İçinde kenardan köşeden kitap benzeri şeyler olmayan kütüphane yoktur.İlla çıkartma albümleri ,aile albümleri, el yazısı kitaplar veya tanıtımların veya dini yazıların olduğu kâğıtlar olmaları gerekmez; bazı insanlar da broşürlere veya prospektüslere meraklıdır, kimileri ise bulunamayan kitapların elle veya daktiloyla yazılmış kopyalarına. Ayrıca dergiler de kütüphanelerin canlı uçlarından birini pekala oluşturabilir.
Yâ Alî! Her kim her gün yirmibeş kerre (Estagfirullahe lî ve li vâlideyye veli-cemî’il mü’minîne vel mü’minât vel müslimîne vel müslimâti innehû mu’cîbüt de’avât) derse, Allahü tebâreke ve teâlâ o kimseyi kendi dostlarından yazar.
Yâ Alî! Her kim her gün on kerre (Lâ ilâhe illallahü kable külli ehadin ve lâ ilâhe illallahü ba’de külli ehadin ve lâ ilâhe illallahü yebka rabbünâ ve yefnâ ve yemûtü küllü ehadin) derse, göklerde hiçbir melek kalmaz; illâ ona bin kerre istigfâr ederler.
Yâ Alî! Her kim hergün yirmibir kerre (Allahümme bârik lî fil-mevti ve fî mâ ba’det mevti) derse, Allahü teâlâ ve tekaddes hazretlerinin ona dünyâda verdiği ni’metleri hesâbsızdır.
Yâ Alî! Her gün on kerre (Elhamdülillah kable külli ehadin ve elhamdülillahi ba’de külli ehadin velhamdülillah yebka rabbünâ yefnâ küllü ehadin velhamdülillahi alâ külli hâlin) derse, Allahü teâlâ ve azze ve celle o kimseyi büyük günâhı olsa da afv eder.
Yâ Alî! Her kim benim üzerime her bir gün ve her bir gecede yüz kerre salevât getirse, ona şefâ’at etmek, büyük günâhı olsa da, bana vâcib olur. Bu cümlede bütün müslimânlara nasîhat vardır.
Bir eve sahip olma uğruna hayatı taksit ödemekle geçen, ardından hemen ikincisini almak için yeniden borç altına giren, o da bitince yazlık ev, peşine kışlık ev, bir de çocuğa ve toruna ev diye diye sonu gelmez mülk hülyalarıyla yorulan bir zihin-de, bu tür hırslarla yıpranan bir kalpte Allah'ı arzulayacak derman kalabilir mi? "İlla ev" diyen biri, "İlla Allah" diyebilir mi? illa makam, illa şöhret, illa şu insan, illa bu insan, illa başarı, illa mutluluk, illa zenginlik diyen biri, illa Allah diyebilir mi?
Ebediyetle ancak doyabilen, ebedi Zattan başkasına tahammül edemeyen latifelerini "illa" dediği bu sevdalar doyurabilir mi?
Tanıdığım benliğin büyük ölçüde sentetik bir ürün olduğunu bilmediğim sürece kendime dair ne bilebilirim ki? Çoğu insan -ben de dahil olmak üzere- onu tanımadan yalan söyler; aslında bu durumda "savunma" "savaş", "görev" "boyun eğme", "erdem" "itaat" ve "günah" "itaatsizlik" anlamına gelir; anne babanın çocuklarını içgüdüsel olarak sevdiği fikri bir söylencedir; ün nadiren hayranlık uyandıran insani meziyetlerle elde edilir ve bundan çok daha nadiren gerçek başarılara dayanır; tarih zafer kazananlar tarafından yazıldığı için çarpıtılmış bir kayıttır; fazla alçakgönüllülük illa kendini beğenmişlikten arınmışlığın bir kanısı değildir; sevgi ihtiras ve açgözlülüğün zıddıdır; herkes kötü niyetlerine ve eylemlerine kılıf bulmaya ve onları saygın ve faydalı göstermeye çalışır; güç peşinde koşmak hakikatin, adaletin ve sevginin zarar görmesi demektir; günümüz endüstriyel toplumu bencillik, sahiplenme ve tüketime dayanmaktadır, yoksa söylendiği gibi sevgi ve yaşama saygı ilkelerine değil. İçinde yaşadığım toplumun bilinçdışı yanlarını analiz edemediğim sürece kim olduğumu bilemem çünkü hangi yanımın bana ait olmadığını bilemem.