"Bana ne derler" durumu sevimli, saygılı ama içi boş insanlar yaratır. İpleri başkalarının elinde olan kukla misali. En zor anlarda bile hissettikleri "makbul olan" olacaktır.
Gençler de buna benzer bir içsel arzunun etkisiyle ve çevrenin de desteğiyle hakiki sevinçleri gençlik çağlarının sözde zevklerine feda eder. Yavan, verimsiz bir yaşantı içindeki insanlar da içlerindeki gerçek duyguları aramazlar. Çevrelerinin kendilerine biçtiği çerçeveyle yetinir ve bunu alışkanlık haline getirirler. Bu da içlerindeki gizli, gerçek duyguların ölmesine kadar gider.
İçimde eriyen bir şeyler var. Yine içimdeki bir yerlere yığılıyor. Uyutmayan, oturtmayan, yürütmeyen bir sızıya dönüşmesi de yaşıyor olmamdan. Yaşıyorum ama nasılı niçininden bulutlu.