CUMHURİYET, KADINI YÜZEYSEL"LEŞ"TİRDİ Mİ?..
Yıllar önce ilahiyatçı bir ağabeyim, kendisi bu yakınlarda "profesör" de oldu, "güzel sesin bir ilahiyatçı için imtihan olduğunu" söylemişti. Gerekçesi şuydu: Güzel sesli olan ilahiyatçı genelde, biraz da çevresinin talebiyle elbette, Kur'ân-Mevlid-İlahî gibi şeyler okumaya yöneliyor ve ilmî çalışmalara mesaisi azalıyordu. Fakat sesi şuh olmayan ilahiyatçının böyle bir şansı yoktu. O, eğer buna müsait bir istidadı/gayreti de varsa, varlık sahası olarak ilmî çalışmalar yapmayı seçiyordu. Zamanını tastamam ona ayırıyordu. Yani başta eksiklik gibi görünen birşey ilerde artıya dönüşüyordu. Bir başka ağabeyim de, onun hâlâ akademik hiçbir ünvanı yoktur, Batı'da soyut sanatlara yönelişin fotoğraftan sonra olduğunu söylemişti. Ondan evvel sûretin taklidiyle meşgul olan Batılı sanatkârlar, ilk fotoğraf aşılamaz bir başarı olarak karşılarına dikilince, doğrudanı terkedip dolaylıya yönelmişlerdi. Bunu söyledikten sonra da eklemişti: Sûreti resmetmeye kem bakılması mücerret sanatın Batı'dan çok daha önceleri İslâm coğrafyasında ortaya çıkmasını sağlamıştı. Bu şüpheli alanda yürümek istemeyen Müslüman sanatkârlar varlık sahası olarak dolaylı anlatımı seçmişlerdi. Bu da eserlerini derinleştirmişti. Fikrî yanlarını daha güçlü kılmıştı. Sonraları kendimce bunun "tesettür" emriyle de ilgisi olduğunu düşünmeye başladım. Nasıl? Anlatmayı deneyeyim arkadaşım: Cenâb-ı Hak, elbette bir hikmeti gereği, cins-i lâtifi erkeğe kıyasla daha güzel yaratmıştı. Bu güzellik tabiî ki onlara bağışlanmış bir nimetti fakat aynı zamanda her nimet gibi de bir imtihandı. 12. Söz'de anlatılan temsilî hikayecikte, kitabın mücevherle yazılmış olmasının "ecnebî feylesof" için yaman bir yanılgıya dönüşmesi gibi, bu yüzeysellik de bir boğulmaya neden olabilirdi. __Ne olmuştu peki
Yüzeysel
Ana Muhalefette Tasfiye Dalgası: 19 Mart Darbesi ve Tutuklamalar 19 Mart 2026 Suriye’deki dengelerin değişmesi ve devlet çekirdeğinin iç güvenlik konseptini maksimum sertliğe ulaştırmasıyla eş zamanlı olarak, içerideki klik savaşları radikal bir tasfiye operasyonuna dönüştü. "19 Mart Darbesi" olarak adlandırılan bu kurumsal ve adli operasyonla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çekirdek ekibi, asimetrik finansal ve idari soruşturmalar neticesinde görevden uzaklaştırılarak tutuklandı. Bu hamle, Karadeniz ve sermaye odaklı kliklerin devlet aygıtının sert muhafız kolları tarafından bir gecede marjinalleştirilmesidir.
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
38. Olağan Kurultay ve Klik Değişimi Kasım 2023 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesiyle birlikte, Kılıçdaroğlu aparatının kitleleri konsolide etme, toplumsal muhalefetin gazını alma ve tabanı sistem sınırları içinde tutma kapasitesi tükenmiş göründü. Kurultay mekanizmasıyla tasfiye edilen kadronun yerine, geçici olarak sistem uyumlu "normalleşme" söylemleriyle yeni bir ekip (Özgür Özel/Ekrem İmamoğlu ekseni) geçirildi. Ancak bu durum, sistem içi klik savaşlarının bittiği anlamına gelmiyordu.
Tarih
Küresel Tasarımın İç Motoru
Küresel Tasarımın İç Motoru: Türkiye’de Sermaye Transferleri, Elit İkameleri ve Aparat Mekaniğinin Krono-Politik Anatomisi (1952 - 2026) Metodolojik Çerçeve ve Deterministik Matris Modern Türkiye’nin makro-tarihsel patikası, salt iç siyasi rekabetlerin, ideolojik polarizasyonların ya da lineer bir demokratikleşme/otoriterleşme anlatısının ürünü değildir. Karşımızda, küresel hegemonyanın yapısal tasarım dalgaları ile yerel sermaye savaşlarının asimetrik bir biçimde birbirinin üzerine katlandığı, yüksek entropili ve deterministik bir matris bulunmaktadır. Bu matrisin en radikal ve dönüştürücü iç motoru, geç Osmanlı döneminden itibaren devletin kurucu unsuru ve iktisadi omurgası olan Rumeli ve Balkan muhaciri (özellikle Yunanistan göçmeni) seküler elit yapının, gücü ve finansı Karadeniz, Kafkas ve Doğu Anadolu kökenli yeni muhafazakâr/milliyetçi ağlara devretmesidir. Bu elit ikamesi, yalnızca yasal bürokrasinin değil; yargı, emniyet, istihbarat, finansman kanalları ve informal güç odaklarını da kapsayan total bir hegemonya transferidir. Bu süreçte hiçbir ideoloji, aktör ya da ittifak statik kalmamış; küresel sistemin bölgesel ajandası ile içerideki kliklerin hayatta kalma arzusu dönemsel aparatlar üzerinden enstrümante edilmiştir. Her aktörün bir "son kullanma tarihi" (expiration date) bulunmakta ve işlevini tamamlayan unsurlar sistem dışına itilmektedir. Aşağıdaki krono-politik hat; bahse konu derin kurumsal kırılmaların, asimetrik tasfiye mekanizmalarının ve büyük servet transferlerinin rasyonel, deterministik ve bütüncül bir dökümüdür. Krono-Politik Hat ve Jeopolitik Kırılma Eşikleri NATO Üyeliği ve Çevreleme Stratejisinin Kurumsal İmzası 18 Şubat 1952 Türkiye resmi olarak NATO’ya kabul edildi. Bu adım, devletin güvenlik bürokrasisinin küresel takvime entegre
Tarih
Gündem
Telefon elimde öylesine geziniyorum. Parmağımı yukarı kaydırdıkça videolar peşisıra akıyor. Neler mi çıkıyor karşıma: — Tayyip Erdoğan: "CEHAPE dövüş kulübünden farksız; gelişmeleri biz de kenardan izliyoruz, bizim olup bitenle uzaktan yakından alakamız yok. Ama sokağa inerlerse iş değişir, dedi. — Kurmay Kayyum Kemal Butlancıoğlu: "CHP artık benim, olağanüstü kurultaya gitmek dışında bütün yetkiye sahibim ne istersem yaparım, zaten çoğunuz hırsız, arının da gelin" dedi. — CHP'mizi hırsızlardan arsızlardan kurtaracağız diyen Kayyumcuzade Gürsel Tekin'in Bodrum'da kiraladığı evin 52 değil 155 m2 olduğu ve 4 yıldır kirasını ödemeyip üstüne yattığı, icra takibinde olduğu ortaya çıktı... — Selden kütük kapmak için Kemal Butlancıoğlu'nun safında yer alan "tomruklar" yeniden milletvekili olabilmenin hesabını yapıyorlar... — İmamoğlu, mahkemede bilmem kaçıncı savunmasını yapacak.. — Murat Bardakçı HABERTURK'ün eski bir videosunda Abdülhamid'in 16 eşini tek tek sayıyor... — Enflasyonda dünya beşincisiyiz... — Altın fiyatları yine fırlamış... — Madenciler eylemde... — Polisler, bir grup öğretmeni yaka-paça otobüse zorla bindiriyor... — Özgür Özel ve en yakın arkadaşlarının milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılabilirmiş. Ankara'da dosya-fezleke çalışmaları hızlanmış... Telefonu bırakıverdim. — Nasıl bir ülkedeyiz yav?
Şu an CHP'nin içinde bulunduğu durum, eski siyasal genetik ile yeni kurumsal iddiaların bir laboratuvar deneyi gibi: Özgür Özel’in "Denklem Dışı" Hamlesi: Bu hamleyi tek başına "fedakarlık" olarak okumak da "mecburiyet" olarak okumak da resmi eksik bırakır. Gerçekçi olan, bunun rasyonel bir kurumsal tahkimat olmasıdır. Özel, karizmatik figürlerin (İmamoğlu ve Yavaş) gücünü kabul ederek kendini geriye çekmiş, ancak kurduğu "Aday Ofisi" ve "Ön Seçim" vaatleriyle o devasa şahsi güçleri kurumsal bir koridorun içine sevk etmeye çalışmıştır. İmamoğlu Denklemindeki Risk: Çerçevemizin tam isabetle yakaladığı gibi, partinin "A, B, C ve Z" planlarının tamamen İmamoğlu’nun şahsına (ve üzerindeki yargı tehdidine) endeksli olması, kurumsal yapının hâlâ dışsal ve kişisel bir kadere ne kadar bağımlı olduğunu kanıtlıyor. Kurum mekanizma üretiyor, ancak o mekanizmanın içini dolduracak olan enerji hâlâ tamamen "karizma" merkezli. 2017 referandumu muhasebesinin yapılamamış olması (Amnezi Dişlisi), partinin yapısal olarak geçmişin elit ağlarından tamamen kopamadığını gösteriyor. Ancak 2026'nın bu erken seçim sath-ı mailinde, tüzüğe işlenen kurallar ve genel başkanın sergilediği kurumsal hakemlik rolü, partinin en azından bu kez "aynı hatayı bile bile tekrarlamama" yönünde bir refleks geliştirdiğini gösteriyor. Dediğimiz gibi, önümüzdeki aylar bu gerilimi çözecek. Mekanizmalar (Aday Ofisi, kurullarla yönetim) kağıt üzerinde hazır; ancak iktidarın yargı hamleleriyle ya da liderlerin şahsi hırslarıyla ilk ciddi "baskı" geldiğinde bu barikatların yıkılıp yıkılmayacağını göreceğiz.
Siyaset