" Yaşamda iyi tanımlanmış olan dışında gerçek yoktur. Güzel bir günden bahsetmek zordur ve güzel bir gün geçip gider. Güzel bir günü boş tarlalarda açan yeni çiçekleriyle, tarlalar üzerindeki boş gökyüzündeki yıldızlarla, sözsel ve güzel bir biçimde süsleyerek bellekte korumak bize kalmış."
" Şu sayısız yıldızla donanmış uçsuz bucaksız gökyüzü altındaki güzeller güzeli dünya nasıl dar gelir insanlara? Şu büyüleyici doğanın bağrında insan ruhu nasıl olur da kin, öç, kendi benzerlerini yok etme gibi duygulara kapılabilir? Nasıl olur da güzelliğin ve iyiliğin doğrudan ifadesi olan doğanın bir dokunuşuyla insan yüreğindeki bütün kötülükler yok olmaz? "
" Sıcak, bunaltıcı bir günde gökyüzünün aniden kararmasından ve fırtınanın kavrulmuş toprağa yağmur ve yıldırım yağdırmasından, inci tanelerini andıran yağmur damlalarının zümrüt yeşili dallara asılmasından, çimenlerin, otların birbirine karışmasından sonra güneşin ilk ışıklarıyla her şeyin yeniden canlanması, başını güneşe doğru kaldırması ve yeniden hayat bulmanın sevinciyle gökyüzüne olağanüstü, tatlı kokularını göndermesi gibi yenilenmeli miydi?.."