İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamının okunmasına bırakmalı. Biraz derince olanların ise, iyice okunduktan sonra üzerinde az veya çok düşünmek lâzım.
Onlar ne feci mahlûklardır ki hürriyet ve adalet çığırtkanlığı ile sürüleri peşlerine taktıkları halde iş başına geldikten sonra istibdadın koyusunu ve zulmün en hasını yaptılar. İşte bu feci mahlûkların görüşüyle yazılan, yani daha başlangıçta yanlış bir hükümle işe koyulan tarih, Abdülhamid'i ve onun veziri Said Paşa'yı hicvederse ben ona nasıl inanırım? Manzarayı iyi kavra: Biri kuruntulu, şüpheci, fakat aynı zamanda hamiyetli, vicdanlı ve siyasî dehaya malik bir kıral, bir imparator: İkinci Abdülhamid. Zaafından kendisinin sorumlu olmadığı koca bir ülkeyi idare ediyor. Otuz milyonluk bir mahşer ki içinde dinler, milliyetler ve ihtiraslar çarpışmakta ve dış âlemin azgın bakışları karşısındaki hâkim unsurun sayısı üçte bir nisbetini bile doldurmamaktadır. İkincisi, fikirlerinde en ufak bir hafiflik olmayan ciddî, sağlam muhakemeli, memleketin çilesi ve kahrı içinde yetişmiş, uzağı gören bir vezir: Said Paşa. Hayır, meşrutiyet olamaz, bu rejim bize yaramaz diyor. Birincisi, meşrutiyet girerse hâkim unsurun Meclis'te azlıkta kalacağından korkuyor. Öteki disipline ve hiyerarşiye alışkın bir topluluğun bir başıbozuk sarhoşluğu arasında muvazeneyi kaybedeceğinden ürküyor. Netice? Netice meydanda: Küfürlerle ve iftiralarla yerin dibine geçirilen iki kişinin haklı olduğunu zaman ispat etti. Ya hürriyet kahramanları? Onlar meydanda yok...
- Bir görsen sen de çok seversin. Pek zeki ve bilgili kızlar. Üstelik o kadar da güzel şeyler ki... Birer şiir kadar...
- Bir imha savaşı kadar da güzel mi?
Ayşe onun bu gibi garipliklerine alışık olmakla beraber yine neşesini kaçıran bir hayrete düşerek bakmaktan da kendini alamadı:
- İmha savaşı güzel bile olsa bir kızın güzelliği ile onun arasında nasıl bir benzerlik kurabiliyorsun?
- Kızların güzelliğini şiire benzetmiştin de...
- Evet?
- Şiir ince sanatlardan birisi olduğu için şiirin güzelliğini kızların güzelliğine benzettin. Harp sanatı ince sanatların başında gelir. En güzel örneklerini de imha savaşlarında bulabilirsin.
Ayşe, kocasını kırmamaya çalışarak itiraz etti:
- Kabul ama bu ince sanat kan ve ölümle doludur. Bir genç kızın güzelliğine benzer mi?