Yazıhanemin önünde şiir perisinin düşüncemi ziyaret ve iltifatını beklerken kapımda hafiyelerin ayak seslerini, penceremden beni gözetleyen kaplan bakışlı gözlerini görürdüm. Çünkü Sergüzeşt'e esaret aleyhinde başlamış ve "hürriyetine" diyerek son vermiştim.
Muasırlaşmak, şekilce ve yaşayışça Avrupalılara benzemek değildir. Ne zaman bilgi ve sanat iştirası için Avrupalılara ihtiyaçtan fazlasına müstağni (gerek duymadığımızı) görürsek, o zaman muasırlaşmış olduğumuzu anlarız.