Doğruyu, iyiyi ve güzeli bilen biri yanlışa, kötüye ve çirkine tahammül edemez. Bu çok büyük bir ızdırap kaynağıdır. Güzeli görmenin cezası, çirkinle her karşılaştığınızda daha fazla acı çekmektir. Dücane Cündioğlu
Hamlet’te şöyle bir söz vardı “Bilinç işte böyle korkak ediyor hepimizi.” Bilinç, bütün ölçüyü de aşmamıza neden oluyor. İnsanın bilinci, zekâsı ile yapamayacağı şeyi de yapabilecek gibi düşünmesi yani tanrısallaşması. Burada ölçünün kaçtığını düşünüyorum. Yalınlık dediğim şey bir varlık olarak insanın ne olduğunu anlamaya, kavramaya çalışmasıyla ortaya çıkar ve ancak orada derinleşmek mümkündür. Diğer türlü yüzeysel yaşıyoruz zaten. Bir araba al daha sonra bir üst modelini almak için çabala, burada bir bilinç yok. Ama onun aracılığıyla tanrısallaştırıyorsun kendini. Oysa bir depremde, bir selde ya da ölümde insanın tanrısallığı kalmıyor. Doğa hep hatırlatır insana kendini, kendi olması gerektiğini. Semih Çelenk
Semih Çelenk Mesela eski köylerde, genel olarak mezarlıklar ya giriş ya çıkıştadır, yani günde bir, iki kez görürsün. Ama günümüzde, yani şehirlerde mezarlıklar genelde gözden uzak yerlerde oluyor yani gömüp kaçıyoruz. Ölen kişiyle ilişkimiz kalmıyor, hayattan düşmüş oluyor. Bunun nedeni biraz da kapitalizm, üretimden düşen canlının bir ifadesi, anlamı yok onun için. İlkel yaşantıda bir ruhsallık var ama günümüzde ölen kişiden sonra, şimdi mülkiyet kimin tartışması çıkıyor, sistem de bunu soruyor. Şimdi ben kimden vergi alacağım, devlet bize bunu dayatıyor. Halbuki yazık öldü, demiyor. Ölümle ilgili şunu kavramamız gerektiğine inanıyorum. Bizim gündelik yaşamımıza hız veren şey ölümdür, ölüm düşüncesidir. Yani biz var olma ivmesini ölümden alırız. Ölüm gibi bir şey olmasaydı yaşantı da olmazdı. Biz bu dinamizmde bir şeyle yarışıyoruz. İnsanın bütün edimleri yemek yeme, görme, gezme, kitap okuma vs. ölüme karşı yapılmış eylemler aslında. Ve seni kalıcı kılacağını düşündüğün şeyler. Haz alıyorsun ve bu hazzı sürekli kılmak istiyorsun.
Kimi nitelikler vardır – bazıları bir şeyleri içerir
İkili bir yaşamı olan bazı bileşik şeyler ki böyle yapılmıştır
Bu ikiz kimliğin bir türlü
Işık ve maddeden fışkıran. Gölgede ve katıda görülen..
İki katlı bir sessizlik vardır; kıyı ve deniz
Gövde ve ruh. Biri sessiz yerlerde durur
Uzun çimenlerde; vakur güzelliklerde
Kimi beşeri anılarda ve göz yaşartan eski bilgilerde
Korkusuz say onu. Adı “Yok artık"
Birleşik sessizliktir o: Ondan korkma.
İçinde kötü bir güç yok
Ama ısrarlı bir kader (amansız kader)
Rastlatırsa seni onun gölgesine. (insan ayağının basmadığı bölgelere musallat olan adsız bir peri)
Kendini Tanrı'ya emanet et.
Edgar Allan Poe
Her anlamsızlık felsefesi, sırf kendini dile getirdiği için, bir çelişki üzerinde yaşar. Böylece az da olsa bir tutarlılık verir tutarsızlığa; düzensiz, bağıntısız olduğunu belirttiği şeye geçerlilik kazandırır. Konuşmak düzeltmektir. Sessizlik de bir anlam belirtmeseydi, anlamsızlık üzerine kurulmuş tek tutarlı tutum sessizlik olurdu. Albert Camus