Alaçatı’da Aşk
Puan vermedi·180 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:16
Çok uzun zamandır kitaplığımda bulunan bir kitaptı, nihayet okudum ve bitirdim. Başkahraman Derin Mantra’nın etrafında dönen olaylar zincirinde öncesinde iki kez bir evlilik geçirmiş ve ikisinde de hüzünle karşılaşmış ve daha sonra İmbat adında birinde gerçek sevgili hisseden ve bunu yaşayan Derin’in hikayesini okuyoruz. Kitap ne çok fazla içine çekiyor insanı ne de büsbütün dışında bırakıyor. Okumak istersen akıp gidiyor. Sayfa sayısı da hallice. Alaçatı’dan, İzmir’den esintiler sunan kitap, Alaçatı'nın kekik kokulu rüzgarlarını, begonvillerini, yaseminlerini ve taş evlerinin sıcaklığını da satırlarında saklamış.
Alaçatı'da AşkMehmet Coral · Doğan Kitap · 200948 okunma
1/10
·180 syf.··
2025 38. kitabı
2024'ün 14 Nisan’ında kaybettiğimiz Mehmet Coral’ın Alaçatı’da Aşk kitabı 2009’dan beri kitaplığımdaydı. İlk okuma girişimimde, 7 sayfalık, ne olduğunu anlayamadığım, sayıklamalar şeklindeki giriş bölümünü görünce vazgeçmiştim. Geçen sene yeniden başladım. Ancak yine birkaç bölüm sonra bıraktım. Bu yaz daha kararlı davrandım. Zorla da olsa bitirdim! İlk kez okuduğum bir yazardı. Kitapta beğendiğim tek şey, karakterin ismiydi: Derin Mantra. O da oğlumun adaşı olmasından. Alaçatı’da sörf okulu olan Derin Mantra’yı tanıyoruz önce bir anlatıcının gözünden. 7 ay süren ilk evliliği… Onunla parası için evlenen ikinci karısı Su’dan kurtulması, ardından birden “ben” anlatıcıya geçiyor kitap. Derin’in ağzından devam ediyor. Alaçatı’da kalbinin yeniden aşka yelken açması var bu satırlarda. Neredeyse yarı yaşındaki İmbat ile yaşadığı aşk sancılarına, nereye varacağını anlayamadığım anılar, kişiler karıştı. Evi yanan bir kadına mesela sörf okulunda iş verdi ama sonra bir daha ondan bahsedilmedi. Kadın, Derin’in yangınla aklına üşüşen anıları anlatmak için bir araç oldu sadece. Benim de aklıma Çehov’un silahı geldi. Bir hikayedeki her ögenin zorunlu olması gerektiğini ve ilgisiz unsurların kaldırılması gerektiğini belirten bir ilke Çehov’un silahı. Yani bir sahnede bir silah varsa patlamalı, patlamayacaksa da silah orada asılı olmamalı! Bu yangın sahnesi nedense aklıma patlamayan silahı getirdi! Aşık olduğu Rum gencine kavuşamayınca işi deliliğe vurup kilise kalıntılarında yaşayan Fadime’nin öyküsü sonlarda zorlama da olsa bir yere bağlandı. Ama konular birbirine o kadar zayıf halkalarla bağlanmıştı ve betimlemeler o kadar çoktu ki (cümleler de çok uzundu), kitabı bırakmamak için kendimi zorlamam gerekti. Ve en önemlisi de Doğan Kitap’tan çıkan kitapta o kadar çok imla hatası
Alaçatı'da AşkMehmet Coral · Doğan Kitap · 200948 okunma
Reklam
Puan vermedi·125 syf.··
2025 23. kitabı
1842-1889 arasında yaşamış Fransız Şair Stephan Mallarme hakkında yazılmış ve hem şiir sanatı ile ilgili bilgi edinebileceğimiz hem de şiirlerini okuyabileceğimiz güzel bir eser. Mallarme “Sessizliğin, derinliğin şairi” olarak bilinir ve onun şiirlerinde her şey dile gelir ve fısıldaşır sanki. Şiirde ölçünün, veznin kısacası şeklin belini kıran şıradışı bir şiir düzensizliği ile karşılaşırız Mallarme ‘de. Hayatın kendisi ve insanın serüveni de böyle değil midir ki adeta bir öykünmüştür şair de onlara. Yani kendini, insanı anlatmıştır parça parça olan ve birleşen sonra ve tekrar parçalanan ama bütünlük peşinde koşan, bir Sisifostur anlattığı. İşte, en güzel dizelerinden bir sayıklama: İmbat Devirdim sayfaları! gönlümde yine hüzün var. Kaçmak! oralara kaçmak! Nasıl da mutlu kuşlar Göklerde köpükler arasında kanat çırpmaktan! Denizde ıslanan yüreğimi bu yolculuktan Hiçbir şey durduramaz, ne gözlerin yansıttığı O yaşlı behçeler, ne lambamın sürgün ışığı Aklığın savunduğu boş kâğıda bakıp duran. Ne de emzikli gelin bebeği doyuran. Gideceğim! Ve gemim doldurup yelkenlerini Kalkıyor, götürmek için o ülkelere beni! Hüzün bu, acımasız umutlarla aldanıyor, Sallanan mendillere yine inanıp kanıyor! Fırtınaları çağıran şu direkler, kim bilir Rüzgârların gömdüğü o batık gemilerdendir, Şimdi ne direkleri ne adaları kaldı... Boş ver kalbim, dinle tayfaların şarkılarını! Çeviri: Erdoğan Alkan
Şairler PrensiStephane Mallarme · Broy Yayınları · 200047 okunma
Her şey gün gibi ortada
9/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi’yi okuyup bitirdiğimde, frontal lobumda bir yanma hissettim. Hikâyeler başlıyor, ilerliyor, ama birbirine bağlanmadan devam ediyordu ve yarım kalıyordu. Merakım yükselirken onlarca kahraman Ankara sokaklarına dağılmış, kafam karmakarışık olmuştu. Bütün bu kahramanların başka kitapların kahramanları olduğunu öğrenince, azıcık beynimin soğumasını bekledikten sonra Baharda Yine Geliriz'e başladım. Beklememe gerek yokmuş; okumaya başlar başlamaz ön lobuma bahar geldi. (İmbat esti galiba — imbat, Ege’de denizden karaya doğru esen serin ve hafif bir rüzgardır. Yazar kafanızı karıştırmak isteyebilir dikkatli olun.) En çok Her Şey Gün Gibi Ortada adlı öyküye vuruldum. On defa okumuş olabilirim, hatta duygularımı paylaşacağımı düşündüğüm birkaç kişiye de okudum ya da okuttum. Barış Bıçakçı’nın dilinin özel bir tarafı var gibi geliyor bana. Sanki onun dilini kavrayınca, yazarın dünyasına açılan kapının anahtarını buluyorsun. Giriyorsun o dünyaya; azıcık veriyle onun gözünden bakıyorsun — ve gözlerine inanamıyorsun. Tanış oldukların, yeni tanıştıkların hepsi bir bütün hâlinde ayaklarının dibine seriliyor. Neyse ki yazar yazmaya devam ediyormuş; geçen yıl yayınlanmış bir kitabı varmış. Çok sevindim. Hemen sipariş verdim.
Edebiyat
Baharda Yine GelirizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20242,404 okunma
Puan vermedi·294 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 08:28
Herkese merhaba arkadaşlar, bugün size buram buram tarihi hissedeceğiniz bir kitapla geldim. Kitabın sayfalarını çevirdikçe tarihin derinliklerinden yükselen aşk çığlıklarını duyar gibi oldum. Aşkın, sadece kalpleri değil, tahtları, devletleri, hatta koca imparatorlukları bile nasıl sarstığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Roma generallerinden Kleopatra'ya, Bizans İmparatoru Jüstinyen’in Theodora’sına, Rus Çarı Petro’nun Katerina’sına… Tarihin en güçlü liderleri bile aşkın önünde diz çökmüş, gönüllerini dilberlerin ellerine teslim etmiş. Kanuni’nin Hürrem’e olan sevdası, Enver Paşa’nın Naciye Sultan’a duyduğu tutku… Bu kitap, aşkın tarih boyunca nasıl hüküm sürdüğünün kanıtı adeta. Sayfalar arasında ilerlerken Mustafa Kemal’in Fikriye’ye olan yürek dağlayan aşkına, Latife Hanım’la yürütmekte zorlandığı evliliğin hüzünlü izlerine de rastlıyorsuz. Bir yanda Çankaya’nın duvaksız gelini, diğer yanda imbat yeli gibi esen Latife Hanım… Adnan Menderes’in inişli çıkışlı sevdası da cabası. Derler ya, "Kadın var adamı vezir eder, kadın var adamı rezil eder." İşte bu kitap, tarihte aşk uğruna nelerin kazanılıp nelerin kaybedildiğinin samimi bir anlatımı. Mektuplarla, şiirlerle desteklenmiş bu öyküleri okurken zaman zaman yüreğiniz sızlayacak, zaman zaman aşkın derin dehlizlerine dalıp gideceksiniz. Tarihin unutulmaz aşklarına tanıklık etmek için bu kitabı mutlaka okuyun. Aşkın nasıl bir güç olduğunu hissetmek isteyenler için kaçırılmayacak bir eser. Kitapla kalın dostlar… Sevda bir tohumdur, sevda harmandır… #okudumbitti #reklamdeğildir #tavsiyekitap
Edebiyat
Tarihin Unutulmaz Aşkları ve Aşk MektuplarıMuammer Yılmaz · Ares Kitap · 20253 okunma
Puan vermedi
Sıcaktan kavrulan bir yaz ve fakir dört arkadaş... Necatiye takılarak kafayı bulurlar. Kerim, zengin kız arkadışından daha yeni ayrılmıştır. Kafayı bulduklarında hepsi birlikte sokakta şarkı söylemeye başlarlar. Pencerelerden dört kafadara katılanlar ve katılmayanlar vardır. Bu gençler Alsancak sahilinden gelen serin bir imbat ile hoş duygular yaşarlar. Yazar iç ve dış unsurları titizlikle birleştirmiş. Öyle ki sıcaklık, sokaklar , imbat gibi dış unsurlardan kalbe akan hoş bir duygu hissi uyandırmaya çalışmış.
İmbatla Dol, KalbimTarık Dursun K. · İthaki Yayınları · 202260 okunma
Reklam
Reklam