Yunanlılar, Osmanlı.İmp. özerk bir millet oluşturan ilk halktı ve 1860'lara kadar Balkanlardaki tek bağımsız ülke olmayı sürdürdü.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Mithraizm, 3 yüzyıldan fazla bir süre boyunca Roma İmp. en ücra eyaletlerinde ve en farklı koşullar altında uygulanmıştır.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Reklam
Kanuni dönemi okadar ihtişamlıydıki 17. yüzyılda Osmanlı Imp. içine girdiği buhranlı yıllarda , ıslahat layihası kaleme alanlar Kanuni dönemini dönülmesi gereken "Altın çağ" olarak göstermişlerdi.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Alıntı
1911 ve 1913 yılları arasında Türkler'e ait olan Afrika ve Avrupa'daki topraklar, İngiliz yönetimine geçmişti. Artık İngiltere, Türkiye'nin tamamen parçalanmasını ve Asya'da ( Kahire'den Kalküta'ya uzanan) büyük bir koloni imp. kurmayı düşünüyordu. ( Suriye,Arabistan,Mezepotamya ve Güney İran bu imp. dahil edilmisti.) İngiltere geri kalan toprakları - dünya loca imp.'nun sadık hizmetkarları olan Rusya ve Fransa ile bölüşmeyi uygun görüyordu. İngiltere Türkiye'yi parçalamak amacı ile 'Balkan Birliği'ni kurdu. Bu birlik vasıtası ile Şark'ta rahatça -diger Avrupa devletlerinin müdahalesi olmadan- hareket edebilmeyi umuyordu. 1890'dan beri İngiliz politikası İran,Arabistan ve Küçük Asya'yı işgale yönelikti. Bu Lord Curzon'un gösterdiği hedefti yani; "Kahire'den Kalküta'ya Büyük İngiliz İmparatorluğu" Eskiden beri İngiliz localarının talebi olan "Bütün Afrika" ve "Kahire'den Kalküta'ya" sloganları ile ortaya atılan "Büyük İngiliz İmparatorluğu" düşü, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşmişti. 1916 Aralık ayının sonunda İngiltere Sina Yarımadası'nı, Bağdat'ı ve İran'ı (Rusya ile beraber) işgal etmişti. Yayılmacı İngiliz politikası bir düzine kadar Yahudi Lord'un elindeydi.İtilaf devletlerine egemen olan Yahudilik, Filistin'in İngilizler tarafından işgalini "Büyük Britanya 'nın himayesinde kurulmuş Yahudi Milli Devleti" olarak algılamış ve işgali senliklerle kutlamıştı. İlginçtir ki İngiltere Filistin'i işgal etmeden önce, İngiliz Dış İşleri Bakanı Lord James Balfour, Lord Rothschild'e bir mektup yazarak,İtilaf devletlerinin Filistin'i Yahudilere vereceğine ve Yahudi Devletinin A.B.D tarafından finanse edileceğine dair söz vermişti.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Tarih-Araştırma
Kişiler ve ülkeler değişse de planlarda degisiklik olmaz.
28 şubat 1910 da Sırbistan'da " Sırbistan büyük locası " tarafından gizli bir örgüt kuruldu. Bu örgütün amacı "eylem yoluyla propaganda yapmak" idi. Örgüt "milli" açıdan Avusturya- Macaristan imp.'nda ve Balkanlar'da " Büyük Sırbistan Hareketi" ni yaymak ister gibi görünüyordu. Örgütün bir de "enternasyonal" görevi vardı o da; Avusturya-Maceristan arşedikü Franz Ferdinand'ı öldürmekti. Suikastı gerçekleştirenler, görünürde "Sırp Milliyetçileri" idi. Ferdinand,tam Kosova Savaşı'n8n yıldönümü olan 28 Haziran'da eşi ile birlikte SarayBosna'yı ziyaret etmeye karar vermişti. Ancak üstü açık arabasında halkı selamlarken kalabalıktan fırlayan bir grup tarafından hedef alındı. Arşıdükü ve eşini öldüren kurşunları sıkan kişi ise, suikastçıların lideri olan Gavrillo Princip adlı genç bir Sırp'tı. Gavrillo Princip "Miada Bosna" (Genç Bosna)'nın bir üyesi idi. Dahası, merkezi Belgrad'ta olan "Kara El" ile yakın ilişki içinde olduğu,diğer bazı arkadaşlarının da bu örgüte bağlı olduğu biliniyordu. Sorgusu sırasında Narodna Odbrana'ya bağlı bir subayla ilişkileri olduğu da ortaya çıkmıştı. Kısacası suikast, Belgrad'ta ki milliyetçi Sırp örgütleri ile onların Bosna'da ki 'maşası' Miada Bosna'nın bir ürünüydü. Suikast eylemi uzun zamandan beri planlanmıştı ve amacı yalnızca 1. Dünya savaşını çıkarmak değil,savaş sonunda "YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ" kurmaktı.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Tarih-Araştırma
Yaralı, "Aah!.. Bırakın, İsa ," diye bağırdı ama imp sedyeye yatıraşkınadılar. Nikolay Rostov arkasını döndü yey arıyormuş gibi uzaklara, Tuna'nın sularına, gök-ne ve güneşe baktı. Gökyüzü ne kadar güzel, ne kadar sakin ve uçsuz bucaksız görünüyordu! Batmaya yüz güneş ne kadar parlak ve görkemliydi! Tuna'nın arında sular ne kadar tatlı parıldıyordu! Uzaklarda, en ardındaki maviye çalan dağlar, manastır, gizemli va-saçlarının en üst noktasına kadar sis altındaki çam an çok daha güzeldi... orada sessizlik, mutluluk vardı... toy, "Orada olsaydım başka hiçbir şey, hiçbir şey iste-dim," diye geçirdi içinden, "bu güneşin altında tek başı-orada olmak kadar büyük bir mutluluk yoktur, burada miltiler, acı ve korku ve şu belirsizlik, şu şaşkınlık... İşte yeniden bir şeyler bağrıldı, yeniden herkes geriye br koşuyor ve ben de onlarla birlikte koşuyorum ve te o, olum, üstümde, çevremde... An gelecek ve ben bu bu suları, bu geçidi bir daha hiç göremeyeceğim..... O anda güneş bulutların arkasına gizlenmeye başladı ; Rostov'un önünde başka sedyeler belirdi. Ölüm korkusu ve sedyeler, güneş ve hayat sevgisi... Bunların hepsi birbirine karışıp acı verici, rahatsız edici bir duyguya dönüşmüştü. Rostov kendi kendine mırıldandı: "Yüce Tanrım! Göklerdeki Tanrım, beni kurtar, bağışla ve koru!"
Sayfa 526 - Savaş ve Barış 1·Kitabı okudu
Reklam
Reklam