ilyas tavukcu

ilyas tavukcu
@ilyastavukcu
Geri takip beklentisi ile beni takip etmeyin lütfen!
9/10
·544 syf.·
2021 27. kitabı
Bazen hiç görmediğiniz ama bir şekilde varlığından haberdar olduğunuz birisine kendi dünyanızda şekil verirsiniz. Onu kendinize göre bir boya, bir sese, bir görüntüye, bir duruşa, bir kişiğine bürüyüp onu kendi dünyanızda bir yere konumlandırısınız. Günün birinde o kişiye ait yeni bilgilere eriştiğinizde (ses, görüntü veya bir davranış) kendi dünyanızda oluşturduğunuz o kişiyi de yeni bir hüvviyet verip yeniden konumlandırır ve hakkında yeni şeyler öğrenme ihtiyacı hissedersiniz çoğu kere. Abdülhak Şinasi Hisar'da benim için öyle oldu. Özlellike Fahim Bey ve Biz kitabını okuduktan sonra (en az 3 defa okumuşumdur) yazara olan ilgim ve merakım daha da arttı. Diğer kitaplarınıda tedarik edip okumaya başladım. Çamlıca'daki Eniştemiz ve Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği kitaplarını okuduktan sonra yazarın çok farklı bir kişiliği olduğunu anladım ve diğer eserlerini, hayatını vehakkında bulduğum yazıları okumaya başladım. Abdulhak Şinasi'nin eserlerine ve yazılarına ilgi duyan ve bir tesadüf eseri tanıştıktan sonra çok iyi anlaşıp yazarın vefatına kadar dosluklarını sürdürdükleri Sermet Sami Uysal'ın "Bir Abdülhak Şinasi Hisar Vardı" ismini verdiği ve yazarın hayatı, öğrenimi, eserleri, edebi kişiliği, arkadaş çevresi, edebiyat dünyasındaki yeri, istanbul, çamlıca, boğaziçine olan hayranlığını anlattığı bu kitabıu büyük bir ilgi ve merakla okudum. Gerçektende çok ilginç bir kişiliği var Abdülhak Şinasi'nin. Ayrıca Mektebi Sultaniden (Galatasaray Lisesi) kaçıp gittiği Fransa'da tanıştığı ve etkilediği yazarlar ve edebiyaçılara da yer verilmiş. Özlelikle anlatım tarzı, kurduğu uzun, şiirsel ve cinaslı cümlelerle Marcel Proust'a çok benziyor. Okurken çok keyif aldığım bir kitap oldu. Abdülhak Şinasi Hisar'ın eserleri ile tanışmanız dileği ile.
Bir Abdülhak Şinasi Hisar VardıSermet Sami Uysal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20162 okunma
Reklam
8/10
·339 syf.·
2021 21. kitabı
Yaklaşık üç sene önce bir haber portalında 80 yaşında emekli bir köy öğretmeni olan Yozgat'lı Yusuf Karakaya'nın 6.5 yılda 400'ün üzerinde köy gezerek köy odalarını araştırıp kitap yazdığı haeberini okudum. Bu yaşta ve bu kadar yıl gayret ederek yazılan bir kitabı köy odalarını az buçuk bilen birisi olarak merak edip almak istedim. Kitap sitelerinde olamayn kitabı tedarik için ancak yazarla irtibata geçmek gerekiyordu. Neyseki numarasını bulup kendisiyle görüşebildim. Kitabı daha çok üniversitelerden araştırma amaçlı olarak alıyorlarmış. Yazar benide onlardan diye düşündü ilk önce ve sonra durumu anlattım. Oğlu ile iletişime geçip ödeme ve kargo işlemlerini halledip sonunda kitabı tedarik edebildim.Bu ramazan ayında kitabı okuma fırsatım oldu. Yazar köy odalarını en verimli ve en randumanlı bir eğitim fakültesi olarak niteliyor. Mescid-i Nebeviye benzetiyor. İçeriside Kur'an öğretilen, yemek yenilen, dini sohbet, hikaye anlatılan, duruma göre harp karargahı ve hastane olarakta çok fonksiyonlu olarka kullanılabildiğini ifade ediyor. 400 köy gezip 80 civarı oda bulup inceleyen yazar günümüzde teknolojiye yenilen odaların durumlarını bakımsızlık ve ilgisizlikten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını ve biran önce koruma altına alınması gerektiğini söylüyor. Yozgat'lı olan yazar haliyle Yozgat ve çevresindeki odaları belediye ve valiliğin araç yardımıyla gidip araştırabilmiş. Çok köklü bir geçmişe sahip olan odalar Yozgat ve civarındaki köylerin zenginleri tarafından yapılıp ücretsiz olarak misafir ve yöre halkının kullanımına sunuluyormuş. Bir köyde birden fazla oda olabiliyormuş. Odaları işletmek, her türlü maddi giderlerini karşılamak ve gelen müsafirlari memnun etmek bu oda sahiplerinin görevi imiş. Bütün bunları Allah rızası için yapıyorlarmış. Ulaşımın
Ayakta Kalan Köy OdalarıYusuf Karakaya · 20171 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2021 13. kitabı
Kitabı ve yazarı Trt'deki Gönül Dağı dizisi sayesinde tanıma fırsatım oldum diyebilirim. Dizi bu kitaptaki ve kitabın dışında kalıp yayınlanmayan Mustafa Çiftçi hikayelerinden esinlenerek senaryolaştırılmış. Kitap "Handan Yeşili", "Kara Kedi", "Ensesi Sararmış Adamlar", "Ankara'daki Evlatlar", "Bir iğne Bin Kuyu","Elif , Tina, Tolga" ve "Piç Sevi" olmak üzere birbirinden güzel 7 hikayeden oluşmaktadır. Her hikayede kendinizden, aile ve yakın çevrenizden bir şeyler ile Anadolu insanının saf, temiz, sıcak, samimi, içten ve misafirperliğini buluyorsunuz. Göz hakkı deyip, kokmuştur deyip kendi yiyip içtiklerinden ikram eden, küçüklerini sevip büyüklerine saygı duyan, kadına ve aileye karşı hassasiyetin olduğu insanın içini ısıtan, yüreğine dokunan hikayeler. Günümüz dizi, roman ve hikayelerinde işlenen mafya, cinayet, ihanet, binbir türlü entrika ve narsist duyguların empoze edilerek reyting şehvetine kapılan çevrelerin aksine insanları sarıp sarmalayan, yaralara merhem olmaya çalışan, hala umut var dedirten bir eser. İyi ki bu dizi çekilmiş, iyiki kitabı okumuşum ve iyi ki bana Mustafa kutlu'yu anımsatan yazar Mustafa Çiftçi'yi tanımışım. Keyifli okumalar dilerim.
Bozkırda AltmışaltıMustafa Çiftci · İletişim Yayıncılık · 20141,759 okunma
Puan vermedi·904 syf.·
2021 11. kitabı
Siyasi bir roman diyebileceğimiz bir kitap. Dostoyevski Sibirya sürgününden döndükten sonra yazmış. Üniversite öğrencisi Sergey Nechayev'in devrim için örgütlenmesinden yola çıkarak yazılan eser ismini de incilde geçen Cinli bir adamın vücudundan çıkan cinlerin domuzların vücuduna girmesi ve domuzların koşarak kendilerini göle atıp boğulmalarını konu alan hikayeden almıştır. Karakterlerinde neredeyse hepside cinli sanki Genelde ateizm,nihilizm ve batı düşüncesinin rus insanı üzerindeki etkilerine eleştiriler var. Dostoyevskinin hayatından kesitler var, her zaman olduğu gibi epilepsi ve sibirya sürgünü gibi konulara atıflar var. Suç ve Ceza ile Karamazov kardeşler kitaplarına göre daha hafif bir kitap diyebilirim. Tavsiyem bunu onlardan daha önce okumanız yönünde olacaktır. Ayrıca yine bu kitabı okumadan önce Lermantov'un 'Zamanımızın Bir Kahramanı' ile Gogol'un 'Ölü Canlar' kitaplarını okumanız olacaktır çünkü bu eserlerdeki karakterlere benzetmeler ve göndermeler yapılıyor. Keyifli okumalar dilerim.
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Puan vermedi·335 syf.·
2020 62. kitabı
Statü: Bir kişinin veya kurumun toplum içindeki durumu, dünayanın onu nasıl gördüğü ya da konumlandırdığı. Yazar kitapta insanlık tarihi boyunca statü endişesi ve bunun kaynağı üzerinde duruyor. Felsefi, dini, politik açıdan tarihsel süreçleri hakkında örnekler veriyor. Aynı konumda olduğumuz insanların başarısızlıklarına üzülürüz fakat işin garibi bu insanların çok başarılı olmalarında daha çok üzülürüz. Bunun normal olduğunu ama bundan sonraki davranışlarımızın bizim iyi ya da kötü birisi olduğumuzu belirler diyor. "Kıskançlığı doğuran, kendimizle başkaları arasındaki oransızlık değil, aksine, yakınlıktır." Herhangi bir iş yerinde aynı statüde görev yaptığımız ya da bir arkadaş grubunda eşit olduğumuz birisine biranda bizden daha üst düzey bir görev veya sorumluluk verildiğinde kendimizi başarısız hiiseder ve bizden daha başarılı olan kişiye karşı içimizde bir kıskançlık bir çekememezlik oluşur. Yeni bir topluluğa girdiğimizde adımızdan sonra nereli olduğumuz ve mesleğimiz sorulur. Takibi kılık kayfetimiz ve duruşumuzda önemli. İnsanlar kafalarında hemen bir statü belirler ve ona göre davranırlar size karşı. Nasrettin hocanın "ye kürküm ye" fıkrasında olduğu gibi. Bunun dışında yazar bir de snopluk diye bir tanımdan bahsediyor. Bu terim ilk olarak 1820'lerde ingiltere'de kullanılmaya başlanmış. Oxford ve Cambridge üniversitelerinde sıradan öğrencileri aristokrat öğrencilerden ayırabilmek amacıyla adlarının hemen yanına "sine nobilitate" (soylu olmayan) ya da kısaca snob diye notlar düşülürmüş. Pek çok sözcük gibi snop sözcüğünün anlamı zamanla değişmiş. Snop başta yüksek statü sahibi olmayan kişileri karşılayan bir sözcük iken daha sonra yüksek statünün yokluğundan rahatsız olan kişiler için kullanılmaya başlanmış. Snop kişik soylu, elit insanlar gibi olmka
Statü EndişesiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20211,210 okunma
Reklam