Çiçek, Çiçeğim… Keşke sonun böyle olmasaydı. Bu kitabı okumak, seni okumak çok güzeldi. Senin için mutlu olmak, senin için ağlamak çok güzeldi. Kendini kötü sansan bile içindeki iyiliği görmek çok güzeldi. İçindeki o çocuğun Ayza’yla beraber dışarı çıkacağına inanmak, senin tekrar bir çocuk gibi mutlu olacağına inanmak çok çok güzeldi.
Ayza, Çiçek’i en çok sevdiğine inandığım sen oldun. Onu sevdiğini söyleyen herkese inat bunu hissettiren tek kişi oldun. İyi ki, iyi ki Çiçek’in hayatında oldun.
Dolunay, Çiçek’i hak etmediğini düşündüm hep. Kitabın sonuna kadar da böyle hissettim. Dolunay, Doğukan, Asır, Kübra, Efe, Aycan… Hiç biri hak etmiyordu bence Çiçek’i. “Kalbim seni istiyor” diyen Asır bile.
Kitabın sonunda onların da acı çekip, çekmediğini görmek isterdim. Bence Çiçek’in hayatına en son giren Ayza bile onlardan daha çok acı çekmiştir.
En acısı da Çiçek hep onların en sevdiği şeyleri bildi, ama hiç biri, kardeşi bile, o en çok neyi sever bilemediler. Hiçbiri, hiçbir zaman onun yanında olmadılar, Dolunay’ın yanında oldukları gibi Çiçek’in yanında hiç olmadılar. Belki yanında olsalardı hiç bir şey böyle olmazdı.
Ayza iyi ki vardı, iyi ki Çiçek kimsesiz kalmadı…