... Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakkî ve saadet-i hayatiyeyi beklesin. Böyle ahmaklardan mühim bir mevkii işgāl eden birisi demiş ki: Biz Allâh Allâh diye diye geri kaldık. Avrupa, top tüfek diye diye ileri gitti. (جَوَابُ الْاَحْمَقِ السُّكُوتُ) kāidesince, böylelere karşı cevâb sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht âkiller bulunduğundan deriz ki: Ey bîçâreler! Bu dünya bir misâfirhânedir. Her günde otuz bin şâhid, cenazeleriyle (اَلْمَوْتُ حَقٌّ) hükmünü imza ediyorlar. Ve o da‘vâya şehâdet ediyorlar. Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şâhidleri tekzîb edebilir misiniz? Mâdem edemiyorsunuz, mevt, Allâh Allâh dedirtir. Sekerâtta Allâh Allâh yerine, hangi topunuz, hangi tüfeğiniz, zulümât-ı ebedîyi o sekerâttakinin önünde ışıklandırır? Ye’s-i mutlakını ümîd-i mutlaka çevirebilir? Mâdem ölüm var, kabre girilecek. Bu hayat gidiyor. Bâkî bir hayat geliyor. Bir def‘a Top tüfek denilse, bin def‘a Allâh Allâh demek lâzım gelir. Hem Allâh yolunda olsa, tüfek de Allâh der, top da Allâhü Ekber diye bağırır, Allâh ile iftâr eder, imsâk eder.
Oruç tutarken sadece yemeyi bırakıp da, Allah’ın emirlerine aykırı hareket eden kimsenin durumu; abdest alırken bütün âzâlarını üçer defa meshedip ardından namaz kılan kimsenin durumuna benzer. Bu kimse, meshi birden fazla yapmıştır, ama abdestte farz olan yıkamayı terk etmiştir. Onun için, aslında bu abdesti reddedilir, ama o kimse, yaptığı bu işin makbul olduğunu sanarak yanılır. Yemeğini yiyen, ama tüm azalarını haramdan koruyarak onlara imsak ettiren kimse, her abdest azasım birer defa yıkayan kimseye benzer. Bu, abdest azalarını üçer defa yıkamamıştır. Ama farzı yerine getirmiş ve abdestini tamamlamıştır. Bu durumda, onun namazı aslî hükümlere uyduğundan, ameli de ilme uygun yapıldığından
makbuldür.
Sayfa 308 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu