Roma'yı İmparator Neron yakmamış kardeşler..
Roma şehri yanarken Neron'un geçip keyifle yangını seyrettiği iddiaları da maalesef birer Hristiyan yalanı olarak tarihe geçmiştir. O büyük yangın çıktığında, Neron şehirden kilometrelerce uzaktaki yazlığında bulunmaktadır ve yangını haber alır almaz şehre gelecek ve yangını söndürmek için büyük bir çaba harcayacaktır. Kur'ân'ın Anlattığı Tarih - I Talha Uğurluel
1000Kitap
Yerebatan Sarnıcı
MS 526 yılının sıcak bir yaz gününde imparator Justinianus villasının teras katında bacaklarını İstanbul boğazından esen serin rüzgara doğru açmış taşaklarını lodosa üfeletirken, dönemin mimarının “efendim şu sarnıç projesi için ödenek çıkarmadınız, inşaat bekliyor” deyince; imparator da entarisinin eteğini sıyırıp “yere batsın sarnıcınız amk bu neymiş ya tamam gidin yapın napıyorsanız” demiş ve Yerebatan Sarnıcı’nın inşaasını resmen başlatmıştır. İnşaat 527 yılında tamamlanmıştır.
Reklam
Sır Grande imparator fatih sultan terim
Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez cennet bile olüm ister
Zihnini ne ile meşgul edersen, karakterin de ona dönüşür." der; İmparator Marcus Aurelius. Çünkü ruh, düşüncelerin rengiyle boyanır. Düşüncelerinin rengi ne kadar saf, berrak ve güçlü olursa; hayatına akacak olan kazançlar, fırsatlar ve mucizeler de o kadar çok olacaktır.
Elvada Suriye
Yermük Savaşında(636) müslümanlara yenildikten sonra Suriye'yi kaybeden İmparator Herakleios, kadim topraklara son kez dönüp şöyle der : "Elveda Suriye, artık bir daha asla görüşmeyeceğimiz bir veda... Düşmanın elleri için ne güzel bir toprak olacaksın, esen kal Suriye!"
Tarih
Part 2 - İslam'ın Arefesi
"Her şey ancak bu kadar kötü olabilir!" dedirtecek türden bir karanlığın ortasındayız. İmparatorluk, tarihçilerin deyimiyle "0. Dünya Savaşı" diyebileceğimiz bir savaşın tam ortasına düşmüştü. 602 yılında Sasanilerle başlayan ve 26 yıl boyunca Mezopotamya’dan Anadolu’ya kadae uzanan bu korkunç savaş, kadim iki süper gücü birbirinin gırtlağına sarılmış bir şekilde uçuruma sürüklüyordu. ​Persler, Romalıları art arda ağır yenilgilere uğratmıştı. 614 yılında Kudüs'e girdiklerinde sadece altın değil, Hristiyan dünyasının kalbini de söküp aldılar; Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine inanılan, Roma’nın en büyük manevi dayanağı olan "Gerçek Haç"ı ve kutsal emanetleri çalıp kendi topraklarına kaçırdılar. 619’da Mısır’ın tahıl depoları Perslerin eline geçmiş, 622’ye gelindiğinde ise Persler Konstantinopolis’in karşı yakasına, Kadıköy'e kadar işgal etmişlerdi. Surlara ise Avarlar dayanmıştı. Şehrin içinde tam bir kıyamet havası hakimdi. Roma’nın cenaze marşını çalıyordu. Slavlar Trakya’yı yağmalıyor, Avarlar surları kuşatıyor, Persler ise boğazın karşısına geçmeye çalışıyorlardı... Roma’nın sonu gelmişti. ​Peki durum gerçekten bu kadar vahim miydi? Dışarıdan bakıldığında evetti ama iyi bir göz önemli bir ayrıntıyı fark edecektir, fark etti de. Aslında bakılırsa Persler ülkelerinden uzaklaşarak ilk kumarı oynamıştı. Pers ordusu, başkentlerinden binlerce kilometre uzaktaydı ve bu ikmal hattı, bir ağdaki en zayıf bağlantı gibi kırılgandı. Ve en önemlisi Romalıların müthiş bir avantajı vardı: Donanma Gücü. Sasanilerin bir tane bile gemisi yoktu. Onlar karanın efendisiydi, ancak denizler hala Roma’nındı. ​Herakleios, patrikle anlaşıp kilisenin altınlarını, hatta meydandaki heykelleri bile eritip para bastı. Paraların üzerine "DEUS ADIUTA ROMANIS" yani "Tanrım, Romalılara yardım et"
Din
Reklam
Reklam