Dante'nin düşlediği Cehennem'de
insanları cezaya çarptıran Tanrı değildir. Aslında zaten ceza diye bir şey yoktur, ceza dediğimiz şey bir tercih konusudur. Günahkarlar tüm kurtuluş kapıları ardına kadar önlerinde açık dururken Arafa veya Cennet'e gitmek istememişler, acı çekilen yeri, yani Cehennem'i tercih etmişlerdir. Kullarından işledikleri günaha karşılık öç alan Tanrı değildir. Günahkâr kullar bağışlayıcı olan Tanrı'ya sığınmaktan kaçınmışlar, bir başka deyişle kendi kendilerini cezaya çarptırmışlardır.
Dante'nin İblis'i insanı baştan
çıkarmak için hiçbir zaman çaba harcamaz. Dante'nin İblis'i sadece cellattır.
Burjuvazi, bugüne kadar el üstünde tutulan ve önlerinde yerlere kadar eğilinen mesleklerin tüm saygınlığını çekip almış; hekimi de, avukatı da, rahibi de, şairi de, bilim adamını da kendi ücretli emekçisi yapıp çıkmıştır.
Komünist ayaklanmanın gerekliliği için gösterdiği tek neden burjuvanın barışçıl bir müzakereye asla yanaşmayacağı gerçeğiydi.
Ellerindeki gücü savaşmadan teslim etmeyecek, sahip oldukları zenginlikleri kendi elleriyle dağıtmayacak ve şüphesiz, konforlu yaşamlarından vazgeçmek istemeyeceklerdi. Paylaşmak istemiyorlardı çünkü paylaştıkları zaman kahvelerini ayaklarına getirecek, çamaşırlarını yıkayacak, arabalarını tamir edecek ve kakao çekirdeklerini toplayacak kimse kalmayacaktı. Komünist dünyada herkesin tembellik hakkı ve herkesin çalışma yükümlülüğü olacaktı.