E.

eve bir türlü varamadım.
öğrenci
İstanbul
İstanbul, 23 Ekim
286 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kadınlar toplum tarafından nelere maruz kalıyor?
10/10
·112 syf.··
2024 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2024 21:12
- Eser miktarda spoiler içerir - "Susturulduğu için kendi kendine konuşan kadınların romanı bu. " Kitabın arka kapağında bu cümle yazıyor. Bu cümle bile ne kadar iddialı bir kitap olduğunu bence gösteren bir şey. Antabus; alkol bağımlılığında kullanılan bir ilacın ismi. Ana karakterimiz Leyla'nın almak için kocasının bira şişelerini sattığı ilaç. Ama bundan önce en başa dönelim. Leyla, ailesi ile birlikte Anadolu'nun bir yerinden İstanbul'a taşınan bir genç kız. Okutulmamış. Eğitimden ve sevgiden mahrum bırakılmış. İstanbul'a taşındıktan sonra bir ev tutulması için kardeşleriyle beraber çalışmaya başlayan Leyla'nın payına bir konfeksiyon düşüyor. Leyla, hayatını değiştiren olayları da burada yaşıyor. İlk aşkını ve ilk hayâl kırıklıklarını bu konfeksiyonda yaşıyor. "Ömer benim İstanbul'da gördüğüm ilk güzel manzaraydı. Başka da görmedim zaten..." sf.19 Bu konfeksiyonda başına gelen korkunç bir olay yüzünden kendinden yaşça büyük, ona şiddet uygulayan ve alkolik bir adamla evlendirilen Leyla, hayatta kalmanın bir yolunu arıyor bir nevi. Sürekli şiddet gördüğü, yediği dayaklardan sonra gözünü hastanelerde açtığı, evlilik içi tecavüzlere uğradığı, çocuklarını korumaya çalıştığı bir hayatta Leyla bize sorunlarını anlatıyor. Hem de öyle içten, öyle doğal anlatıyor ki Leyla ile karşılıklı kahve içtiğinizi sanırsınız. Kitap öyle bir yazılmış ki, okurken aklınıza direkt bir tiyatro sahnesinin ortasında tek bir kadının monolog performansı geliyor. Zaten Antabus, 2016 yılında Afife Tiyatro Ödülü'nü almış tek kişilik bir tiyatro oyunu. (Canlandıran oyuncu Nihal Taşçı) Anlatılan konu o kadar içinize dokunuyor, o kadar bizden, o kadar gerçek ki insan bu gerçeklik karşısında bazen hayrete düşüyor. Eşinin şiddetinden kaçmak için hastanelerde kalan ve refakatçilik yapıp
 AntabusSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20195,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her kitabın sonu koca bir hass*ktir! (Birazcık spoilerli)
9/10
·301 syf.··
2024 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 16:41
Başlık biraz absürt olsa da Agatha Christie kitaplarının sonu bana her zaman bunu söyletiyor. Bu zaman kadar katili asla bulamadığım için bu kitapta kendimce bir yöntem denemek istedim; tüm karakterleri bir kağıda yazdım ve şüphelendiğim her olayı not edip şüpheli karakterin yanına artı attım. Bilin bakalım ne oldu? Yanına hiç artı atmadığım karakter katil çıktı! Kitabımız Enderby Konağı'nın sahibi Richard Abernethie'nin ani ölümü ile başlıyor. Yaşlı ve zengin bir adam olan Richard bir gece uykusunda, aniden vefat ediyor. Ağır hastalıklarla boğuşan, yaşlı bir adam olmasına rağmen doktorları dahil herkes bu ölüme çok şaşırıyor. Çünkü Richard kendine baktığı takdirde 1-2 yıl daha yaşamını sürdürebilecek bir adam. Richard'ın cenazesinden sonra başıboş kalan büyük miras için yıllardır görüşmediği kardeşleri, yengesi, yeğenleri ve yeğenlerin eşleri toplanıyorlar. Bu miras açıklaması sırasındaysa patavatsızlığı ve aptallığı ile tanınan Richard'ın kardeşi Cora herkesin kafasını karıştıran bir şey söylüyor; "Her şey çok güzel bir şekilde örtbas edildi ama Richard cinayete kurban gitti değil mi?" Bu açıklama herkesin kafasını karıştırıyor ve bir gün sonra bir cinayetin varlığından şüphelenen tek kişi, yani Cora evinde vahşi şekilde öldürülmüş halde bulunuyor. (Spoiler olan kısım buydu ama 30. Sayfada ortaya çıkan bir durum.) Ardından Richard'ın ölümü hakkında az çok fikri ve bilgisi olan herkes tehlikeye giriyor çünkü katil aralarından biri. Yukarı da 7 günde okuduğum yazsa da 5 gün boyunca elime almadığım ve 2 günde bitirdiğim bir kitap. Müthiş akıcı ve asla tahmin edilemez. Polisiye seven herkesin okuyabileceği ama büyük ihtimalle hiç kimsenin okurken katili bulamayacağı bir kitap. =) Cenazeden Sonra Agatha Agatha Christie
Cenazeden SonraAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2020973 okunma
40 yıllık bir evliliğin ardından dul kalmak.
9/10
·116 syf.··
2024 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 19:43
"Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?" Bunu söyleyen 40 yıllık eşini kaybetmiş bir adam; Jean Louis Fournier. Fournier eşiyle geçirdiği 40 yıldan sonra eşini kaybediyor ve nasıl hissettiğini, ne düşündüğünü adeta bir günlük gibi yazmaya başlıyor. Henüz ilk sayfada yazma amacını da belli ediyor zaten: "Kendinden bahsetmeyi hiç sevmezdi. Hele kendi için iyi şeyler söylenmesini hiç sevmezdi. Madem şimdi gitti, fırsattan istifade edeyim." (sf. 9) Fournier son derece huysuz, geçimsiz ve tahammülü çoğunlukla zor biri ama tüm bunlara rağmen karısını çok seviyor. Eşi Sylvie onun için bir bağımlılık gibi. Karısını asla yalnız bırakmıyor -karısı özel alanı seven birisi olsa bile-, gece uyurken nefesini kontrol ediyor ve Sylvie gittiğinde onun hayatındaki tüm renk olduğunu fark ediyor. Çünkü Sylvie, Fournier'ın aksine son derece nazik, zarif ve herkesin sevdiği biri. Çiçek bahçelerini, antika eşyaları ve düzeni seviyor. Dolayısıyla Sylvie gidince huysuz adam Fournier kendini yapayalnız hissediyor. Biraz da pişmanlık duyuyor aslında. Çünkü Sylvie'yi sevmesine rağmen utangaçlığı ve huysuzluğu bunu belli etmesine pek izin vermemiş. Bu yüzden diyor ki, "Sanırım sana hiç bu kadar güzel şeyi bir arada söylemedim. Kuşkusuz aptalca utangaçlığımdan. Sevimsiz şeyleri ne kadar rahat söyleyebiliyorsam, güzel şeyler de o kadar boğazımda kalıyor." (sf. 90) Üzülmeden edemediğim ama Fournier'a da çok kızdığım hatta bazen samimiyetine inanmadığım bir kitaptı. Yine de kendime bu kadar yakın hissettiğim çok az yazar vardır. Her şeye karşı memnuniyetsizlik galiba bu çağın ortak sorunu. Ben çok sevdim. Kesinlikle bir kaç kitabını daha okuyacağım bir yazar. Size de tavsiye ederim. Okuyun, okutturun efenim. Jean-Louis Fournier Dul
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
Hayat, edebiyatı taklit etmiş!
8/10
·236 syf.··
2024 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2024 00:40
"Bir kimse insan olsun ve göğsünde bir yürek bulunsun da hiçbir kimseyi sevmesin, bu olacak şey midir?" Ahmet Mithat Efendi'den akıp giden ve benim yine çok sevdiğim müthiş bir kitap. Tanzimat dönemi eserlerinde "ahlaksız kadın" tiplemelerine çokluklukla rastlanır. Ancak bunlar erkek ana karakteri baştan çıkaran, açgözlü, melûn kadınlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Sevgili Ahmet Mithat Efendi ise diyor ki; "Ya siz bu kadınlara sürekli yargısız infaz yapıyorsunuz. Kim bilir bu kadınların başlarına neler geldi?! Bu kadınlarda insan hatta bazıları masum. Ben bir kitap yazayım da bu masum kadınlardan birini anlatayım." Direkt olarak bunu söylemediyse de buna benzer bir şeyler söylediğini tahmin ediyorum. Ve böylece o dönemler için orijinal bir konu olan bu kitap ortaya çıkıyor. Ana karakterimiz Ahmet Efendi ve dostu Hulusi Efendi bir akşam beraber Beyoğlu Tiyatrosu'nda sahnelenen bir oyunu izlemeye gidiyorlar. Ancak oyun gecenin bir yarısı bitiyor, sağanak yağmur bastırıyor ve iki arkadaş kendilerini evlerine götürebilecek tek araba bulamıyorlar. Saat gece yarısını geçtiği için oteller müşteri de kabul etmiyorlar ve bizim iki arkadaş son çare olarak bir geneleve gitmeye karar veriyorlar. Ancak ana karakterimiz Ahmet Efendi gidilen yerde kesinlikle bir kızla birlikte olmayacağını arkadaşına söylüyor. Yine de geneleve gittikleri zaman Ahmet Efendi'nin karşısına henüz 17 yaşındaki Kalyopi çıkarılıyor. Ahmet Efendi bu kıza hiç dokunmuyor ancak masumluğundan çok etkilenip oralara nasıl düştüğünü merak ediyor. Bu merak öyle bir merak ki, son derece disiplinli ve çalışkan bir adam olan Ahmet Efendi hafta da 2 defa geneleve gidip, Kalyopi'yi görmeye ve hikâyesini öğrenmeye çalışıyor. Tefrika edildiği dönemde çok ses getiren bu romana Halit Ziya Uşaklıgil şiddetle karşı
Henüz 17 YaşındaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,434 okunma
Okuma yazma bilmeyen birinin meydan okuması.
10/10
·48 syf.··
2024 24. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2024 16:53
"Şifreli yazılarımı tuttuğum hatıra defterimi ve ilk şiirlerimi Macaristan'da bıraktım. Erkek kardeşlerimi, annemi babamı, haber bile vermeden, bir veda bile etmeden geride bıraktım. Ama hepsinden de önemlisi o gün, 1956'nın o Kasım sonu, bir halka olan aidiyetimi kesin olarak kaybettim." Başlıkta yazan cümle, kitabın son cümlesi. Ve tek cümle bu hanımefendinin yazarlık kariyerini belki de özetliyor. Agota Kristof'dan okuduğum bu ilk kitap, kendisinin hayatını anlatıyor. Savaş yüzünden ülkesinden ayrılışını, hiç bilmediği bir ülkede yeni bir dil öğrenmeye çalışmasını (fransızca) ve bu dilde okuma yazma dahi bilmezken bir yazar olmasını. Zor bir hayat ve müthiş bir azim. Bu kitabı bana çok sevdiğim, hayatım boyunca öğretmen dendiğinde yüzü gözümün önüne gelecek edebiyat öğretmenim hediye etti. İlk sayfaya Emily Dickinson'dan bir alıntı bırakmış; "Sonsuzluk şimdilerden oluşur." Bana göre bu kitap şimdiyi geciktirmeyen bir kadının öyküsü. Cesaret ve ilham verici bir öykü.
Okumaz YazmazAgota Kristof · Can Yayınları · 20233,713 okunma