Binaenaleyh anladım ki, bir düşünceyi anlamadan, özünü kavramadan ve künhüne vâkıf olmadan reddetmek karanlığa taş atmak gibidir ve hedefi vurma imkanı yoktur.
Kelâm ilmini bitirdikten sonra felsefe ilmine başladım. Gerçekten anladım ki bir ilme hakkıyla vakıf olmayan bir kimse, o ilimdeki bozukluğu, o ilmin saçtığı fesat tohumlarını anlayamaz. O derece vakıf olmalı ki, o ilmin en âliminin ilmine eşit olup mütaala ve tahkikat neticesinde onun derecesini geçmeli, onun bilgi sahibi olmadığı derinliklere dalabilmeli. İşte o zaman o ilmin bozuk olduğu iddeasının bir hak olduğu meydana çıkar.
Hiçbir İslâm âliminin çaba ve gayretini bu maksat için sarf etmiş, teksif etmiş olduğunu görmedim.