İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner’in kalemini merak ederek başladığım ve genel olarak severek okuduğum bir kitap oldu.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, insan ilişkilerinin sadece görünen tarafıyla anlatılmamasıydı. Aile, aşk, arkadaşlık, yalnızlık, bağlanma korkusu, geçmişten gelen kırgınlıklar ve insanın kendini bulma çabası romanın içinde sürekli hissediliyor. Buket Uzuner, karakterlerin hayatına bakarken sadece yaşanan olayları değil, o olayların insanın içinde bıraktığı izleri de göstermeye çalışmış.
Bu kitapta aşk, bana çok romantik ve kusursuz bir yerden anlatılıyor gibi gelmedi. Daha çok insanın eksikleriyle, korkularıyla, geçmişten taşıdıklarıyla bir ilişkiye nasıl dahil olduğunu düşündürüyor. Bence kitabın güçlü taraflarından biri de buydu. Çünkü bazı ilişkiler sadece iki insan arasında yaşanmıyor; aileden gelen yükler, eski kırgınlıklar ve insanın kendine bile söyleyemediği şeyler de o ilişkinin içine karışıyor.
Buket Uzuner’in dili akıcı ama yer yer yoğun. Bazı bölümlerde karakterlerin iç dünyasını okumak hoşuma gitti, bazı bölümlerde ise anlatımın biraz uzadığını hissettim. Özellikle bazı düşüncelerin daha az açıklanıp okura bırakılmasını isterdim. Bu yüzden kitabı sevdim ama tam anlamıyla içine gömüldüğüm bir okuma olmadı.
Yine de İki Yeşil Susamuru bende güzel bir tat bıraktı. Şehirli insanın yalnızlığı, ilişkilerdeki karmaşa, kendini arama hali ve geçmişin insanın bugünkü seçimlerine nasıl karıştığı üzerine düşündüren bir romandı. Yer yer tanıdık, yer yer yorucu, yer yer de oldukça gerçek hissettirdi.
Buket Uzuner’in anlatımını sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum. Benim için iyi bir okumaydı ama eksiksiz değildi.
Puanım: 7,5/10