9/10
·360 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:15
FUENTES, bilgi birikimine, özellikle derin entellektüel ve tarihsel bilgisine hayran olduğum ve kanımca yazdığı olağanüstü romanları hakettiği değere ulaşamamış, Latin Amerika’nın en büyük yazarlarındandır. Özellikle sahip olduğu bilgi birikimini, yüksek hayal gücünü de kullanarak anlaşılması çok zor olan, aynı zamanda bizleri edebi dilin zirvelerine taşıyan romanlara imza atmıştır; Terra Nostra, Artemio Cruz’un Ölümü, Koca Gringo ve daha pek çok romanı gibi. Bu romanında da Friedrich Nietzsche ile balkondan Meksika’nın panoramasına, sokaklarına bakarak, birbirleriyle konuşarak, özellikle Nietzsche’nin felsefi bakış açılarına değinerek deneysel bir roman sunuyor bizlere. FUENTES, kitabın arkadında da belirtildiği üzere, ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı bu romanında hayali bir devrimden yola çıkarak yerleşik gerçekleri sorguluyor. Her zamanki gibi anlaşılması hiç de kolay olmayan, ama edebi hazzın doruğuna doğru bir yolculuğa çıkartıyor bizleri….
Friedrich BalkonundaCarlos Fuentes · Can Yayınları · 201542 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 15:36
Halide Edip Adıvar ın otobiyografi si diyebiliriz. Yazar hem kendi hayatını kendi gözünden hem de Osmanlı İmparatorluğu nun son döneminin siyasal ve sosyal yönlerini, halkın yaşadıklarını, doğu- batı ikililiğini anlatmış. Çocukluk dönemini ama kendi ağzıyla değilde 3. Tekil şahıslar vasıtasıyla anlatıyor. Çocukluğunu o dönemin imkanlarkna göre yokluk içinde geçirmemiş. Bolluk içinde eğitim yönünden donanımlı geçirmiş. Sarayla da babasından dolayı bağlantılı geçirmiş. Sarayı da görmüş. Sadece o dönemde aile hayatı çok dalgalı düzensiz geçmiş. Kitabın adı da Çocukluğunda yaşadığı Mor Salkımlı Ev den geliyor. Anne sevgisi çok görmemiş çünkü annesini küçük yaş da kaybetmiş. Ona daha çok anneannesi bakmış. Ona da Haminne diye hitap etmiş. Kitaba bu adı verme sebebi bence de o çocukluğunun geçtiğş evi unutmak istememesi. Babası Edip Bey dir. Küçüklüğünden beri gerek evde gerek de okullarda kaliteli hocalardan eğitim almıştır. Rumca, Arapça, Fransızca bilmektedir. Piyano çalar. Kendini çok yönlü bir şekilde geliştirmiştir. İlk evliliği öğretmeni olan ve aralarında çok yaş farkı olan Salih Zeki Bey le olmuştur. Çocukları da olmuştur. Sonraki evliliği Adnan Adıvar ile olmuştur. Milli mücadeleyi desteklemiştir ve isyancıların hedefinden kaçmak için Mısır a gitmiştir. Orada da boş durmamıştır. Oradaki farklı bölgelerde okullar açmıştır. Destek olmuştur. Özellikle kız çocuklarının okumasını çok istemiştir. Tüm bunları yaparken de bazen hümanist tavır takınmıştır bazen de milli mücadeleyi destekleyici tavrını belli etmiştir yani taraflı olmuştur. Milli Mücadeleyi desteklemesi ve bu yçnden etkilenmesinin sebepleri Ziya Gökalp ve Yısuf Akçura olabilir. Yazar düşüncelerini belirtirken insanı sprgulamaya yönlendiriyor. Direk bilgi vermemiş bu da hoşuma gitti. Bend earaştırma isteği
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Reklam
6/10
·304 syf.··
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:14
Gece Yarısı Treni; yalın ve zihin yormayan anlatımı, klasik ama her dönem ilgi çekmeyi başaran bir konuyu merkeze alması, anların kıymetini fark etmek, hayatın anlamını sorgulamak, karanlığı görmeden ışığın değerini anlayamamak ve deneyimlerin sonunda yapılan değerlendirmeler ile başlangıçtaki seçimler arasındaki farklara vurgu yapan yapısı ile kolay okunan bir kitaptı. Ancak ilk yarısında yer yer didaktik hissettiren konuşmalar ve içine girmekte zorlandığım, durgun ilerleyen işleyiş nedeniyle hikâyeyle güçlü bir bağ kuramadığımı hissettim. İkinci yarı ise bana Bir Noel Şarkısı ve 2006 yapımı Click filmini anımsatan kurgusuyla daha keyifli ve sürükleyici bir hâl aldı. Wilbur Budd, yokluk ve zorlu koşullar içinden büyük bir mücadeleyle sıyrılarak başarıya ulaşmış, Budd Kitabevleri zincirinin sahibi olmuş ve hayatı boyunca önemli başarılara imza atmış 81 yaşında bir adamdır. Ani bir kalp ağrısının ardından hayatını kaybettiğinde kendisini, çocukluk yıllarında ağabeyinin hediye ettiği trenin karşısında bulur. Bu tren, onun hayatının dönüm noktalarına yeniden tanıklık etmesini, geçmiş seçimlerini değerlendirmesini ve yaşamını anlamlandırmasını sağlayacak sıra dışı bir araç olacaktır. Wilbur bu yolculuk boyunca, dışarıdan büyük bir başarı hikâyesi gibi görünen hayatında yaptığı seçimleri, hataları ve kayıpları yeniden gözden geçirirken; bugünkü deneyimi ve birikimiyle gerçekten değer verdiği şeyleri, kaçırdığı fırsatları ve ihmal ettiği insanları çok daha net görmeye başlayacaktır. @koaladankitaplarr ile birlikte okuduğumuz, Gece Yarısı Kütüphanesi evreninde geçen bu kitap, son bölümlere doğru o hikâyeye ile de küçük bir bağlantı kuruyor. Gece Yarısı Kütüphanesi kadar içine çekildiğimi söyleyemesem de, hayatı farklı bir açıdan değerlendiren, "ya şöyle olsaydı" sorusunu
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026194 okunma
Mendil Altında
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap Adı : Mendil Altında Sayfa Sayısı : 245 Yazar: Memduh Şevket Esendal ''İçindekiler'' bölümünden sonra, kitabın ilk iki sayfası İstanbul doğumlu Memduh Şevket Esendal'ın hayatıyla ilgili temel bilgileri içeren biyografisine ayrılmış. Kendi kendine Fransızca, Farsça ve Rusça öğrenmesiyle dikkatimi çeken yazarımız müfettiş, büyükelçi ve milletvekilliği görevlerinin yanı sıra edebiyat alanında üstün başarılar sergilemiş; Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu'nca da okullara tavsiye edilen anı, mektup, hikaye ve roman tarzında birçok esere imza atmıştır. Kitabımızda yer alan hikayeleri henüz okumadan önce M. Sunullah Arısoy'un ''Edebiyatçılarımız Konuşuyor'' başlığıyla 1953 yılında Varlık Yayınları Cep Kitapları 73. sayı sayfa 5 ile 15 arasında Memduh Şevket Esendal'la yaptığı röportaj karşılıyor bizi. Bu röportajla birlikte Memduh Şevketi biraz daha yakından tanıyor bütün sorulara titizlikle verdiği yanıtlara, mütevazi kişiliğine, zarif nüktelerle süslediği keskin zekasına bire bir şahit oluyoruz. ''Nasıl yazarsınız?'' Diye sorunca Sunullah Arısoy ''İşte, oturur yazarım. Gecesi gündüzü belli olmaz. Ne zaman olsa yazarım'' diyerek cevap veriyor. Bir başka soruyla ise bugünkü edebiyat hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyor. ''Hiç hüküm veremem'' diyerek söze başlıyor ve devam ediyor. ''Söyleyeceklerim tam olarak doğru olmasa da ben insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım. İnsanları yuğunmuş mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmam. Tam bir ferah içinde yaşamıyorken bir de karanlık ve kötü şeylerden bahsederse bize.. Onları okursak... Bu insanları bir havana koyup ezmeye benzer. Halbuki insanların içinde bir umut olmalı, yaşama umudu... Neşe vermeli insanlara okudukları. Ancak dediğim gibi
Edebiyat
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2012848 okunma
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 126. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Zarif Oktay kaleminden Zarif Örgüler 3 kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 107 sayfalık bir kitap •Normalde buralarda beni hep sayfaların arasında, bambaşka dünyalarda gezerken görmeye alışkınsınız, biliyorum. Ama benim için o okuma maratonlarının arasında zihnimi dinlendirmek, kahvemi yudumlarken el emeği bir şeylerle uğraşmak inanılmaz bir terapi. •Kitabın içeriğinde hırkalardan yeleklere, kazaklardan bluzlara kadar her tarz için ayrı bir model var. Benim en çok aklımı başımdan alan iki model oldu: •Biri o pofuduk, sıcacık duran pembe Puffy Hırka. Hırkanın o sağa sola çaprazlama ilmek tekniklerini, dik yaka detayını örgüye hiç başlamamış birinin bile anlayacağı şekilde adım adım, fotoğraflarla anlatmışlar. Diğeri ise renk geçişlerine bayıldığım, angora iplerle örülen o kruvaze yakalı bluz. •Hangi model için kaç yumak gidiyor, şiş numarası ne olmalı, kaç ilmekle başlanıp nerede artırılacak, A'dan Z'ye her şey o kadar pratik ve net ki, örgüyü sadece bir hobi değil, kendi modanızı yaratma sanatı haline getiriyor. •Yazar Zarif Oktay, İlmek İlmek Sanat diyerek yola çıkmış ve yünün o büyüleyici, sıcak dünyasını zarif bir dille aktarmış. •Arka kapağında ki sözü çok sevdim; Yün, yalnızca bir iplik değil; bir miras, bir tutku, bir masaldır, diyor. Gerçekten de öyle. Eğer siz de bu ara hem zihninizi dinlendirecek hem de bittiğinde bunu ben yaptım diyerek gururla giyeceğiniz tasarımlara imza atmak istiyorsanız, bu rehbere mutlaka bir şans verin derim. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Zarif Örgüler 3Zarif Okay · Parlayan Kitap · 20261 okunma
Yapay ile gerçeklerin harmanı bir dünya
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:29
Çok ilginç ve çarpıcı bulduğum tespitler: Hümanizmin dünyayı, hiç olmadığı kadar değiştirdi; sosyalizm, liberalizm ve nazizim özünde hümanizmin kollarıdır. Bunların hepsinin temelinde, farklı şekillerde, insan vardır. İnsanlar, para, ahiret, mit ve millet hikayeleri anlatıp bunları hayatlarına yansıttıkları için yapay bir gerçeklik yarattı. Bu da "herkes için doğruysa demekki bunlar gerçek" yanılsaması yaratıyor. İnsanlar bu kurmaca düzenlerde egemenler tarafından zorla kullanılıyorlar ve isyan edip egemenleri yok etmeleri engelleniyor; Tanrı, millet, para, devlet vb. herşey yapay düzen ve kurmacalardır. İnsanların, inanmayı bıraktıklarında buharlaşacak şeylere koca koca imparatorluklar da dahildir. (Sovyetlerin bir masada, bir kaç adam tarafından atılan imza ile dağıtılması örneği veriliyor) Çocukların, boşanan anne babasının durumunun kendi yüzünden olduğuna inanması gibi, tek tanrıcılığa inananlar herşeyin kendileri için yaratıldığı sanrısı içindedirler. Herşey bir kurgu ve oyun iken neden onlardan faydalanmak yerine onlar için hayatlarımızı feda edelim? Modern zamanlardaki oyunun kuralı ve sözleşmenin özeti: insanlar güç elde etmenin karşılığında hayatın nesiller boyu varolagelmiş anlamını terk etmiştir. Ve hayatın bizim yüklediğimiz bu kurgular dışında bir anlamı yoktur. En büyük keşif, insanın cahil olduğunu fark etmesidir. Evrimsel Hümanizmin öne sürdükleri, Naziler dışında, doğrudur; bazı kültürler daha üstündür. Savaşta veya fakirlikte sakat kalan, yakınını kaybeden veya acı çekenler bir anlama sığınarak güç alırlar ve bunlar, (Ulus, din, ahiret, cennet, şehitlik gibi) yapay anlamlardır. Bu anlamlar, egemenler tarafından ne kadar büyütülürse, yönetilenlerce o kadar derin ve gerçek kabul edilir. Modern psikiyatri bilimine göre, "özgün arzu" veya "iç sesimiz"
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Reklam
Reklam