakterlerin hayatları bambaşka bir yöne savruluyor ve hikaye giderek daha da derinleşiyor. Kazadan sonra yaşananlar, verilen mücadeleler, kayıplar ve insanların hayata tutunma çabaları romanın temelini oluşturuyor. Umut’un karşılaştığı zorluklar, hakkında açılan davalar nedeniyle ülkesine dönememesi ve bu süreçte aldığı kararlar hikayeye farklı bir boyut kazandırıyor. Özellikle minnet duygusunun insan hayatındaki etkisini görmek oldukça düşündürücüydü. Romanın ilerleyen bölümlerinde Natali karakteri öne çıkıyor. Başlangıçta fedakarlık ve yardımseverlik üzerinden ilerleyen ilişkiler zamanla yerini farklı duygulara bırakıyor. Aidiyet, kıskançlık, sevgi, kırgınlık ve geçmişle hesaplaşma gibi temalar hikayenin merkezine yerleşiyor. Karakterlerin yaşadığı duygusal değişimler ve birbirleriyle olan ilişkileri romanın en güçlü yanlarından biri olmuş. Kitabın en sevdiğim taraflarından biri ise olayların sürekli hareket halinde olmasıydı. Hikaye durağanlaşmadan ilerliyor ve her bölümde karakterlerin hayatına dair yeni bir ayrıntı öğreniyorsunuz. Kısa olmasına rağmen içinde birçok olay ve duygu barındıran, merak unsurunu son sayfaya kadar koruyan bir roman olduğunu düşünüyorum. Aile bağları, fedakarlık , kader, insan ilişkileri ve geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiği üzerine kurulu bu hikayeyi keyifle okudum. Özellikle
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20264 okunma
Ben Esme'yim
7/10
·188 syf.··
2026 44. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 16:27
Maggie O'Farrell'in Hamnet isimli kitabını okuyup çok beğendikten sonra bu kitabını da alıp okumak istedim. Kitabın ismi oldukça ilgi çekici gelmişti bana. Okumaya başladığımda kitabın bölümlere ayrılmamış olduğunu fark ettim bu benim birazcık hoşlanmadığım bir durum. Bu sefer yazarın anlatımı bana oldukça karmaşık geldi ama bunun sebebi karakterlerin arasında geçiş yapılmasından kaynaklanıyor. Bir anda geçmiş zamandayız, sonra şimdiki zamana dönüyoruz ve bazı aralarda çarpık bir zihinden gelen kopuk anıları okuyoruz. Tüm bunları okurken biraz karışık geliyor ama ben son sayfalarda çok şaşırdım, heyecanlandım ve her şey yerli yerine oturdu gibi hissettim. Esme Lenox... Ailesi tarafında yok edilen, unutulan, 61 yıl boyunca akıl hastanesine kapatılan bir kadının hikayesi. Öyle ki hastane kapanma aşamasına geldiğinde Esme'nin tek akrabası olarak oraya yazılan Iris'in bile bu kadından haberi yok. Yıllar sonra ortaya çıkan gizemli bir akraba ve düğümlenmiş aile sırları... Esme Lenox çocukluğundan beri ailesi tarafından uyumsuz bulunan, özgür ruhlu ve farklı biri. Küçükken yaşadığı travmalar gerçekten çok kötü ama bu travmalara ailesinin verdiği tepkiler daha da korkunç bence. Kız kardeşi Kitty ile olan ilişkisi, güvendiği tek insandan aldığı darbeler. Gerçekten aklı başında olan bir insanın bile delirmesine sebep olabilecek düzeyde. Esme Lenox sana kalbimi bırakıyorum. Kim seni suçlayabilir ki? Yaşanmamış koca bir hayatın intikamını mı aldın yoksa zihnindeki tüm o sesleri susturmak mı istedin ? Orayı tamamlamak benim hayal gücüme kalıyor artık. Kitabı genel olarak beğendim sonları okurken tüylerim diken diken oldu. Kitap hakkında sevmediğim şeyler Iris'in çarpık, uygunsuz ilişkileri. Üvey kardeşi ve evli bir adamla olan bu ilişkiler beni rahatsız etti ve hikayenin
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,073 okunma
7/10
·352 syf.··
2026 76. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:10
Haruki Murakami' nin popüler İmkansızın Şarkısı isimli kitabında 68-70 li yıllarda Japonya'da geçen son derece depresif/melankolik bir hikaye ele alınmış. 17 yaşında Vatanabe isimli bir delikanlının yaşadığı olaylar kendi ağzından bizlere aktarılıyor. Arkadaşının intiharı ile başlayan olaylar zincirinde yaşadığı ilişkiler, okul/iş/yurt arasında sıkışmışlığın getirdiği buhrama rağmen hep iyimser kalmaya çalışan ve herkese karşı duygu ve düşüncelerini olduğu gibi aktaran bir baş karakterimiz var. Tabi çarpık ilişkiler ve bolca intihar.. Yani okumayan çok şey kaybetmiş olmaz diye düşünüyorum. Edebi anlamda anlatıma bayıldım.
1000Kitap
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
Bilginin, Kabul Görmenin ve İnsan Olmanın Hikâyesi
10/10
·325 syf.··
2026 21. kitabı
Eser, ilk bakışta zihinsel engelli bir gencin olağanüstü bir deney sonucunda zekâsının gelişmesini anlatıyor gibi görünse de aslında insanın kabul görme ihtiyacını, aile ilişkilerini, bilginin sınırlarını ve insan olmanın anlamını sorgulayan derin bir romandır. Charlie Gordon, çevresindeki insanlar tarafından çoğu zaman dışlanan, küçümsenen ve tam anlamıyla anlaşılmayan bir gençtir. Charlie'nin ailesi üzerinden de farklı bakış açılarıyla karşılaşırız. Babası Matt, oğlunun durumunu kabullenmiş ve onu olduğu gibi sevmeye çalışan bir karakterdir. Annesi Rose ise Charlie'nin diğer çocuklarla aynı olabileceğine inanır ve bu uğurda hem kendisini hem eşini hem de çocuğunu yıpratır. Charlie'yi "normal" hâle getirme arzusu zamanla bir sevgi biçiminden çok bir takıntıya dönüşür. Bu durum, engelli bireylerin yaşadığı birçok sorunun aslında onların durumlarından değil, toplumun ve ailelerin beklentilerinden kaynaklandığını düşündürür. Charlie'nin zekâsı ameliyat sonrasında olağanüstü bir şekilde gelişir. Kısa sürede birçok alanda uzmanlaşır, bilimsel tartışmalara katılır ve çevresindeki insanları bilgi düzeyiyle geride bırakır. Ancak burada romanın en önemli sorularından biri ortaya çıkar: Bilgi gerçekten insanı tamamlar mı? Charlie'nin zihinsel gelişimi ile duygusal gelişimi aynı hızda ilerlemez. Bilgi bakımından bir dâhiye dönüşürken, duygusal dünyasında hâlâ birçok eksiklik yaşamaktadır. İnsan ilişkilerini yönetmekte zorlanır, duygularını anlamlandırmakta güçlük çeker ve yalnızlaşır. Böylece eser, insanın yalnızca zekâdan ibaret olmadığını; duygu, empati ve ilişkilerle de var olduğunu gösterir. Roman boyunca Charlie ile ilgilenen bilim insanlarının tavırları da dikkat çekicidir. Özellikle Profesör Nemur ve ekibi, büyük bir başarı elde etmek isterken Charlie'nin bir insan
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma