Puan vermedi·94 syf.··
2026 32. kitabı
Yazarın yaşarken yayımlanan son eseridir. Ben Can yayınlarından İnci Kut’un çevirisini okudum. Dil akıcı, bütünlük bozulmamış, acabaya düşmeden bir okuma yaşattı. Kitap, 90 yaşındaki bir ihtiyarın ruhi tatminsizliğini genelev maceralarıyla gidermeye çalışmasını konu edinmiş. En sevdiğim kısmı iğrençliği sansürlü bir şekilde rahatsız etmeden okutuyor olması. Yargılarken mide bulandırmıyor. Genelevin müdavimi olan hatta madalya alan bu dede tam da 90. yaş günü için bakire genç bir kız ister. Başta olmazken sonra olur ve ona asla dokunmaz, sadece seyreder ve adına aşk diyerek ona bağımlı hale gelir. Karakteri analiz etmeye çalıştım fakat bir türlü başarılı olamadım. Olgunlaşmamış bir karaktere mi sahip yoksa yalnız mı, ne istediğini bilmiyor mu veya kendini ispat etme çabası mı var? İhtimaller arasında dolaştım cevabı bulamadım. Gazetede köşe yazarlığı yapması, her hafta fikirlerini özgürce ifade etme gücüne sahip olması, öncesinde bir evlilik yapması, insanlarla bir problemi olmaması, hayvanlarla bağ kurması beni kesin bir sonuca götüremedi. Belki de kendini ispat etme çabasıdır sadece. Ve bunu ahlaksızca da olsa üstün bir başarı ile sergiliyor. Fakat bir okuyucu olarak bana bundan zevk aldığı duygusu geçmedi. Tekrar süreçleriyle alışkanlık döngüsü var. Son olarak bakire yeniyetme seçme sebebi bence yaşlanmaya karşı bir inkâr. Ve asıl zor olanı dokunmamak iken onu başarması kendini ispat etmesidir. Ve aşk diye adlandırması da sadece şehvani değil manevi olarak da dincim deme şekli olabilir.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2026 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:21
bu adam edebiyatımız içinde bir inci danesidir. kent kasaba ve köy üçlemesi olarak ele almalı her şeyden evvel eserlerini. hepsinde de mevzu ortak: insanın en derinlerindeki o bozgunculuk. ölüm ve cinsellik en sıradan, en yalın biçimiyle hep karşımızda. kurguyu sondan başlatması, karakterlerin birbirine antitez oluşturması, çürümenin temellerini küçücük cümlelerde verivermesi.. hep zeka işi
CanistanYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 20175,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·104 syf.·
2026 437. kitabı
Şeker Portakalı, Bülbülü Öldürmek, Çizgili Pijamalı Çocuk kitaplarında olduğu gibi anlatılan hikaye her ne kadar hüzünlü olsada anlatıcının çocuk olması, olaylara onların saf, temiz, masum, hesapsız ve çıkarsız, sevgi dolu duygularla yaklaşması damağımda hep farklı bir tat bırakmış, hep severek okumuşumdur bu tür kitapları. Uçurtmayı Vurmasınlar kitabı da hikayesiyle çok hüzünlü, insanı derinden etkileyen, acı tebessümlerle, duygularına yenik düşenlerin yer yer göz yaşlarıyla okuyacağı bir eser. Hikayemiz bir hapishanede geçiyor. Annesinin tutuklu olmasından dolayı annesiyle birlikte hapishanede yaşayan küçük Barış'ın hikayesi. Barış bir sabah uyandığında çok sevdiği İnci'nin onunla vedalaşmadan tahliye olduğunu öğreniyor, bu duruma çok üzülüyor ve başkalarının yardımıyla İnci'ye mektuplar yazmaya başlıyor. Kitap Barış'ın mektuplarından oluşuyor. Hapishanede yaşanan olayları, bu olaylar karşısında hissettiklerini, düşündüklerini, tertemiz duygularıyla, çocuk saflığıyla İnci'ye bir bir yazıyor. Tabi yazılan mektuplar kontrolden geçtiği için bir çok mektup yerine ulaşmıyor. Yinede mektup göndermekten vazgeçmiyor... Yazar hapishanede bulunan diğer mahkumlar üzerinden dönemin Türkiye'sine de göndermelerde bulunuyor. Zira yazar da cezaevinde siyasi suçlu olarak bir süre yatmış ve orada tanıklık ettiği olaylardan hareketle bu kitabı kaleme almıştır. Kitabın filme uyarlandığını, bu film sayesinde daha geniş kitlelere de ulaştığını söyleyebiliriz. Bir Türkiye gerçeğine yakından tanıklık etmek isteyenlere bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar...
İnceleme
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Feride Çiçekoğlu - Uçurtmayı Vurmasınlar
Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
Eser, tam olarak Dostoyevski'nin Beyaz Geceleri gibi Barış isimli bir çocuğun İnci isimli kendi gibi cezaevinde büyümüş bir arkadaşına yazdığı tek taraflı mektuplar şeklinde kurgulanmıştır. Tek seferde biten okuması kolay bir eserdi. Barış başta mektuplarını arkadaşına bir türlü ulaştıramamakta, cevap alamamaktadır ancak sonradan tek tük karşılık almaya başlar ancak hapishane yönetimi mektupları okumakta ve düzgün yazılsın diye insanları uyarmaktadır. Bu insanlar genellikle düşünce suçlularıdır ve solculardır. Bazı suçlulardan bahsederken "Onun suçu halkını sevmekmiş, bu yüzden cezaevine atmışlar, ben halkımı sevmeyeceğim.", "Onun suçu kitap okumakmış, ben kitap okumayacım." diyerek eser içerisinde mesajlar verir. Mektupları sansüre uğramasın diye yetişkin bir mahkuma ironik bir şekilde hükümet ağzıyla şifreli mektuplar da yazdığı olur. Zaten Barış'ın mektupları neredeyse tamamen cevapsız kalmaktadır çünkü çocuk aklıyla tabiri caizse "zülfiyare dokunmaktadır". Tvde Af çıkacak haberi görürler ve bir şenlik havası hakim olur ancak palavra çıkar ve insanların bütün tadı kaçar. İnsanlar ekip başı denen koğuş ağasını oylarıyla kendi seçmektedir ancak cezaevi müdürü emrivaki şekilde Sümbül diye bir kadını seçer. Eski sorumlu Zeynep hakkaniyetli bir kadındır ancak Sümbül hoyrat ve adaletsiz biridir. Mahkumlar onu döverler ancak karşılığında kendileri de idareden sağlam bir dayak yerler. Olaydan sonra Sümbül gemi daha da azıya alır. Esere adını veren olaylardan birinde annesi hastaneye gittiği için hayatında ikinci defa dışarı çıkan Barış bir uçurtma görür ve başında bekleyen askerlere "Uçurtma hapishanenin göğünden kaçmış ancak onu vurmayın." der. Hapishane üzerinde yine bir uçurtma uçurulur, kadın mahkumlar bunu izler ancak yönetim buna bile izin vermez. Gülünç bir
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
8/10
·85 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap adı:Delifişek Yazar: José Mauro De Vasconcelos Çeviri: İnci Kut Sayfa sayısı: 85 Kitabın türü: Roman// Biyografi "Şeker Portakalı" kitabını takip eden üçüncü kitabını okumaya başladım ve bitirdim çünkü ikincisi hala gelmedi. Zeze artık yetişkin yaşa ulaştığından çocukluğunda onu yalnız bırakmayan her şey ve herkes terketmiştir onu. Ne portakal ağacı vardır ne de karşıdan karşıya geçerken işkenceye dönüşen yol. Hayat yolunda ona artık başka ailesi eşlik eder, aslında istediği her şeye de sahiptir ama mutlu değildir, çünkü yetişkin sorunları onu oldukça çok huzursuz ediyordur. İçi içine sığmadığı için, yaşadığı yer de ona dar gelmeye başlar. Ya denizde uzun saatler geçirir ya da gece boyunca gemilerde çalışır. Kimsenin onu anlamadığını düşünüp, içini iyice kapar herkese. Ya rastgele gezmelere çıkar ya da kendine geçici meşguliyetler arar. Babası onu anlamaya başladığında, Zezenin aslında küçücük bir yerleşim yerine değil, keşfedilecek kocaman dünyaya ihtiyacı olduğunu anlar. Ona destek olmaya karar verir. Zezenin kendini arayıp bulması için kaçınılmazdır bu. Yeni işi gemilerle uzak diyarlara gitmektir artık. İlk başta dünyayı o kadar büyük sanmadığından bu durum biraz ürkütür onu. Bu kadar spoiler yeterli, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum Not: "Bazen bizi anlamayan insanlarla çevrili olduğumuzda dünya dar gelir, boş gelir" Aylin Özgür
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,7bin okunma
Puan vermedi·101 syf.··
2026 24. kitabı
“Bu belki de sevilmediğini bilmekten doğan bir elem, belki de sevildiğini bilmekten doğan bir hainliktir.” Sait Faik ‘in ilk ve son öykülerinden oluşan, 19 öykülük bir derleme. En çok Gümüş Saat öyküsünü beğendim. Kitabı okurken 70-80 yıl önce kullanılan ve cümle içinde inci gibi duran kelimeleri artık kullanmadığımıza içerledim.. Bu toprakların yetiştirdiği, kelimeleri satırlarda dans ettiren nice yazarlarlar, şairler varken, biz “aynen” demeye devam.. instagram.com/birkitapgibiii?... Hesabımdan da paylaşımlarımı görebilirsiniz
Az ŞekerliSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,893 okunma