İnsanların birbirlerine âşıkken gündelik hayatlarına devam etmelerini anlayamıyordum. Böylesi bir hareket bana ihanet gibi geliyordu. Kötü sahnelenmiş bir piyes gibi. Sanki bir insana değil de, bir koltuğa âşık olunuyormuş gibi!
Geriye Kinyas kaldı. Arada bir dediğimi dinleyen tek insan. O da yok olursa ne olur? Kayra kalır. Kinyas’ı düşünüp gözyaşı döker yalnızken… Kayra kalır. Kinyas’ı rüyasında görür iki yıl… Kayra kalır. Kinyas’ın ölümünden on yıl sonra ne yüzünü hatırlar, ne yaşananları, ne de konuşulanları… Kinyas gider. Kayra kalır. Bu kadar basit olduğu için hiç sevemedim dostlukları, aşkları.
Kalbimiz bizi aldatır, kafamız oyunlar oynar ama gözlerimiz gerçeği görür. Gözlerinle bak. Kulaklarınla duy. Ağzınla tat al. Burnunla kokla. Teninle hisset. Bunların ardından düşünmek gelir ve onun ardından da gerçeği öğrenmek.
— Felix, dedi çocuksu bir ses tonuyla, hasatçılar yemek yemeye gidiyor, bense, o toprakların sahibi olduğum hâlde açım. Aşk da böyledir, onlar mutlular!