"Kalbim bir hazine sandığı... İçi tıklım tıklım çocukluk dolu. O sandığın en nadide parçalarından biri de babamla uyku öncesi yaptığınız şahane sohbetler."️
️Tatmadan tadın ne olduğunu, işitmeden sesin ne olduğunu, görmeden görmenin ne demek olduğunu nerden bilecekti insan, Yaradan vermeseydi bu nimetleri. Furkan doğuştan görme engeli olan bir çocuktur. Doğduğu anda kararmıştı dünyası. Sabırlı, dirayetli olan annesi hep yanında olmuş. Babası da tabii. Kardeşi Nehir, peynirin tadını beğenmezken annenin ağzında bir çift söz " Bunu bulamayanlar var." Tek başına yaptığı her işte bir çift buğulu göz Furkan'ı sesizce hep takip etti: Anne.
️Siz hiç umutsuzluk kuyusuna düştünüz mü? Dipsiz, karanlık ve sessiz olan. ️
️Bir yerini çarpar, bir şeyi kırar diye kımılmadan durmasını isyenlere "Ben biblo muyum" der Furkan.
️Karanlık dünyasında içine mi kapansın, sessiz mi dursun, yerinden kıpırdamasın mı?
️Kulaklığını takar, sesli kitaplar dinler: "Çocuk, Köstebek, Tilki ve At", "Küçük Prens". ️
️Bu kitaplar sayesinde Furkan kendine inanmaya, bir şey yapmaya karar verir. İlk iş olarak herkesin gittiği bir okula gider, braille alfabesini öğrenir. Okul yolunda yaşadığı zorluklarla baş etmeyi, zorbalıklarla, kötü düşüncesi olan ve kendisine acıyan insanlarla "Karanlık Gölge" ile baş etmeyi öğrenir. Okul yolundaki yoldaşı, dostu Kamar adlı köpeği onu birçok zarardan korur.
️Bu hikayede; zorluklarla başmedebilmeyi, empati kurabilmeyi, dost olabilmeyi, engelli bir ailede yaşamı, iyiliğin gücünü, azmi, hayvan sevgisini bulacaksınız.
İpi sıkı tutmayı öğreneceksiniz.