- Şehvet, hayatın en büyük prensibidir. İnsan neslinin tükenmemesini sağlar. İnsan, akıl ve duygu bakımından çok üstün ve ileri olduğu için bu prensibi de olgunlaştırmış, güzelleştirmiştir. Yiyeceğini, giyeceğini, barınacağını güzelleştirdiği gibi. Şehvet, aşk haline geldikten sonra artık insanlar arasında yarış başlamış ve beyinler, muhayyeleler gerçekte olan güzellerle kanmayarak onları icad etmek yoluna girmiştir. Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnûn'un Leyla'yı görüşü gibi onu ilâhlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır. Bununla beraber aşk lüzumlu bir şeydir...
İşte yaşamak denen belâ buydu: Kendisini rahatsız eden yeşil gözlerden kurtulmak için içkiye sarılmış, Leylâ'yı görerek bahtiyar olmak için yola çıkmış, yolu şaşırarak Çamlı Koru yerine bilmediği sokaklara dalmış, birdenbire Eski Arkadaşlar Marşını, hem de iki defa, en maharetli ellerden dinleyerek mest olmuş, fakat bu bahtiyarlığına bile zehir katan Şeref'in hayaliyle konuşurken marş bitmiş, nedense yere düşmüş, kendisini de yerden, dünyada en iğrendiği yaratık kaldırmıştı.